Mısır yazınının ölümsüz eserlerinden biri, Ölüler Kitabı’dır. Bu, İsadan önce 1600 yılında başlayan Yeni Krallık sırasında ya da belki daha sonra, mezarlara ve türbelere yerleştirilen çeşitli büyü metinlerinden meydana gelmiş bir derlemedir. Büyülerin amacı, ölülerin ölümsüz olmasına ve kutlu varlığına yardım etmektir.
“SEVGİLİYE BÜYÜ YAPMAK İÇİN ŞİİR
Dinle beni, Re, İkiz Ufkun Şahini, tanrıların babası! Dinleyin beni, yedi Hatorlar, siz kaderin ağını örerken kızıl ipliklerle! İşitin sesimi, göklerin yeryüzünün tüm tanrıları!
Yalvarırım size, Şu güzel kız, anasının öz kızı, peşime düşsün hiç ölmeyecek bir arzuyla, Ardımdan yürüsün otlak arayan inek gibi, bebeğin üstüne düşen dadı gibi, sürüsünü önüne katan sığırtmaç gibi!
Onun bana âşık olmasını sağlamazsanız ömrümün sonu gelmiş demektir yanıp tutuşurum, kül olur giderim.”
Ülkemizde en çok hayali kurulan meslek "oyunculuk" imiş. Bence okuluna gitmeden de gayet başarıyla yapılıyor.. Şöyle bir etrafınıza bakın, göreceksiniz oscarlık oyunculukları...
En popüler oyunlar ise ; mutluluk oyunu, evcilik oyunu, dostluk /arkadaşlık oyunu, inanç oyunu, politika /siyaset oyunu....
ben, hüzünlü küçük bir periyi biliyorum okyanusta yaşayan ve yüreğini tahta bir kavalda usul usul çalan küçük hüzünlü bir peri geceleri bir öpücükle ölen ve sabahları bir öpücükle yeniden doğacak olan..
aşksız geçen günleri, düşmeli ömürlerden akşamın buğulu yoğunluğunda, gözlerinin ormanındayım yine bir suzinak şarkıya kurulmuş bütün saatler günlerdir peşim sıra, susmak bilmiyor ertelenmiş hüzünler dolaşıyor ayaklarıma kantlanıp uçuyor bütün sevinçler
bu şehrin en tenha yeri, kalbimdir şimdi en güzel yeri, çiçekçileri bir demet nergiz aldım sana, getiremedim bugün newroz'du, oturdum hevalno'yu dinledim tenimde bir ateş yandı günboyu
biliyorum, seni sevmek yeni yalnızlıklardır uzayıp giden bir çığlık, ince bir sızıdır yoksa, ömrümce borçlu kalırım aşka seviyorum, seviyorum başka seçeneğim yok yedeğimde yeni acılarım var, öderim diyetini yeni yazgılar bulurum belki, şiirlere vururum kendimi başımı kitaplara yaslarım toplarım şarkılardan yasadışı aşkları, sürerim alanlara
seviyorum başka seçeneğim yok yeter sınama beni...
Yaşam, kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa, Aklını konuşacak bir filozof yaratır. Zihnimiz bir süngerdir,, yüreğimizse bir nehir. Çoğumuzun akmak yerine, Sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
Son nefesim ol, içime es...
Mezopotamya'dan haberler...
Mısır yazınının ölümsüz eserlerinden biri, Ölüler Kitabı’dır. Bu, İsadan önce 1600 yılında başlayan Yeni Krallık sırasında ya da belki daha sonra, mezarlara ve türbelere yerleştirilen çeşitli büyü metinlerinden meydana gelmiş bir derlemedir. Büyülerin amacı, ölülerin ölümsüz olmasına ve kutlu varlığına yardım etmektir.
“SEVGİLİYE BÜYÜ YAPMAK İÇİN ŞİİR
Dinle beni, Re, İkiz Ufkun Şahini, tanrıların babası!
Dinleyin beni, yedi Hatorlar, siz kaderin ağını örerken kızıl ipliklerle!
İşitin sesimi, göklerin yeryüzünün tüm tanrıları!
Yalvarırım size,
Şu güzel kız, anasının öz kızı, peşime düşsün hiç ölmeyecek bir arzuyla,
Ardımdan yürüsün otlak arayan inek gibi, bebeğin üstüne düşen dadı gibi, sürüsünü önüne katan sığırtmaç gibi!
Onun bana âşık olmasını sağlamazsanız ömrümün sonu gelmiş demektir yanıp tutuşurum, kül olur giderim.”
Böyle bir sevmek görülmemiştir :))
Merhabalar PAX sakinleri :)
Ülkemizde en çok hayali kurulan meslek "oyunculuk" imiş. Bence okuluna gitmeden de gayet başarıyla yapılıyor.. Şöyle bir etrafınıza bakın, göreceksiniz oscarlık oyunculukları...
En popüler oyunlar ise ; mutluluk oyunu, evcilik oyunu, dostluk /arkadaşlık oyunu, inanç oyunu, politika /siyaset oyunu....
Mutlu günler :)
ben, hüzünlü küçük bir periyi biliyorum
okyanusta yaşayan
ve yüreğini tahta bir kavalda
usul usul çalan
küçük hüzünlü bir peri
geceleri bir öpücükle ölen
ve sabahları bir öpücükle
yeniden doğacak olan..
Furuğ Ferruhzad
<3 <3 <3
Ömrümün yettiği kadar...
Suzinak
aşksız geçen günleri, düşmeli ömürlerden
akşamın buğulu yoğunluğunda,
gözlerinin ormanındayım yine
bir suzinak şarkıya kurulmuş bütün saatler
günlerdir peşim sıra, susmak bilmiyor
ertelenmiş hüzünler dolaşıyor ayaklarıma
kantlanıp uçuyor bütün sevinçler
bu şehrin en tenha yeri, kalbimdir şimdi
en güzel yeri, çiçekçileri
bir demet nergiz aldım sana, getiremedim
bugün newroz'du, oturdum hevalno'yu dinledim
tenimde bir ateş yandı günboyu
biliyorum, seni sevmek yeni yalnızlıklardır
uzayıp giden bir çığlık, ince bir sızıdır
yoksa, ömrümce borçlu kalırım aşka
seviyorum, seviyorum başka seçeneğim yok
yedeğimde yeni acılarım var, öderim diyetini
yeni yazgılar bulurum belki, şiirlere vururum kendimi
başımı kitaplara yaslarım
toplarım şarkılardan yasadışı aşkları,
sürerim alanlara
seviyorum
başka seçeneğim yok
yeter sınama beni...
A. Hicri İzgören
Bu ne güzel bir şarkı böylee :)
Seni getiren yıllara ve yollara teşekkürler Elif CAN <3
Sen bir peri misin :))
Çünkü ;
Yaşam, kalbini okuyacak bir şarkıcı bulamazsa,
Aklını konuşacak bir filozof yaratır.
Zihnimiz bir süngerdir,, yüreğimizse bir nehir.
Çoğumuzun akmak yerine,
Sünger gibi emmeyi seçmesi ne garip!
Halil Cibran
Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu?
Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?
Necip Fazıl Kısakürek
İyi pazarlar herkese :))
Elif CAN, duygularımız karşılıklı :)
Ez tora zaf haskena...
Canan Hanım, başımızı (aklımızı) alıp gitmeyi başardık diyelim bedenimizle birlikte, peki bize asla itaat etmeyen yüreğimizi ne yapacağız? :))
Aklımızla yüreğimiz arasında kaldığımızda, akıl mı, yürek mi?