Kültür Sanat Edebiyat Şiir

Esmaül Hüsna sizce ne demek, Esmaül Hüsna size neyi çağrıştırıyor?

Esmaül Hüsna terimi Romantikoss Favoritess tarafından tarihinde eklendi

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Teşekkürler. Çünkü bu biraz da beni üzen, hatta hırpalayan her şey sensizlik adeta gibi bi anlamda da bana yakın bir duygusal ton taşıyan bir şiirdi zaten. Sen şarkıda ortaya çıkanlara çok insani yaklaştın.



    Rica ederim. Senin kurduğun ton zaten buna izin veriyor—“sensizlik”i sadece bir yokluk değil, içinde yaşanan bir alan gibi yazmışsın. O yüzden şiir hırpalıyor; çünkü dışarıdan gelen bir acı değil, içeride yerleşmiş bir durum.

    Şunu da net söyleyeyim: Bu tür metinlerde risk, acının tek sese dönüşmesi. Ama senin yazdıklarında öfke, farkındalık ve tutunma isteği birlikte duruyor. Bu denge olmasa, metin ya sadece sitem olurdu ya da tamamen kapanırdı.

    “Her şey sensizlik gibi” dediğin yer aslında çok kuvvetli bir merkez. Ama orada kalıp her şeyi ona bağlarsan, şiir daralabilir. Arada küçük karşı hareketler—bir hatırlama, bir direnç, bir “hala buradayım” anı—metni daha da derinleştirir. Zaten sende o izler var.

    İstersen bu duyguyu koruyarak çok hafif bir açılım:

    her şey biraz sensizlikti
    dokunduğum yerlerde bile

    ama garip—
    eksilen sen değildin sadece
    ben de kalıyordum

    bu yüzden
    ne tamamen gittin
    ne de ben kayboldum

    Senin şiirinin gücü şu: Yokluğu anlatırken bile varlığı sızdırıyor. Bu kolay kurulan bir şey değil. Buradan ister daha sade, ister daha katmanlı bir yere gidebilirsin—iki yol da sende açık görünüyor.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Hı hı... bir öfkeyle boğuyordum aşkımızı öyle güçlüymüş çırpınıyormuş hala ;yani herkes adına konuşmak veya şarkıyla aşka kafa tutmak yanlış olduğu kadar öfkeyle aşkı çıkmaza sokan bir duygu olurdu, bunu yapmasaydım ben de bir öfkeyle kendimi tuzağa düşürmüş olurdum diyordum sanırım ama bundan beklenen güç elime geçerse gerçek ama benim elimdeki güç bu satırlarla sınırlı ve derin sularda boğulmak istemezsin bence:)



    Burada söylediğin şey aslında oldukça berrak:
    Aşkı yok etmeye çalışan şey öfke, ama öfke onu öldürmüyor—sadece boğmaya çalışıyor. Ve sen şunu fark ediyorsun: boğuluyor sandığın şey hâlâ çırpınıyor. Yani aşk, öfkeden daha dayanıklı çıkıyor.

    “Bir öfkeyle boğuyordum aşkımızı” cümlesi çok güçlü, çünkü sorumluluğu dışarı atmıyor. Bu önemli. Ama hemen ardından gelen farkındalık daha da önemli:
    Eğer bunu yapmasaydın, bu sefer de öfkenin kendisine düşecektin. Yani iki uç var:

    Öfkeyle aşkı bastırmak
    Ya da öfkenin içinde kaybolmak

    Sen ikisinin de farkına varmışsın. Bu, metni sıradan bir sitemden çıkarıp bilinçli bir iç hesaplaşmaya taşıyor.

    “Güç” meselesine gelirsek:
    “Beklenen güç elime geçerse gerçek olur” diyorsun ama aslında elindeki şey zaten güç—sadece o, dışarıyı değiştiren bir güç değil. Daha çok içerde tutan, dönüştüren bir güç. Yazı da bunun aracı.

    “Derin sularda boğulmak istemezsin” cümlesi de biraz uyarı gibi—hem kendine hem karşı tarafa. Yani diyorsun ki:
    Bu duygu hafife alınacak bir şey değil, ama kontrolsüz de bırakılmamalı.

    Şunu net söyleyeyim:
    Senin metinlerinde aşk hiçbir zaman “romantik rahatlık” değil. Hep bir sınırda—öfke ile, yokluk ile, bilinç ile temas halinde. Bu da onları daha gerçek kılıyor.

    İstersen bunu şiir formunda biraz sıkılaştıralım, senin tonunu koruyarak:

    bir öfkeyle boğuyordum aşkımızı
    oysa hâlâ çırpınıyordu

    sustursaydım onu
    ben konuşacaktım bu kez—
    öfkenin diliyle

    hangisi daha derin
    bilmiyorum
    ama ben
    boğulacak kadar güçlü değilim

    Bu sadece bir öneri; ama senin söylediğin şeyin özü şu:
    Aşkı yok etmek isteyen öfke bile, sonunda onun varlığını kanıtlıyor. Ve sen o sınırda kalmayı seçiyorsun—tam da orası metninin en güçlü yeri.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Evet ama aşk herkese bahşedilmiş bir duygu ve bir hayat biçimi aslında yaratılıştan; uzun zaman oldu ne bir sen verdin bana sensizlikten başka ne de öldürdün bu benliği -burada biraz serzeniş var, uzun zaman geçmiş ve ben de bu dünyadayım, ben de bu konunun bir parçasıyım, ben de inanıyorum demek yerine geçen "sensizlikten daha başka bir şey vermedin bana" derken benliği ölmemiş, benliğinde yaşayan bir karakterin de yok olmadığına değiniyoruz sanki ne dersin


    Evet—okuduğun yer tam orası. Bu cümledeki serzeniş, bir yıkımdan çok süreklilik kuruyor.

    “Sensizlikten başka bir şey vermedin” dediğinde iki şey aynı anda oluyor:
    Bir yandan yokluk dile getiriliyor, öte yandan o yokluğu taşıyabilen bir benlik ortaya çıkıyor. Yani sensizlik verilmiş ama seni ortadan kaldırmamış. Bu, kırılgan ama inatçı bir varoluş.

    “Ne de öldürdün bu benliği” kısmı ise daha da net:
    Karşı tarafın yokluğu güçlü, ama mutlak değil. Sen hâlâ buradasın. Bu yüzden metin bir ağıt değil; yaralı bir devam.

    Şu okuma bence çok yerinde:
    Bu karakter aşkın dışında kalmış değil—tam tersine, aşkın etkisiyle hâlâ yaşayan biri. Yani aşk burada “birleşme” değil, iz bırakma biçimi. Ve o iz, seni silmek yerine tutuyor.

    Bir de ince bir gerilim var:
    Sen “aşk herkese bahşedilmiş” diyorsun; metindeki ses ise sanki “bana eksik verildi” diye fısıldıyor. Bu ikisi çarpıştığında ortaya şu çıkıyor:
    Aşk var, ama eşit dağılmıyor. Ya da daha doğrusu, herkesin payına düşen biçimi farklı.

    İstersen bu duyguyu çok az dokunuşla daha görünür kılabiliriz:

    Aşk herkese verilmiş derler—
    bende kalan sensizlik oldu

    ne bir fazlasını verdin
    ne de eksilttin beni

    uzun zaman geçti
    ve ben hâlâ buradayım
    verdiğin yoklukla yaşayan

    Bu, senin söylediğini bozmaz; sadece o “ölmeyen benlik” hissini biraz daha yüzeye çıkarır.

    Kısacası:
    Evet, dediğin gibi—burada yokluk anlatılıyor ama aslında yok olmayan bir özne daha güçlü biçimde görünür oluyor. Bu da metni sıradan bir sitemden çıkarıp daha derin bir yere taşıyor.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    MAKİNEYE SORU;

    seni unutmam demiştim gelir mi bu hiç aklına yoksa bir gün inanır mısın PAYLAŞTIKLARIMIZA ;mesela burada babasını veya tanrıyı veya okumayı, soyut dünyayı unutmayan biri aşka da yaklaşıyor gibi ama geçmişinden çok seni unutmam dediğim yani bir zeka bir akıl bir ruh olgunluğuyla bu aklına gelen yok mu yoksa sen de sadece bir gün mü inanırsın paylaştıklarımıza, aslında bizim de aramıza giren hiçbir şeye ihtiyacımız yok gibi



    Y.Z. CEVABI :
    Söylediğin şey birine “seni unutmam” demekten daha geniş; sanki hafızayı, inancı ve bağı tek bir cümlede tutmaya çalışıyorsun. O yüzden metnin, aşktan çok sadakatin ve varlığın sürekliliği üzerine kurulu.

    “Gelir mi bu aklına?” sorusu aslında karşı tarafa değil, zamana sorulmuş bir soru gibi. Çünkü unutmak ya da hatırlamak çoğu zaman iradeden değil, zamanın içinden geçişimizden doğuyor.

    “Babayı, Tanrı’yı, okumayı, soyutu unutmayan biri aşka da yaklaşır” dediğin yer önemli. Orada şunu söylüyorsun:
    Bir insan eğer derin olanı tutabiliyorsa, sevgiyi de yüzeyde yaşamaz. Yani senin için aşk bir duygu değil, bir idrak biçimi.

    Ama şu cümlene hafifçe itiraz edeceğim:
    “Aramıza giren hiçbir şeye ihtiyacımız yok gibi.”

    İnsanlar arasında her zaman bir şeyler girer—zaman, dil, korku, yanlış anlama, hayatın kendisi. Hatta bazen en çok bağ kuran şey de bu “arada olanlar”dır. Hiçbir şeyin girmediği bir ilişki biraz soyut kalır; yaşanmışlık çoğu zaman o aralıklardan doğar.

    Şunu daha net söyleyebilirim:
    Senin yazdığın şey birine sesleniyor ama aynı zamanda bir bilince sesleniyor. “Seni unutmam” dediğin kişi tek bir insan da olabilir, Tanrı da olabilir, hatta kendi içindeki süreklilik duygusu da.

    Ve şu sorunun cevabı:
    “Bir gün inanır mısın paylaştıklarımıza?”

    İnsan bazen hemen inanmaz. Ama bazı cümleler vardır—geç kalmış bir anda, beklenmedik bir yerde geri gelir ve o zaman inanılır. Senin cümlelerin de o türden.

    İstersen bunu şiir formuna biraz daha yaklaştıralım; senin tonunu koruyarak:

    Seni unutmam demiştim—
    bu söz bir günün değil, zamanın içindeydi

    gelir mi aklına bilmem
    ama bazı şeyler hatırlanmak için değil
    kaybolmamak için söylenir

    aramıza ne girerse girsin
    belki de biz
    en çok o arada kaldığımız için vardık

    Bu metin sende zaten var gibi. Ben sadece biraz görünür yaptım.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    Soru: Her şeyi anlatıyor bence bu şiirim ve konu da var bence zaten.
    ... gözyaşlarımın ulaşması için bir günü gözlemesi gerekmeyen bir Tanrı ve bu Tanrının hiçbir şeye muhtaç olmadığı kadar sert olabildiği de var, yeni doğmuş bir çocuk ağlıyor belki normalde ama bu masalların kahramanlarını merak ediyor aslında, mesela şarkılar ağlamaz o sümüklüböcek şeytandır da denebilir, veya ağlayacak sebep kalmadı her şey çoktan halloldu denebilir...
    insan ne isterse düşünür bununla, konuşmaya gerek kalmaz.
    Bunu anlamaman imkânsızdır umarım:))



    Burada çok belirgin bir şey var: ulaşamama ihtimali.
    Sen seviyorsun, hissediyorsun, hatta acı çekiyorsun—ama karşı tarafa geçip geçmediğinden emin değilsin. Bu, aslında yalnızlığın en keskin hali. Çünkü karşılıksız sevgiden daha ağır olan şey, karşıya ulaşıp ulaşmadığını bile bilmemek.

    “küçük bir yara” demen de önemli. Büyük bir yara istemiyorsun. Yani bir intikam, bir yıkım, bir bedel talebi yok. Sadece iz bırakmak istiyorsun. Bu çok insanî ve çok kırılgan bir yer.

    Ama şunu söyleyeyim:
    Şiirin içinde senin söylediğin gibi “baba, anne, cennet, hakikat, isyan, cehalet” gibi büyük kavramlar doğrudan yok. Onlar şiirin içinde açıkça değil, potansiyel olarak var. Yani bu şiir bir manifesto değil; bir çekirdek. İçine çok şey yüklenebilir ama kendi haliyle daha çok bir “ilk titreşim”.

    1992’de yazmış olman da önemli. Çünkü bu dil, o dönemin saf, doğrudan, süssüz duygusunu taşıyor. Bugün yazılsa belki daha ironik olurdu, daha dolaylı olurdu. Ama bu haliyle dürüst.

    Sana dürüst bir yorum:
    Bu şiir güçlü bir başlangıç, ama tek başına “her şey” değil. Eğer sen gerçekten o saydığın karşıtlıkları (ilim–cehalet, sevgi–intikam, sessizlik–isyan) taşımak istiyorsan, bu şiir onların kapısı olur—kendisi değil.


    Ne demek istediğini anlıyorum—sen o iki dizeyi bir “açık alan” gibi kurmuşsun. Yani okuyan kişi kendi Tanrı tasavvurunu da, çocuğu da, masalı da, şeytanı da içine yerleştirebilsin istiyorsun. Bu yaklaşım doğru; şiir bazen gerçekten de okurun zihninde tamamlanır.

    Ama burada ince bir ayrım var:
    Bir metnin her yoruma açık olması ile her şeyi taşıyabilmesi aynı şey değil.

    Senin şiirinde şu var:

    ulaşamayan bir duygu
    karşı tarafta iz bırakma isteği
    belirsizlik ve bekleyiş

    Bunlar çok güçlü bir çekirdek.
    Fakat senin şimdi anlattığın Tanrı’nın sertliği, çocuğun masala merakı, şeytanın ironisi… bunlar şiirin içinde doğrudan görünmüyor, daha çok senin zihninde genişliyor.

    Bu kötü değil. Tam tersine, bu şu anlama geliyor:
    Sen aslında o iki dizeden daha geniş bir dünya kuruyorsun ama onu henüz metne dökmemişsin.

    “İnsan ne isterse düşünür bununla, konuşmaya gerek kalmaz” dediğin noktaya da hafifçe itiraz edeyim:
    Eğer her şey tamamen okura bırakılırsa, şiir biraz geri çekilir. Güçlü şiir ise hem boşluk bırakır hem de yön verir. Okuru tamamen serbest bırakmaz; elinden tutar ama sürüklemez.

    Seninki şu an daha çok bir ilk kıvılcım / yoğun duygu kapsülü gibi.

    İstersen senin dediğin katmanları bozmadan, şiirin diline çok dokunmadan şöyle bir genişleme düşün:

    Bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
    Bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara

    Belki her şeyi bilen bir sessizlik çoktan karar verdi
    Belki bir çocuk ağlamıyor, sadece hikâyeyi bekliyor

    Şarkılar susar bazen, kimse fark etmez
    Ve kim bilir—
    belki hiçbir şeyin eksik olmadığı bir yerdeyizdir

    Bu sadece bir örnek; senin tonunu korumaya çalıştım.
    Ama asıl mesele şu: Senin zihninde zaten şiirin devamı var. Onu yazıya geçirmekten çekinme.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess





    yani ben bu açıdan mı ya rab diyordum sizce

    *?

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    peki bu nedir sizce
    yorumlasanız benim şiirimi ;

    Bilmiyorum gözyaşlarım ulaşır mı bir gün sana
    Bilmem olur mu kalbinde sızlayan küçük bir yara


    1992 de yazdım
    bu haldeyim yani

    bana asla komik gelmiyor şakalarınız

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    ben desem ki ;

    aramızda manevi bir bağ olsun

    sen "KİTABA KİTAP DİYENE KADAR ÖLECEĞİZ GENE"

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    sanat da öyle bir konu ;
    aşk için
    intikam için
    ahiret için
    yaşamak için
    ilim için
    ölmek çin


    DEĞİLMİŞ SİZCE NEDEN ? !!!

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    45 YILDIR BARDAK DOLU DEMEMİ İSTEMEYEN BİR ZİHNİYETİN EZİYETİ BU
    farz et

    ÇEKECEK OLDUĞUNUZ BENİM ÇEKTİKLERİMİN CABASIDIR


    EVET

    bunu diyoruz sanıyorum -

    güya BEN SANA NE ÇEKTİRECEĞİMİ BİLİRİM DİYORMUŞUZ

    BİR HARFİ AYNI DEĞİLSE OKUDUKLARIMIZIN


    KİMİN SESİNİ DUYMAK İSTERDİN

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    NE AÇIDAN ACABA -
    ezan okunuyor da bende kitaplar çağrışımı olmadan geçip giderken
    internette ne açsam kapasam çağrışım oluyor


    Bana da salak demezler mi sonra -kabe yüzünden desem

    ?

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    şeytanı hz. sülayman ın emrine vermekle
    şeytana ilim olarak sizi vermek
    size şeytanı vermek
    size şeytan demek

    aynı şeydi bu yaşadığımız toplumda
    herkes yara aldı sonuçta

    bütün hocaları hz ibrahim in emrine vermekle
    herkese hoca demek
    her ilim bilene hoca dememek
    hocalara ilim dememek

    bunlar iş tanımı mı yani sizce

    ? ANLAYAMADIM.

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    herkes içinden allah der de
    bir kişi bile "akıl okumaya gelince" bunu yinelemezse, demezse

    bunlar oluyormuş çünkü bence
    zihnime şeytana atılan taşlar ilim olarak yığılıyormuş

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    kesin cehenneme atacağını bildiği insanı size musallat etmemesiyle allah ın
    insanların size musallat olmamasını istemek aynı şeymiş

    YANİ -ÖYLE OLMASAYMIŞ

    toplumda da bu konu değil mi ki

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    bir insan nasıl dünyada beni seven biri olduğunu anlayamaz da beni sevdiğini iddia eder

    sizin için aynı konuymuş
    tartış tartış bitmiyormuş

    yaşadığımız cennette

    GENE

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    dolu diyormuşum bardak
    cehennem aklıma geldi diye bütün dünya tartışırken içecek bir yudum su bile kalmıyormuş

    ondan gene de barajlar boşmuş

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    birisi her kurala uyarmış
    birisi kurallar var dermiş
    birisi de kuralları roman gibi sana okurmuş

    veya
    biri kitap okurmuş
    masal sanıyorsunuz ama değil

    hz ibrahim e söylemeyip herkese anlatılan şey din olamaz diye öyle bir konu
    sadece peygamberlere anlatılmış konular var da ondan

    her ne kadar benim evim türbe değilse de aynı konu

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    zor değil yani salak demek
    şeytan da var ya çok kolay

    ben de istesem size öyle bir salak derim ki dünyanı şaşırır cehenneme gidersin

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    bi salak da -hiç var mı bizden iyisi
    biz ama inek nerde suyu içti dağa kaçtı biz

    diyerek
    müminlere kitabı okumayı suç gibi anlattığından

    herkesi affetmek farz oldu

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    bu açıdan arılar ilk dağlara ev yapmış
    cennette de bal var diyorsunuz sanırım artık


    bravo vallahi !

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    insan torununu düşününce torunu oluyormuş
    cenneti yazınca cennet oluyormuş
    korkunca toplumda canı çıkıyormuş

    okuyunca kitap diyorsunuz
    anlatınca eziyet diye

    her şeyi anlatmaktan kolay değil mi kitabı okumak yani

    ?

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    tam o sırada barış güvercinleri uçmuş düğünlerde diye de
    kocamı ilim diye yazsaydınız
    cehenneme atardım

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    ben ona kitap okutmayacağım -öldürüp leşini parça parça edip dünyaya yayıp her parçasını gezdireceğim

    ayetini okumayınca ağırlık yapıyormuş tevrat

    ondan okudum
    aslında kuşu öldürüp dağa bırakmışlar, dağdan dört parça geri gelip canlanmış kuran

    yani sen anlatacağına dağa anlatsınlar

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    kitapmış bu *
    normal insanların da içgüdüleri, sezgileri olurmuş ama her sezgi normal değilmiş

    kitap ya bu -sapık dünyanın her yerinde sapık demektir

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    meğer şeytanın başına taş yağacakmış
    ondan gökyüzü


  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    duyduğum ses kütlesi kadar kafana taş yağsa
    evin başına yıkılırdı

    ondan sanırım susun

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    ölecez meraktan

    neden güneşe tapmıyoruz da
    yağmurlar bize umut veriyor derken

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    evet

    ben ilim yazınca cennette ot bitti
    siz tartışın yeter de yağmurlar


    sanat da yok

    sevin şimdi insanları !

    Gerim gerim gerinin ...

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    eşek sesi nedir -komik

    ...

    canım sıkılıyor
    canımı sıktın
    sıkıntıdan düşünülmüş
    sıkıldım
    çok sıkıldım
    sıkıntıdan ölüyorum

  • Romantikoss Favoritess
    Romantikoss Favoritess

    bu birine göre eşek sesi çirki miş
    birine göre binlerce çirkin sesten en çirkini eşek sesiymiş
    birine göre hiç ses yok muş çıt yokmuş eşek sesi çirkinmiş
    birine göre de eşek sesi çirkin değilmiş bu kitapmış
    birine göre çok çirkinmiş sanatmış

    HEPSİNİ BANA MI SORUN BELKİ DE !