Geçmiş zamana uzanır özlemlerin tortusu
Devinip durur içimizde
Pas tutmuş demirden borulara can veren
Buz gibi suların çekildiği
Kuyuların çıkrık yanık sesleri.
Gurbet kuşlarını uçurdum bu gün
Şiirlerim beste yaktım da geldim
Divane aklımı kaçırdım bu gün
Yücelerden sarktım aktım da geldim.
Soldu çiçeklerim baharım ayım
Bir şiir okudum gece düşümde
Ve sen gel diyorsun bana
Ah bir bilseydin haller nice…
Bahçemizi sarmaşıklar sarmış
Otlar biçilecek, yeni fidanlar dikilecek
Toprak çapalanacak
Kıralım şişeleri gel seninle el ele
Son dansını oyunun oynayalım gül hele
Kanalım sarhoşluğa katmayalım tek hile
Doldur ey meyhaneci bağlarımız balından
Kulakları yamalıdır duymaz
Doğuştan ama bakar
Karadır karaladıkları kirli yüreği
Gözleri demir perde
Pas tutmuş damarlar
Uyurgezer ruh hali
Sisler bulvarı dünyamız
sefihlikleriyle dolaşan ruhlar savaş halinde
güç gösterisinde yarışıyor
atılıyor naralar.
pusulasız limanlar yolcularda pür telaş
Atını mahmuzlayarak dörtnala giden ey yolcu
Dur gitme!
Ateş çemberidir ilerisi, kentler harabe örendir
Gitme çiğneme garip toprakları
Kırık fidanları.
Şiirlere tadın katan ey dilber
Düşerim yâdına gitme ne olur
Közünü düşüme atan ey dilber
Duçarım oduna gitme ne olur
Gidersen bağların gülleri açmaz
Sen benim için koca dev bir çınardın
Gölgende büyüdüm, güvende yaşadım
Dünyadan göçüp de gittiğin o günden,
Sonrası hüzün, kırılmıştır kanadım
Matemi yalnızlığım düşlerim seni
Dostlar eleştirilmez hiçbir güç asla değil!
Yapılan güzel işi alkışlayarak eğil
Devlet yönetmek olmaz tek kişi kasla değil
Kişinin ayinesi iştir lafa bakılmaz
Devletimiz babamız öte deyip hor bakmaz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!