Ben ona, sabah olamasam da Dingin bir ikindi olayım istemişimdir Herşeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin Yüzünde uçuk bir gülümsemeyle Yaslasın yorgunluğunu, gövdemin yaşlı çınarına Serip üzerine, yapraklarımın ağırlıksız yorganını Dinlendireyim istemiştim Üşütmek istememiştim. Ben ona ne istemişsem, bu yalnızlık aylarında Gecikmiş... İnce... Güzel ve uzak... Biraz da kendime istemiştim Sevgi adına...
yan yana iki ülke gibiyiz seninle, ayın önünden geçen bulut önce seni karanlıkta bırakır sonra beni senden bana eser, yerine göre, yerine göre benden sana şakaklarımızı serinleten rüzgâr.
iki kıyı gibiyiz karşılıklı, hem ayırır bizi, hem bağlar birbirimize aramızda akan ırmak. İki tarih sayfası gibiyiz art arda birinde başlayan cümlenin sonu ötekinde düğümlenir ancak.
geldiği vakit hasat günleri iki ayrı ağızda aynı anda beliren bir gülümseme gibiyiz seninle ve iki ter damlası gibiyiz alnında elbirliği ile üretilip kardeşçe bölüşülen bir dünyanın.
Hüzün, ellerindir şimdi, gözlerindir..
Hüzün, acıyla b/akan çocuk yüzleridir...
Sensizlikten geçen ama sensiz geçmeyen, sessiz günlerde sana SUsuyoRuhum...
Varlığın içindeki yokluk gibiyim...
Suskun limanım benim , sen nasılsın?
Kaç aynaya baktıysam, bembeyaz yüzümle
Hepsinde seni gördüm..
İçine daldığım aynalarda
Bulduğum kaçıncı çıkmaz sokaktayım
NERDESİN?
Yoktu karşılığı yüzünün...
Yok karşılığı bu hüznün...
Kent şarkıları CANdır...
Ucu kırık kalemimle çizdiğim mutluluk resminde, kendine yer arıyoRuhum...
Yapan var mı ki o resmi sahi?
Cevapsız sorum benim, sen nasılsın?
Ben ona, sabah olamasam da
Dingin bir ikindi olayım istemişimdir
Herşeyin usul usul durulduğu saatlerde gelsin
Yüzünde uçuk bir gülümsemeyle
Yaslasın yorgunluğunu, gövdemin yaşlı çınarına
Serip üzerine, yapraklarımın ağırlıksız yorganını
Dinlendireyim istemiştim
Üşütmek istememiştim.
Ben ona ne istemişsem, bu yalnızlık aylarında
Gecikmiş... İnce... Güzel ve uzak...
Biraz da kendime istemiştim
Sevgi adına...
Şükrü Erbaş
Güneşli havada, gölgesini yitirmiş çınar ağacıyım...
Sen kimsin?
S/Ona...
:))
İnsanları, sevinçlerden çok, acılar yakınlaştırır.
Mutluyduk, bir acıyı iki ucundan tutup kaldırmaya çalışırken...
Ruhumdaki SIZI, şimdi nasılsın?
yan yana iki ülke gibiyiz seninle,
ayın önünden geçen bulut
önce seni karanlıkta bırakır sonra beni
senden bana eser, yerine göre,
yerine göre benden sana
şakaklarımızı serinleten rüzgâr.
iki kıyı gibiyiz karşılıklı,
hem ayırır bizi, hem bağlar birbirimize
aramızda akan ırmak.
İki tarih sayfası gibiyiz art arda
birinde başlayan cümlenin sonu
ötekinde düğümlenir ancak.
geldiği vakit hasat günleri
iki ayrı ağızda aynı anda
beliren bir gülümseme gibiyiz seninle
ve iki ter damlası gibiyiz alnında
elbirliği ile üretilip
kardeşçe bölüşülen bir dünyanın.
Kemal Özer