Bir ben biliyorum Yorgun gözlerinin altındaki halkaların Ebem kuşağı olduğunu ve İstediğinde yedi renk bakabileceğini Siyah saçlarındaki akların aslında Hırçın dalgaların gelgitlerinden oluşan Köpüklerin bulaşığı olduğunu
Bir ben biliyorum Yüreğinin severken Ölmekten değil de öldürmekten korktuğu için Tir tir titrediğini Kayboluşlarında kendini bulup Her şeye yeniden başlama hevesini Yalnızlığının nasıl kursağında bıraktığını
Bir ben biliyorum Dağların eteklerine ziller takıp Hızla doruklara kaçışından olduğunu Ruhunun serin esintisinin Hayatın çarmıhına Yalpalarda çürüyen tahtaların Paslı çivileriyle gerildiğini
Bir ben biliyorum Her kundaklama sonrası Ormanlarının zehrini Bir hışımla genzine çektiğini Bu yangınlarla Ciğerinin de yandığını Yine de hiç ağlamadığını
Bir ben biliyorum Bu şehrin goncalarını bile sevmediğini İnim inim inleyen gecelerinde Demlenemediğini Bir ben tanıyorum Ve bir ben seviyorum adamım seni Bu şehirde adam gibi...
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin Tekkede, manastırda eremezsin Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada Cennetin, cehennemin üstündesin.
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye! Bir şey daha var, bütün yaptıklarından başka...
Geceyi karanlık yapan, Güneşin aya küskünlüğüdür. Gündüzün aydınlığı, Ayın güneşe özürüdür. Hangisi sırtını dönebilir ki diğerine? Gökyüzü ikisinin de meskenidir....
Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini kaptanları sorgulayan yanından geçen küheylanların korku tufanına yakalandığı siyah gözlerine beni de götür güneş ülkesinden gelen yiğitler benzeri olmayan bir dünya kursun cellat,ayrılığın boynunu vursun...
Hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan, sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir. (Halil Cibran)
Merhabalar sayfa sakinleri :))
Ne güzel paylaşımlarınız var, sözlerinizle, ezgilerinizle, düşüncelerinizle ayrı birer renksiniz. Su gibi kıymetlisiniz.
Her gün kana kana musluktan içtiğimiz, durgun bir gölde, bereketli bir yağmurda, içini dökmek için akan nehirde, gemileri alabora eden denizlerde, okyanuslarda ve insan vücudunun % 70'inde var olan bu kıymetli SUdur.
Hayat, hepimizi zaman zaman sınar. Ve biz hayat denen okulda suyun hangi şeklini alacağımızı iyi düşünmeliyiz. Fırtınalarla gelen bir su, kendini kayalara vura vura eninde sonunda durulur. Ama hem kendine, hem etrafına büyük zarar verir..
Sen yürürsün rüzgar yürür Sabahlar sığmaz olur gözlerine Her adımda çözülür bir karanlık Şafaklar çiçek sunar ellerine Gün tutuşur Dağlar aydınlanır Yeniden aydınlanır Yeniden canlanan bu yaşam Türküler dizer saçının tellerine
Sen yürürsün rüzgar yürür Alıp savurur beni saçların En kalabalık alanlara götürür Bir cellat çıkar apansız Bir fidan yeşermeden çürür Ve kana bulanır ırmaklar Baştan başa geçer kentleri Kan temizlenir cellat ölür
Sen yürürsün rüzgar yürür Mahpuslar soluğunla umutlanır Toprak çatlar Gökyüzü bıçak bıçak şimşeklenir Görkemli bir yürüyüş başlar içimde Ve bir tan vakti Kırılır bütün güzellik yasaları Ağaçlar aşk açar bahçelerimde
Sen yürürsün rüzgar yürür Dallar eğilir Yapraklar secde eder yürüyüşüne Sular kabarıp dalgalanır Köpüklü başlarıyla selamlar seni Ve tanrılar kalır önünde Ne beyler ne krallar Seninle yazılır en büyük destan En güzel tarih seninle başlar
Sen yürürsün rüzgar yürür Bir sevinç boylanır dünyada Çocuklar korkusuz büyür Kan boğulur susar Dokunup geçtiğin her kuraklık Yemyeşil bir vadiye dönüşür
Sen yürürsün rüzgar yürür Bizi bu deprem günlerinde İnan ki bir şiirsiz yaşamak Bir de sensiz savaşmak öldürür
Bir Ben Biliyorum
Friedrich Nietzsche’ye
Bir ben biliyorum
Yorgun gözlerinin altındaki halkaların
Ebem kuşağı olduğunu ve
İstediğinde yedi renk bakabileceğini
Siyah saçlarındaki akların aslında
Hırçın dalgaların gelgitlerinden oluşan
Köpüklerin bulaşığı olduğunu
Bir ben biliyorum
Yüreğinin severken
Ölmekten değil de öldürmekten korktuğu için
Tir tir titrediğini
Kayboluşlarında kendini bulup
Her şeye yeniden başlama hevesini
Yalnızlığının nasıl kursağında bıraktığını
Bir ben biliyorum
Dağların eteklerine ziller takıp
Hızla doruklara kaçışından olduğunu
Ruhunun serin esintisinin
Hayatın çarmıhına
Yalpalarda çürüyen tahtaların
Paslı çivileriyle gerildiğini
Bir ben biliyorum
Her kundaklama sonrası
Ormanlarının zehrini
Bir hışımla genzine çektiğini
Bu yangınlarla
Ciğerinin de yandığını
Yine de hiç ağlamadığını
Bir ben biliyorum
Bu şehrin goncalarını bile sevmediğini
İnim inim inleyen gecelerinde
Demlenemediğini
Bir ben tanıyorum
Ve bir ben seviyorum adamım seni
Bu şehirde adam gibi...
Lou Andreas Salome
Oradan bakınca, sevinmiş gibi mi duruyorum?
Anlamadım, bu sözler bana mı?
Kendi ayaklarına bile, dolanıp düşer insan bazen,
İşte o zaman da, kendinin ellerinden tutup ayağa kalkıyoRuhum...
Sen de uzattın mı elini ruhuna?
Sevgiyle yoğrulmamışsa yüreğin
Tekkede, manastırda eremezsin
Bir kez gerçekten sevdin mi dünyada
Cennetin, cehennemin üstündesin.
Bir sır daha var, çözdüklerimizden başka
Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka
Hiç bir yaptığınla yetinme, geç öteye!
Bir şey daha var, bütün yaptıklarından başka...
Ömer Hayyam
Sevgili Amarna,
Samimiyetim ve sevgimle, samimiyetine ve nezaketine teşekkür ederim...
"İçinden yol geçmez
Ruhumuz gibi...
Ruhumuz,
İhmal edilmiş uzak bir doğu..."
Geceyi karanlık yapan,
Güneşin aya küskünlüğüdür.
Gündüzün aydınlığı,
Ayın güneşe özürüdür.
Hangisi sırtını dönebilir ki diğerine?
Gökyüzü ikisinin de meskenidir....
Nilgün Yıldırım
Artaç Bey,
Bazen bir damlasıyla yetinir ırmaktan su alan, bazen kaynağını kurutacak kadar acımasızdır...
Bir damla deyip geçme. Yeri gelir ayırır dostu düşmandan. Yeri gelir taşırır suyu bardaktan.
Az veya çok, illa ki vardır talip olan...
Çünkü ;
Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun...
Nurullah Genç
Hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan, sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir. (Halil Cibran)
Merhabalar sayfa sakinleri :))
Ne güzel paylaşımlarınız var, sözlerinizle, ezgilerinizle, düşüncelerinizle ayrı birer renksiniz.
Su gibi kıymetlisiniz.
Her gün kana kana musluktan içtiğimiz, durgun bir gölde, bereketli bir yağmurda, içini dökmek için akan nehirde, gemileri alabora eden denizlerde, okyanuslarda ve insan vücudunun % 70'inde var olan bu kıymetli SUdur.
Hayat, hepimizi zaman zaman sınar. Ve biz hayat denen okulda suyun hangi şeklini alacağımızı iyi düşünmeliyiz. Fırtınalarla gelen bir su, kendini kayalara vura vura eninde sonunda durulur. Ama hem kendine, hem etrafına büyük zarar verir..
Güzel, bereketli, huzurlu bir gün olsun...
Sen yürürsün rüzgar yürür
Sabahlar sığmaz olur gözlerine
Her adımda çözülür bir karanlık
Şafaklar çiçek sunar ellerine
Gün tutuşur
Dağlar aydınlanır
Yeniden aydınlanır
Yeniden canlanan bu yaşam
Türküler dizer saçının tellerine
Sen yürürsün rüzgar yürür
Alıp savurur beni saçların
En kalabalık alanlara götürür
Bir cellat çıkar apansız
Bir fidan yeşermeden çürür
Ve kana bulanır ırmaklar
Baştan başa geçer kentleri
Kan temizlenir cellat ölür
Sen yürürsün rüzgar yürür
Mahpuslar soluğunla umutlanır
Toprak çatlar
Gökyüzü bıçak bıçak şimşeklenir
Görkemli bir yürüyüş başlar içimde
Ve bir tan vakti
Kırılır bütün güzellik yasaları
Ağaçlar aşk açar bahçelerimde
Sen yürürsün rüzgar yürür
Dallar eğilir
Yapraklar secde eder yürüyüşüne
Sular kabarıp dalgalanır
Köpüklü başlarıyla selamlar seni
Ve tanrılar kalır önünde
Ne beyler ne krallar
Seninle yazılır en büyük destan
En güzel tarih seninle başlar
Sen yürürsün rüzgar yürür
Bir sevinç boylanır dünyada
Çocuklar korkusuz büyür
Kan boğulur susar
Dokunup geçtiğin her kuraklık
Yemyeşil bir vadiye dönüşür
Sen yürürsün rüzgar yürür
Bizi bu deprem günlerinde
İnan ki bir şiirsiz yaşamak
Bir de sensiz savaşmak öldürür
Adnan Yücel