yan yana iki ülke gibiyiz seninle, ayın önünden geçen bulut önce seni karanlıkta bırakır sonra beni senden bana eser, yerine göre, yerine göre benden sana şakaklarımızı serinleten rüzgâr.
iki kıyı gibiyiz karşılıklı, hem ayırır bizi, hem bağlar birbirimize aramızda akan ırmak. İki tarih sayfası gibiyiz art arda birinde başlayan cümlenin sonu ötekinde düğümlenir ancak.
geldiği vakit hasat günleri iki ayrı ağızda aynı anda beliren bir gülümseme gibiyiz seninle ve iki ter damlası gibiyiz alnında elbirliği ile üretilip kardeşçe bölüşülen bir dünyanın.
Sesini duyan var Sesini duyanlar bizimkiler Bak yaşatmak için sana koşuyorlar Ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan Tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı Betonu tırnaklarıyla deliyorlar Çıkarsız hesapsız yüreklerinin susturamadığı sesini Elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine Gömülmesek de toprağa birlikte Acıya gömüldük hep birlikte Gömülmesek de toprağa birlikte Acıya gömüldük hep birlikte Gülcan bebe, Ayşe teyze, Mehmet amca, Fatma abla İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam Bir tane de değil ki hangi birine yanam İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam Bir tane de değil ki hangi birine yanam
Diyelim, sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda, sen de ordasın Herif bizden söz ediyor, bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe, mutluluğa doğru Her işin başında sevgi, diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım...
bak şu bebelerin güzelliğine kaşı destan gözü destan elleri kan içinde
kör olasın demiyorum kör olma da gör beni
damda birlikte yatmışız öküzü hoşça tutmuşuz koyun değil şu dağlarda san kendimizi gütmüşüz hor baktık mı karıncaya kırdık mı kanadını serçenin vurduk mu karacanın yavrulusunu ya nasıl kıyarız insana
sen olmasan öldürmek ne çürümek ne zindanlarda özlem ne ayrılık ne yokluk ne yoksulluk ne ilenmek ne dilenmek ne işsiz güçsüz dolanmak ne gün gün ile barışmalı kardeş kardeş duruşmalı koklaşmalı söyleşmeli korka korka yaşamak ne
kahrolasın demiyorum kahrolma da gör beni
kanadık toprak olduk çekildik bayrak olduk döküldük yaprak olduk geldik bugüne
ekmeği bol eyledik acıyı bal eyledik sıratı yol eyledik geldik bugüne
ekilir ekin geliriz ezilir un geliriz bir gider bin geliriz beni vurmak kurtuluş mu
Güneşli havada, gölgesini yitirmiş çınar ağacıyım...
Sen kimsin?
S/Ona...
:))
İnsanları, sevinçlerden çok, acılar yakınlaştırır.
Mutluyduk, bir acıyı iki ucundan tutup kaldırmaya çalışırken...
Ruhumdaki SIZI, şimdi nasılsın?
yan yana iki ülke gibiyiz seninle,
ayın önünden geçen bulut
önce seni karanlıkta bırakır sonra beni
senden bana eser, yerine göre,
yerine göre benden sana
şakaklarımızı serinleten rüzgâr.
iki kıyı gibiyiz karşılıklı,
hem ayırır bizi, hem bağlar birbirimize
aramızda akan ırmak.
İki tarih sayfası gibiyiz art arda
birinde başlayan cümlenin sonu
ötekinde düğümlenir ancak.
geldiği vakit hasat günleri
iki ayrı ağızda aynı anda
beliren bir gülümseme gibiyiz seninle
ve iki ter damlası gibiyiz alnında
elbirliği ile üretilip
kardeşçe bölüşülen bir dünyanın.
Kemal Özer
Ben buradayım, sesimi duyan var mı?
Sesini duyan var
Sesini duyanlar bizimkiler
Bak yaşatmak için sana koşuyorlar
Ak sakalına, çocuk yaşına bakmadan
Tırnaklarıyla kazıyorlar enkazı
Betonu tırnaklarıyla deliyorlar
Çıkarsız hesapsız yüreklerinin susturamadığı sesini
Elleri gibi kavuşturuyorlar birbirine
Gömülmesek de toprağa birlikte
Acıya gömüldük hep birlikte
Gömülmesek de toprağa birlikte
Acıya gömüldük hep birlikte
Gülcan bebe, Ayşe teyze, Mehmet amca, Fatma abla
İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam
Bir tane de değil ki hangi birine yanam
İçeride kaldı anam, içeride kaldı babam
Bir tane de değil ki hangi birine yanam
Donmuş yürekler arasında, sönmüş ateşlere inat sana çözülüyoRuhum...
Boğazımdaki düğüm, bugün nasılsın?
Ve inan...
Bir şarkı söyle, değişir dünyan...
Diyelim, sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda, sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor, bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe, mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi, diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım...
Can Yücel
ACIYI BAL EYLEDİK
«pir sultan ölür dirilir»
bak şu bebelerin güzelliğine
kaşı destan
gözü destan
elleri kan içinde
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni
damda birlikte yatmışız
öküzü hoşça tutmuşuz
koyun değil şu dağlarda
san kendimizi gütmüşüz
hor baktık mı karıncaya
kırdık mı kanadını serçenin
vurduk mu karacanın yavrulusunu
ya nasıl kıyarız insana
sen olmasan öldürmek ne
çürümek ne zindanlarda
özlem ne ayrılık ne
yokluk ne yoksulluk ne
ilenmek ne dilenmek ne
işsiz güçsüz dolanmak ne
gün gün ile barışmalı
kardeş kardeş duruşmalı
koklaşmalı söyleşmeli
korka korka yaşamak ne
kahrolasın demiyorum
kahrolma da
gör beni
kanadık toprak olduk
çekildik bayrak olduk
döküldük yaprak olduk
geldik bugüne
ekmeği bol eyledik
acıyı bal eyledik
sıratı yol eyledik
geldik bugüne
ekilir ekin geliriz
ezilir un geliriz
bir gider bin geliriz
beni vurmak kurtuluş mu
kör olasın demiyorum
kör olma da
gör beni...
Hasan Hüseyin Korkmazgil
90'lara gidemeyiz evet, ama onlar hep bizimle neyseki... Nostalji kokulu ezgiler...