Ne zaman bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçimsıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin
Sen yokken kuyulara düşüyor düşlerim. Sen olmayınca sevda yetim, aşk öksüz, şefkat kimsesiz.sensiz hesaplarımın hepsi yarım kalıyor. Sensiz defterlerin hepsi açık duruyor.
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim. Olmadı. Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye. Sen yoktun....
Seni her özlediğimde sevgilim, Gökyüzüne bakıyorum; Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü. Seni her özlediğimde bir tanem, Denizlere bakıyorum. Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü. Seni her özlediğimde bir tanem, Kuşlara bakıyorum. O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü. Ve aşkım, seni her özlediğimde, Adında isyan ediyorum. Seni özlemek istemiyorum ben, Ben seni yaşamak istiyorum, Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum Ve seni sende görmek sadece
''Dağıtır saçlarını ve yalvarıp uzaktan Mavi bir iklim gibi çağırır beni sesin, Tertemiz göklerinde dal dal erguvan açan Rüyalarıma ışık ve özlem serpmektesin.''
yıldızlı bir gecede gözlerini gökyüzüne dikip aslında binaların arkasına gizlendiklerini ama onların pırıltılı bir gecede..denizin üzerine düşen yakamozlar kadar güzel oldugunu da bilirsin..
anlatsam…roman olurdun.. sonu gelmeyen gecelerde…beklenilen beyaz atlı prens olurdun belki de… gözlüklerini çıkarmaktan korkarak geçirdigin günleri düşündügünde üzülen ama bunların farkına varmamak isteyerek ve işte bu yüzden de gökkuşaklarını unutmak isteyerek yaşayan birisin sen… hemen yanından…çağlayan dereler akar ve kuş cıvıltılarının sesleri gelir….sense kulaklarını kapatır, başını çevirirsin …
sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor... hiçbir tabip şu yarama melhem olmuyor... boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor... gönlüm hep seni arıyor neredesin sen...
şu garip halimden bile işveli nazlı... gönlüm hep seni arıyor neredesin sen... tatlı dillim,güler yüzlüm a ceylan gözlüm... gönlüm hep seni arıyor neredesin sen...
Sen… Öyle birisin ki… Ben…yanında küçük kız hallerimle…mızıkçılık yapıp sana yaşamak istedigim sahil kasabasını anlattıgımda beni ilgiyle dinlersin..
Önce bir takı dükkanı açıcam biliyor musun..Ve tam da o takı dükkanının yanında aromalı kahveler yapıp satacağım küçük bir cafem olacak…likörlü kahveler hatta…tia maria mesela….
Limana demirleyen gemileri seyrederken….geceleri ay ışığında mavinin raksı gibi…uzaktan bir gitar tınısı gelecek ve ona sesimle eşlik edecegim. İşyerime bisikletle gidip gelecek.. ve bahcemde domatesle maydonoz yetiştirecegim.. Biriki tane tavugum olacak..folluktan yumurtaları toplayacağım her sabah… İş çıkışında şıpıdık terliklerimi giyip…mayomu üzerime gecirip…elime o an okumakta oldugum romanı alıp..diğer elimde smirnoff ice (hafif bir vodka limon) …sahile veya havuz başına inecegim..
Ve işte orada…yanımdaki koltukta … Sen oturuyor olacaksın.. İşte tam da bu esnada bilgece bana masum bir gülümseyiş fırlatan yüzünü hayal edebiliyorum…
Sen... oradaki adamsın…
Yaşamın getirdiği koşuşturmacadan en az benim kadar yorulmuş …ama birşeyleri bastıran…en az benim kadar… ve hatta benden daha tutkulu… ama bunu siyah tül perdelerle örten biri… onun içindeki kor olan kıvılcımları ancak benim gibi biri görebilir.. herkesten saklarsın ve başarırsın…ama ben bilirim… ben o alev topuna üfürüp alevlendirmeye çalıştıkça …sen küllendirirsin… bunun sebebi korku değil….belki yorgun bir alışkanlık…çünkü en az benim kadar cesursun.. belki omuzlarındaki sorumluluk yükleridir agır basan evin…işin...toplumun beklentileri….toplumun tabuları…..o tabuların yasakladıkları…. belki de hepsi…
Sen... İçinde yarattıgın hapishaneden ne zaman çıkacaksın peki? ?
Sen... Anlatsam…roman olurdun.. Sonu gelmeyen gecelerde…beklenilen beyaz atlı prens olurdun belki de… Gözlüklerini çıkarmaktan korkarak geçirdigin günleri düşündügünde üzülen ama bunların farkına varmamak isteyerek ve işte bu yüzden de gökkuşaklarını unutmak isteyerek yaşayan birisin sen… Hemen yanından…çağlayan dereler akar ve kuş cıvıltılarının sesleri gelir….sense kulaklarını kapatır, başını çevirirsin …ama bunlara bakmamanın nedeni başkadır.. Gözlerini onlardan kaçırmanın çok önemli bir sebebi vardır aslında…sıradan olamayışının arkasındaki giz de burada….aslında sen onların orada oldugundan herkesten fazla farkındasındır….bihaber olmaksa senin için mümkün değildir hatta…
Sen… yıldızlı bir gecede gözlerini gökyüzüne dikip aslında binaların arkasına gizlendiklerini ama onların pırıltılı bir gecede..denizin üzerine düşen yakamozlar kadar güzel oldugunu da bilirsin..
pandoranın kutusu gibisindir…içindeki mücevherleri herkeslere… yoldan her gecene göstermeden….dikkatlice saklarsın…onun gizemi ordaki inci ve elmaslara bir kat daha değer katar…istersin ki …o kutuyu açıp da içindeki güzelliklere vakıf olacak insan o kutuyu açmayı gerecekten hak etsin… çünkü o insanın o kutuyu açmasına izin veriyorsan eger …o kişi zaten senin için deger ifade eden uzunca bir yolu geçmiştir..yaptığın sınavlarda doğru secenegi işaretlemiş …çalışkan ve azimli bir örgencidir…o özelliği sen ona vermişsindir ki o kişi o kutuyu açabilmiştir.
Dokunmazsın…..çünkü dokundugun yerde yangın çıkacagını bilirsin.. Konuşmazsın…çünkü sözcükler tükenir.. Patlamaya hazır bir bombasındır…. olabildigince masum görünen… İşte bu yüzden ^^zor adam^^sın...çok zor…
'kim o deme boşuna benim ben
bir ben ki kapına gelen baştan başa sen'
Ö.A.
seni kendime sakladım..
hepsini ben hesapladım..
Ne zaman bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçimsıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin
sen yoksan herşey eksik
sen varsan herşey tamam
kadrimi kıymetimi
sana olan aşkımı
bilmedin bileceğin yok.
Sen yokken kuyulara düşüyor düşlerim. Sen olmayınca sevda yetim, aşk öksüz, şefkat kimsesiz.sensiz hesaplarımın hepsi yarım kalıyor. Sensiz defterlerin hepsi açık duruyor.
SeN....beklenen.....özlenensin......
Seni aramaktan yorgun düşmüş bedenimi karanlığın kucağına uzattım her gece. Bir an önce sabah olsun diye uykunun beni çekip almasını istedim.
Olmadı. Kaç gece sabahı ettim gözlerimi kapamadan, kaç gece merdivendeki ayak seslerini dinledim gelen sensindir diye.
Sen yoktun....
şeker
o kendini biliyor: :))
hiç yok bir öyküden geldin:P
varlığın ecel
yokluğun ölüm
düşünüyorum da
düşüncelerin engüzeli
senin beni
düşünüp
düşünmediğini
düşünürken
düşündüğünü
düşünmek
olsa gerek diye düşünüyorum
sen ne düşünüyorsun
bir de bendeki sen durumu vardır ki asıl 32 dişli organımızı kanalizasyona çeviren budur.
Odaların arkasına saklansan ne olur
Kendini hep suçlamaktan vazgeçsen ne olur
Bir sen vardın bu fani dünyada
Bir sen vardın şu fani dünyada.....
SENİ YAŞAMAK
Seni her özlediğimde sevgilim,
Gökyüzüne bakıyorum;
Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Denizlere bakıyorum.
Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü.
Seni her özlediğimde bir tanem,
Kuşlara bakıyorum.
O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü.
Ve aşkım, seni her özlediğimde,
Adında isyan ediyorum.
Seni özlemek istemiyorum ben,
Ben seni yaşamak istiyorum,
Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum
Ve seni sende görmek sadece
BEHÇET NECATİGİL
Aslinda yoksun beLkide geLip gectin..AsLinda yokSun benSe artik bittimm
Yarin yokmus bana gec oLsada anLadim..Pisman oLdum yeter tövbeLere kaLdim..
dürüstLuk adikLikSe ben adi bir inSanim guLecLik KeFaLetSe ben simdi naparim?
guLmeLere küstüm 6 nisanda öLdum 3 nisansa haLbuki tekrar dogdugum gun…
Bir SEN vardın şu fani dünyada....
... ve kuşlar gözyaşının gözyaşına benzediği kadar benziyorsunuz...
Kim,ben mi?
''Dağıtır saçlarını ve yalvarıp uzaktan
Mavi bir iklim gibi çağırır beni sesin,
Tertemiz göklerinde dal dal erguvan açan
Rüyalarıma ışık ve özlem serpmektesin.''
yıldızlı bir gecede
gözlerini gökyüzüne dikip
aslında binaların arkasına gizlendiklerini
ama onların pırıltılı bir gecede..denizin üzerine düşen yakamozlar kadar güzel oldugunu da bilirsin..
anlatsam…roman olurdun..
sonu gelmeyen gecelerde…beklenilen beyaz atlı prens olurdun belki de…
gözlüklerini çıkarmaktan korkarak geçirdigin günleri düşündügünde üzülen ama bunların farkına varmamak isteyerek ve işte bu yüzden de gökkuşaklarını unutmak isteyerek yaşayan birisin sen…
hemen yanından…çağlayan dereler akar ve kuş cıvıltılarının sesleri gelir….sense kulaklarını kapatır, başını çevirirsin …
Senin içinde kaynayan lavları kimseler bilmez…oysa orada cennet bahçelerinden mavi okyanuslara açılan ve gökyüzüne süzülen özgür martılar vardır..
9 şişe bira içmişim,
ve yarım şişe votka,
18 sigara tüttürmüşüm
hala tepemde oturmuş
ölüleri yürütüyorsun
balkonunda beynimin.
****
buk
sen hep güzeldin benimse, içtiğim herdamla yaralarıma vurmuş...
Ben ile birleşip,biz olan kuvvetten korkmalılar!
Sen
Vaktinden çok sonra gelen
Sevdalı bir yağmur gibisin
Çisil çisil gözlerimden......
Sen
Çıldırmış şairlerin
Titreyen mısralarında
Bahsettiği o perisin...
sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor...
hiçbir tabip şu yarama melhem olmuyor...
boynu bükük bir garibim yüzüm gülmüyor...
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen...
şu garip halimden bile işveli nazlı...
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen...
tatlı dillim,güler yüzlüm a ceylan gözlüm...
gönlüm hep seni arıyor neredesin sen...
Sen…
Öyle birisin ki…
Ben…yanında küçük kız hallerimle…mızıkçılık yapıp sana yaşamak istedigim sahil kasabasını anlattıgımda beni ilgiyle dinlersin..
Önce bir takı dükkanı açıcam biliyor musun..Ve tam da o takı dükkanının yanında aromalı kahveler yapıp satacağım küçük bir cafem olacak…likörlü kahveler hatta…tia maria mesela….
Limana demirleyen gemileri seyrederken….geceleri ay ışığında mavinin raksı gibi…uzaktan bir gitar tınısı gelecek ve ona sesimle eşlik edecegim.
İşyerime bisikletle gidip gelecek.. ve bahcemde domatesle maydonoz yetiştirecegim..
Biriki tane tavugum olacak..folluktan yumurtaları toplayacağım her sabah…
İş çıkışında şıpıdık terliklerimi giyip…mayomu üzerime gecirip…elime o an okumakta oldugum romanı alıp..diğer elimde smirnoff ice (hafif bir vodka limon) …sahile veya havuz başına inecegim..
Ve işte orada…yanımdaki koltukta …
Sen oturuyor olacaksın..
İşte tam da bu esnada bilgece bana masum bir gülümseyiş fırlatan yüzünü hayal edebiliyorum…
Sen... oradaki adamsın…
Yaşamın getirdiği koşuşturmacadan en az benim kadar yorulmuş …ama birşeyleri bastıran…en az benim kadar… ve hatta benden daha tutkulu… ama bunu siyah tül perdelerle örten biri…
onun içindeki kor olan kıvılcımları ancak benim gibi biri görebilir..
herkesten saklarsın ve başarırsın…ama ben bilirim…
ben o alev topuna üfürüp alevlendirmeye çalıştıkça …sen küllendirirsin…
bunun sebebi korku değil….belki yorgun bir alışkanlık…çünkü en az benim kadar cesursun..
belki omuzlarındaki sorumluluk yükleridir agır basan
evin…işin...toplumun beklentileri….toplumun tabuları…..o tabuların yasakladıkları…. belki de hepsi…
Sen...
İçinde yarattıgın hapishaneden ne zaman çıkacaksın peki? ?
Sen...
Anlatsam…roman olurdun..
Sonu gelmeyen gecelerde…beklenilen beyaz atlı prens olurdun belki de…
Gözlüklerini çıkarmaktan korkarak geçirdigin günleri düşündügünde üzülen ama bunların farkına varmamak isteyerek ve işte bu yüzden de gökkuşaklarını unutmak isteyerek yaşayan birisin sen…
Hemen yanından…çağlayan dereler akar ve kuş cıvıltılarının sesleri gelir….sense kulaklarını kapatır, başını çevirirsin …ama bunlara bakmamanın nedeni başkadır..
Gözlerini onlardan kaçırmanın çok önemli bir sebebi vardır aslında…sıradan olamayışının arkasındaki giz de burada….aslında sen onların orada oldugundan herkesten fazla farkındasındır….bihaber olmaksa senin için mümkün değildir hatta…
Sen…
yıldızlı bir gecede
gözlerini gökyüzüne dikip
aslında binaların arkasına gizlendiklerini
ama onların
pırıltılı bir gecede..denizin üzerine düşen yakamozlar kadar güzel oldugunu da bilirsin..
pandoranın kutusu gibisindir…içindeki mücevherleri herkeslere… yoldan her gecene göstermeden….dikkatlice saklarsın…onun gizemi ordaki inci ve elmaslara bir kat daha değer katar…istersin ki …o kutuyu açıp da içindeki güzelliklere vakıf olacak insan o kutuyu açmayı gerecekten hak etsin… çünkü o insanın o kutuyu açmasına izin veriyorsan eger …o kişi zaten senin için deger ifade eden uzunca bir yolu geçmiştir..yaptığın sınavlarda doğru secenegi işaretlemiş …çalışkan ve azimli bir örgencidir…o özelliği sen ona vermişsindir ki o kişi o kutuyu açabilmiştir.
Dokunmazsın…..çünkü dokundugun yerde yangın çıkacagını bilirsin..
Konuşmazsın…çünkü sözcükler tükenir..
Patlamaya hazır bir bombasındır…. olabildigince masum görünen…
İşte bu yüzden ^^zor adam^^sın...çok zor…