Bir kırılma sesi duydum... Cam kırığı değildi, CAN kırığıydı duyduğum. Bir insanın, başka birinin içine, nasıl da cam kırıkları serptiğini gördüm . Ben, bir değil, bin CAN kırığı sesi duydum...
Gözlerinde bakışları kırıldı, sözcüklerinde sesi kırıldı... Kırıldı elinin sıcaklığı, ayaklarının izi kırıldı... Burnunun direğindeki sızı kırıldı.. Göğsündeki nefes kesildi, soluğu kırıldı.. Durdu kalbinin atışı, yüreğindeki kanatlar kırıldı... Bir bomba kuruldu, bir hayat kırıldı...
Kimselere güvenmemeyi, en güvendiğinden öğrenince, içindeki çocuk, çocuğun avucundaki mavi boncuk kırıldı. Ağlama sesi duymadım... Ben, bir değil, bin CAN kırığı sesi duydum...
Bana ne kadar kötülük yapılırsa yapılsın, kimseye saygısızca gitmedim. Aram bozuk olsa bile birinin bana ihtiyacı olsa, hiç düşünmeden giderim. Ama görüyorum ki saygının, sevginin, hatta şefkatin bile iyileştiremeyeceği insanlar var...
Yüreğinde bir ismin imzası var Ve sen onu silemezsin ! Söküp atamazsın, ne kadar uğraşsan da Seninle beraber büyür ıcındekı sızı.. İlk önce onu hissedersin Başkasına dokunduğunda, Unutma!
Ne çok ölüm haberi aldım son günlerde.. Sevdiklerimiz , en kıymetlilerimiz bırakıp giderken bizleri, elbet üzüleceğiz. Yaşayacağız acımızı, tutacağız yasımızı...
Annelerini, babalarını kaybeden evlatlar, evladını kaybeden anneler, babalar... Yaş kaç olursa olsun, her ölüm erken ölümdür, biliriz..
Ama hiçbir çocuk anne/babasından önce ölmemeli... Ne savaşta, ne barışta...
sen yenisin galiba; sözcüklerin akşamdan kalma dünyada, kendini yaşayacağın içten bir köşe yok omzunda eskimiş kuşlar, dilinde radikal bir rüzgâr gülcü çocuk, hayallerinde cimrisin, diyor sana sen yenisin galiba, ürkekliğin yabansı ve yabancı cümle kurmakta gecikiyorsun, harflerin serçe sen yenisin galiba; âşığa bağdat soruyorsun
sen yenisin galiba; aşkının işaret parmağı kayıp, için haram su’lar talanı, dışın dağınık dizeler iklimi kalbinden başka, geçmişin ve geleceğin yok gittiği yere kendini götüremeyen göçmez kuş sen yenisin galiba; her aşkta azınlığa düşüyor yüreğin bir aşkın içinde arabölgede milis gibi yaşıyorsun sen yenisin galiba, hiç haram öpücük biriktirmemişsin
sen yenisin galiba; diyalektiği ve aşkı şaka sanıyorsun kış serçesi gibi, pencere önlerinde telaş yapıyorsun aşk ile alışkanlığı birbirine karıştıran sayısal tarih, kuşların doğu’ya ölüme gitmesi, içini üşütmüyor sen yenisin galiba; aşkta havalar her dem kötü iki yenilgi arasında sözcüklerini araf’ta soğutuyorsun sen yenisin galiba; soruların yetim, cevapların öksüz...
Bir kırılma sesi duydum...
Cam kırığı değildi, CAN kırığıydı duyduğum.
Bir insanın, başka birinin içine, nasıl da cam kırıkları serptiğini gördüm . Ben, bir değil, bin CAN kırığı sesi duydum...
Gözlerinde bakışları kırıldı, sözcüklerinde sesi kırıldı... Kırıldı elinin sıcaklığı, ayaklarının izi kırıldı... Burnunun direğindeki sızı kırıldı..
Göğsündeki nefes kesildi, soluğu kırıldı.. Durdu kalbinin atışı, yüreğindeki kanatlar kırıldı...
Bir bomba kuruldu, bir hayat kırıldı...
Kimselere güvenmemeyi, en güvendiğinden öğrenince, içindeki çocuk, çocuğun avucundaki mavi boncuk kırıldı.
Ağlama sesi duymadım...
Ben, bir değil, bin CAN kırığı sesi duydum...
Duydum...
Ben bugün...
Ben o gün..
Ben bi gün...
Bana ne kadar kötülük yapılırsa yapılsın, kimseye saygısızca gitmedim. Aram bozuk olsa bile birinin bana ihtiyacı olsa, hiç düşünmeden giderim. Ama görüyorum ki saygının, sevginin, hatta şefkatin bile iyileştiremeyeceği insanlar var...
Sabahattin Ali
Bazı insanlar bulutlar gibidir. Sadece olmamaları bile iyi bir gün geçirmeniz için yeterlidir...
Bir "düş"tüm, kendi içimdeki boşluğa düştüm..
Gözlerinde başlardı gece
Yarım kalmış kitaplarda biterdi.
Alnımızda bilenen kör bir bıçaktı zaman
Kırılmış aynalardı
Susardın, durmadan susardın
Ve kar yağardı...
A. Hicri İzgören
?si=a7CpZukNs_WtAEla
Ateş böcekleri girecek denli
Alçacıktı penceremiz,
Hiç basamak yoktu sevinçlere..
Bin uykuyla dolu ve uykusuzduk
Biz hep böyle güzeldik ve çocuktuk...
İLHAN BERK
Yüreğinde bir ismin imzası var
Ve sen onu silemezsin !
Söküp atamazsın, ne kadar uğraşsan da
Seninle beraber büyür ıcındekı sızı..
İlk önce onu hissedersin
Başkasına dokunduğunda,
Unutma!
?si=ftH3r5mhxVSvuCMD
Söz !
Bırakmam...
Ne çok ölüm haberi aldım son günlerde..
Sevdiklerimiz , en kıymetlilerimiz bırakıp giderken bizleri, elbet üzüleceğiz. Yaşayacağız acımızı, tutacağız yasımızı...
Annelerini, babalarını kaybeden evlatlar, evladını kaybeden anneler, babalar... Yaş kaç olursa olsun, her ölüm erken ölümdür, biliriz..
Ama hiçbir çocuk anne/babasından önce ölmemeli... Ne savaşta, ne barışta...
?si=6wDRBqNJU0mcZrg6
sen yenisin galiba; sözcüklerin akşamdan kalma
dünyada, kendini yaşayacağın içten bir köşe yok
omzunda eskimiş kuşlar, dilinde radikal bir rüzgâr
gülcü çocuk, hayallerinde cimrisin, diyor sana
sen yenisin galiba, ürkekliğin yabansı ve yabancı
cümle kurmakta gecikiyorsun, harflerin serçe
sen yenisin galiba; âşığa bağdat soruyorsun
sen yenisin galiba; aşkının işaret parmağı kayıp,
için haram su’lar talanı, dışın dağınık dizeler iklimi
kalbinden başka, geçmişin ve geleceğin yok
gittiği yere kendini götüremeyen göçmez kuş
sen yenisin galiba; her aşkta azınlığa düşüyor yüreğin
bir aşkın içinde arabölgede milis gibi yaşıyorsun
sen yenisin galiba, hiç haram öpücük biriktirmemişsin
sen yenisin galiba; diyalektiği ve aşkı şaka sanıyorsun
kış serçesi gibi, pencere önlerinde telaş yapıyorsun
aşk ile alışkanlığı birbirine karıştıran sayısal tarih,
kuşların doğu’ya ölüme gitmesi, içini üşütmüyor
sen yenisin galiba; aşkta havalar her dem kötü
iki yenilgi arasında sözcüklerini araf’ta soğutuyorsun
sen yenisin galiba; soruların yetim, cevapların öksüz...
.........
......
S. Sarıoğlu