Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. .......... CAN YÜCEL...
Yerin seni çektiği kadar ağırsın, Kanatların çırpındığı kadar hafif.. Kalbinin attığı kadar canlısın, Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... Sevdiklerin kadar iyisin, Nefret ettiklerin kadar kötü.. Ne renk olursa olsun kaşın gözün, Karşındakinin gördüğüdür rengin.. Yaşadıklarını kar sayma: Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa, Sevdiğin kadardır ömrün.. Gülebildiğin kadar mutlusun. Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi, Sevdiğin kadar sevileceksin. .......... CAN YÜCEL...
sen hele sen berbatların en berbatı olan! içten pazarlıklı,kıskanç,saygı anlayışı sifir olan.çoğu nedircinin (senin gibilerin) korkunç bir çınayete kurban gittiğini duymuşmuydun....?
elimde olsa beni dinleyeceğini bilseydim seninle arkadaşlık yapmamasini isterdim.. böyle düşüdüğümü çok iyi biliyor... içimden geçeni söylemekten hiç çekinmem... ama sen kendini o konumda görmek istiyorsan gör senin tercihindir saygı duyarım......! yere düşeni kaldır deseydim sen yine başka şeyleri kaldiracaktin.
Hüznün resmi olmayacak,aynaya bakinca gördügüm.Gözümü kapatmaya zorlamak yerine büyük bir istekle yumacagim,gözümde tüterken “sen”! Sanki kendimi bildim bileli yalniz sana uyudum da yine uyanisim sana oldu her sabah.Sanki göz yaslarim sadece,ayaz vurunca yüzüme,döküldü istemeden.Gülmeler ve sevmeler sanki sadece “sen” le yasandi.Ince belli bardakta alti sekerle içtigim çayim degil,yudumlamaya doyamadigim “SEN”din.Seni bugün yasiyorum ama dedim ya; sanki dünümdün de…Di’li geçmis zamani kullanisim bundan.Evvel,bütün renklerimi zifir yutuyordu.Alabildigine en büyük tutkum denizlerim siyah; ruhumun,aydinligina eslik ettigi semâlar siyah,bildiklerim ve gördüklerim siyahti.Belki sözlerim,hatta gözlerim ve saçlarim misâli.Ama simdi siyah olanlar; yalnizca olmasi gerekenler.Aralarina; yillarin habersizce serpistirdigi aklara ragmen saçlarim,gözlügümün siper aldigi gözlerim ve zorla bulabildigim minicik ayakkabilarim.Hepsi bu.Hatiri sayilir sözlerim ebrûli,baktiklarim ve yasadiklarim ebrûli.Dileklerim,sinirlarim ve ellerim de tabi.Bir de seni satirlarima tasiyan kalemim.Kursun kalemim; adres olarak satirlara yönelir,bana hiç dokunmadan.Bana tek dokunan,sensiz uzayip giden,tutamadigim saatlerim.Ama olsun.Ayaküstü siirler yazarken adina,ben her anima sükür secdesindeyim… 24.03.2005 Persembe 09.24
beni de orada severler biraz gastritim olsa azmaz, o kadarlar bu omzumu çok silktim akşamdan beni orada hatırlarlar biraz
sen olsan sarsılırdın ben de sarsıldım beni orada bir karanlıklarla bırakırlar yaprakların ordan kara boyalarla bir yağmur beni tentelere alıştırırlar sevinçli, kuru üzümlere ve beklemeklere.
bir g3 piyade tüfek kadar soğukum biraz soğuk çok severim bilirsin, belki tek onu. konuşmak çok üzdükçe ağzımda uyuyan oku.
26. kattan bir çarşafın katıl katıl katladığı bulaşıksı kısık o tırmık rüzgârla dudağımı kestiğimi unutturur bıyık bot boyamdan silinirken bu buz.
en önde gidenin takılmaya fırsatı yoktur böğürtülere sanılır belki, piçotlarına. sonra yine o yağmurdan başlar bir tane o kanser filmler süzülür yarıklardan yağmur derim, yağmur, yağmur,
yağmuru komuturum arka odamdan. o konutları komut komut komuturum oysa komutan da kötü oturumu üstlenmek de. kalan sadece stratejisizlik biraz biraz atresimleri ve buruşukluk ağaçlara sığamamak biraz. bir şeyi biraz çok sevmek ve gömmek ellerini toprağa batırarak.
(...)
dinleme, bak, bakır bakır bak, On Dakika Ara'dan elimde bir bıçak, sırtımda bıçaklarla döndüm. makinist öldü, gençtim sahneye)
Seyislere sonunu getiren bir at Kapalı kamyonda sırtı dönük Otoban sesiyle büyüdü zız zız
Dişinde yeni çiçek, iyiniyet bir at bu Ama biraz katil, ben biliyorum Koşarsa biri yeniden adlandırılır Koşar o, atın biri değil çünkü. Yeni bir çiklet gibi sever denizi Çiğnedikçe yalnızlığını hatırlar, o suyu. Gök olup gürleyesinin gelmediği anlarda Bir katotoparkın akşamüstü kimsizliği olur. Deniz der tüyleri kabararak, çok büyük, Çok, beni boğup burnumdan getirirken suyunu.
Budur böyle At, dirilir, ki kim bilmez ki Böyle Atlar yorgun bir durumdur İyice eskir ki çatlasın karnı Bilir ki o karın bir gün yarılır Bir son yokuşa acıkır Böyle At Çıka çıka açık kalır karnı Kurtçuklar çıkar, ki çok küçüktür onlar Bu yüzden çukludurlar, ok çocuklu.
(...)
Yeter ki der ki o, terli terli der ki, Bağlantısız şeyleri kendimle hatırlarım, Kendimi yalıtmalıyım yayım Dayanıklı malıyım kanımın Dur dur ak dur dur ak arım Kendinden kurutul bir güneş ölüsünde Saçsızlaş da çarp kendini duvara Çarp bir atlet çenesini kendin yaparak.
Der, der o, der ki sonunda, Geminden boşalır her gemim. Gömdüğüm her bulut gibi öyle, Bahsetmemek isterdim Gösterenlerin gösteremeyeceği bir şey olarak.
Bir şey bir şey bir şeyler olarak Sondaj biter sonra hatasıyla. Seyis ölür At dirilir Bir kap idrar içer Atılır arar kamyonunu.
sen kendini dünyanin zirvesinde kusursuz ınsan sanmaya devam et, ohooo millet senle ne dalga geçiyor senin haberin yok.eleştiriye hiç gelemeyen kendini beğenmiş zavallı nedir (...) sen kendini bir odaya kapat,ve hayatinin gerikalan kısmını aynada oranı buranı seyrederek geçir..... (bir mantık yürütmek gerekirse burdan çıkacak sonuç herkes kötü ben iyi iyide dünya bundan mı ibaret..böyle bir mantık varmı varsa neden var yoksa neden yok yumurtamı tavuktan tavukmu yumurtadan polemıkeri sürüp gidecek ben merkezli düşünceler var olduğu müdet)
benmi ben horoz (!) polemiğe girmem işimi yaparim....!
.....ve sen ben degirmenlere karsi,bile bile,birer yitik savasçi,akariz dereler gibi denizlereeeee...belkide en güzeli böyle sen beennn....
......
canan değil can bilirim seni ben
gece gündüz bu sinemde dövünen
ne gönüldür ne yürektir
sen sen sen a gülüm sen sen sen...
.........
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
..........
CAN YÜCEL...
...şimdi kimbilir ne duygulardasın
belki de en tatlı uykulardasın....
sen kimsin yaa
sen
sadece
karşımda duran
değişsen de
ismi hep 'sen'
durağı hep aynı harflerden
hep aynı seslenişlerden geçen
sadece
'sen'
Sen benim canımsın...Daha ne olsun..
...siz çözülür mi gül ve mu/amma
yüreğimden hala habersiz misin
adını göklere yazarım amma
mehtabı kaybolur düşlerimin
Sen Dogdun Herkez Güldü; Yalniz Sen Agladin. Öyle yasa ki Sen Öldügünde Herkez Aglasin Sadece Sen GÜLLL! ! ! !
...de vefasız çıktın, sende hayırsız çıktın
sen de vicdansız çıktın adın batsın...
garip bırısın (N)
Benim karşımdaki...
...........
Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
Sende karar kıldığını...
Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
Sen bilsen yeter..
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
Eğilsen yeter...........
y.b.b.
*son günlerin dilime pelesenk ettiğinden, bir kaç satır yazmadan edemedim..; (
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
..........
CAN YÜCEL...
her zaman yanımda gibi görünen oysa hiç olmayan! yine önemli olan ailem ve ben,değişmez hakikat...
Gerçekte bana ait olmayan ama'benim' diyebildiğim...*
Adını hasret koydum...
Yakıştı sana...
Hem haline hem duruşuna...
sen diye bir şey yok sadece ben varım...
ve Ben..
Düşündüyünden de çok seviliyorsun
Bütün yollarım sana çıkıyor, bunu biliyorsun*
sen hele sen berbatların en berbatı olan! içten pazarlıklı,kıskanç,saygı anlayışı sifir olan.çoğu nedircinin (senin gibilerin) korkunç bir çınayete kurban gittiğini duymuşmuydun....?
elimde olsa beni dinleyeceğini bilseydim seninle arkadaşlık yapmamasini isterdim..
böyle düşüdüğümü çok iyi biliyor... içimden geçeni söylemekten hiç çekinmem...
ama sen kendini o konumda görmek istiyorsan gör senin tercihindir saygı duyarım......!
yere düşeni kaldır deseydim sen yine başka şeyleri kaldiracaktin.
Hüznün resmi olmayacak,aynaya bakinca gördügüm.Gözümü kapatmaya zorlamak yerine büyük bir istekle yumacagim,gözümde tüterken “sen”! Sanki kendimi bildim bileli yalniz sana uyudum da yine uyanisim sana oldu her sabah.Sanki göz yaslarim sadece,ayaz vurunca yüzüme,döküldü istemeden.Gülmeler ve sevmeler sanki sadece “sen” le yasandi.Ince belli bardakta alti sekerle içtigim çayim degil,yudumlamaya doyamadigim “SEN”din.Seni bugün yasiyorum ama dedim ya; sanki dünümdün de…Di’li geçmis zamani kullanisim bundan.Evvel,bütün renklerimi zifir yutuyordu.Alabildigine en büyük tutkum denizlerim siyah; ruhumun,aydinligina eslik ettigi semâlar siyah,bildiklerim ve gördüklerim siyahti.Belki sözlerim,hatta gözlerim ve saçlarim misâli.Ama simdi siyah olanlar; yalnizca olmasi gerekenler.Aralarina; yillarin habersizce serpistirdigi aklara ragmen saçlarim,gözlügümün siper aldigi gözlerim ve zorla bulabildigim minicik ayakkabilarim.Hepsi bu.Hatiri sayilir sözlerim ebrûli,baktiklarim ve yasadiklarim ebrûli.Dileklerim,sinirlarim ve ellerim de tabi.Bir de seni satirlarima tasiyan kalemim.Kursun kalemim; adres olarak satirlara yönelir,bana hiç dokunmadan.Bana tek dokunan,sensiz uzayip giden,tutamadigim saatlerim.Ama olsun.Ayaküstü siirler yazarken adina,ben her anima sükür secdesindeyim…
24.03.2005 Persembe 09.24
Bencilce tüketirken ademoğlu nefesini yek başına,ben ' sencillik' etmekte ısrarlıyım :)))
yine seni bekleyen yalnızlığa sürükleneceksin hercai bir boranın önünde
o düşünü kurduğun gecenin karanlığında sessizlikle başbaşa kalacaksın
tıpkı benim yalnızlığım gibiyok olacaksın varlığımda
ölümü isteyecek ama elde edemeyeceksin belkide
belkide kaçırıvereceksin son nefesinin hışmıyla hayatı
sonra boş gözlerle bakacaksın boşluğa ve bir beni arayacak gözlerin bu bomboşlukta
her taraf her yerde olacak
bulamayacaksın kaybedeceksin hürriyetini esaretin mahkumu olarak...
yani ben ;)
Sen benim yeryüzü cennetim'din, sen lanetli yaşama sunulmuş armağandın. Sen varya hem dert, hem derman olandın!
beni de orada severler biraz
gastritim olsa azmaz, o kadarlar
bu omzumu çok silktim akşamdan
beni orada hatırlarlar biraz
sen olsan sarsılırdın ben de sarsıldım
beni orada bir karanlıklarla bırakırlar
yaprakların ordan kara boyalarla bir yağmur
beni tentelere alıştırırlar sevinçli,
kuru üzümlere ve beklemeklere.
bir g3 piyade tüfek kadar soğukum biraz
soğuk çok severim bilirsin, belki tek onu.
konuşmak çok üzdükçe ağzımda uyuyan oku.
26. kattan bir çarşafın katıl katıl katladığı
bulaşıksı kısık o tırmık rüzgârla
dudağımı kestiğimi unutturur bıyık
bot boyamdan silinirken bu buz.
en önde gidenin takılmaya fırsatı yoktur
böğürtülere sanılır belki, piçotlarına.
sonra yine o yağmurdan başlar bir tane
o kanser filmler süzülür yarıklardan
yağmur derim, yağmur, yağmur,
yağmuru komuturum arka odamdan.
o konutları komut komut komuturum
oysa komutan da kötü
oturumu üstlenmek de.
kalan sadece stratejisizlik biraz
biraz atresimleri ve buruşukluk
ağaçlara sığamamak biraz.
bir şeyi biraz çok sevmek ve gömmek
ellerini toprağa batırarak.
(...)
dinleme, bak, bakır bakır bak,
On Dakika Ara'dan elimde bir bıçak,
sırtımda bıçaklarla döndüm.
makinist öldü, gençtim sahneye)
Seyislere sonunu getiren bir at
Kapalı kamyonda sırtı dönük
Otoban sesiyle büyüdü zız zız
Dişinde yeni çiçek, iyiniyet bir at bu
Ama biraz katil, ben biliyorum
Koşarsa biri yeniden adlandırılır
Koşar o, atın biri değil çünkü.
Yeni bir çiklet gibi sever denizi
Çiğnedikçe yalnızlığını hatırlar, o suyu.
Gök olup gürleyesinin gelmediği anlarda
Bir katotoparkın akşamüstü kimsizliği olur.
Deniz der tüyleri kabararak, çok büyük,
Çok, beni boğup burnumdan getirirken suyunu.
Budur böyle At, dirilir, ki kim bilmez ki
Böyle Atlar yorgun bir durumdur
İyice eskir ki çatlasın karnı
Bilir ki o karın bir gün yarılır
Bir son yokuşa acıkır Böyle At
Çıka çıka açık kalır karnı
Kurtçuklar çıkar, ki çok küçüktür onlar
Bu yüzden çukludurlar, ok çocuklu.
(...)
Yeter ki der ki o, terli terli der ki,
Bağlantısız şeyleri kendimle hatırlarım,
Kendimi yalıtmalıyım yayım
Dayanıklı malıyım kanımın
Dur dur ak dur dur ak arım
Kendinden kurutul bir güneş ölüsünde
Saçsızlaş da çarp kendini duvara
Çarp bir atlet çenesini kendin yaparak.
Der, der o, der ki sonunda,
Geminden boşalır her gemim.
Gömdüğüm her bulut gibi öyle,
Bahsetmemek isterdim
Gösterenlerin gösteremeyeceği bir şey olarak.
Bir şey bir şey bir şeyler olarak
Sondaj biter sonra hatasıyla.
Seyis ölür At dirilir
Bir kap idrar içer
Atılır arar kamyonunu.
sen kendini dünyanin zirvesinde kusursuz ınsan sanmaya devam et,
ohooo millet senle ne dalga geçiyor senin haberin yok.eleştiriye hiç gelemeyen kendini beğenmiş zavallı nedir (...)
sen kendini bir odaya kapat,ve hayatinin gerikalan kısmını aynada oranı buranı seyrederek geçir.....
(bir mantık yürütmek gerekirse burdan çıkacak sonuç herkes kötü ben iyi iyide dünya bundan mı ibaret..böyle bir mantık varmı varsa neden var yoksa neden yok yumurtamı tavuktan tavukmu yumurtadan polemıkeri sürüp gidecek ben merkezli düşünceler var olduğu müdet)
benmi ben horoz (!) polemiğe girmem işimi yaparim....!
benim olamayan
varsan ben varım
...............yokum