Okunu göğe fırlatan şair
Söz vermişti çocuklara
Yıldızları avlayacak indirecekti yere
Başlarına yıldızlı şapkalar giydirecek
Ve her birini güneşe benzetecekti
Sevdamızdan öte köy yok gördüler
Küllerimle eğlen gül gayrı gayrı
Yaralarım tuza basıp serdiler
Dinmeyen gözyaşım sil gayrı gayrı
İmtihanım ateş ile dünyada
Taş mektepli yollarda
Dinmiş gecenin uğultusu
Sabahın yorgunluğunda mevsimler
Diz boyuna gömülmüş suskunluk
Havuç rengi donmuş burunlar
Yoksul bir şairim
şiirlerimi kendi ellerimle astım
beyaz kefen sayfalara.
İçimde
Bedava yaşıyoruz dostum inan ki
Emek bedava ekmek bedava
Yollar tüneller köprüler geçmek
İnternette sörf yapmak
Düşünmek yazmak çizmek bedava.
Dünyanın zulümlerine suskun
Pusmuş kalabalık yığınlar
Cümleler cılız, sözler kıt…
Bilsem ki çare olurum bu sessizliğe
Güneşi kibritle yakarım
Uzanır özlemlerin tortusu zamana
Devinip durur içimizde
Çöl susuzluğu tutkusu
Buz gibi suyun çekildiği
Kuyuların çıkrık yankısı
Ay ışığında dolanıyor iki gölge
soğuk ayazında nefesler
buharlanıyor
donuyor al elmalar
tatlandırmak istediğim gözüm
kamaşıyor
Durmuş zaman saati
müge çiçekleri solmuş
kayıp mevsimlerin durağında
garip bir yolcu
çivilenmiş camlara siren sesleri
Yerli malı haftası okullarda yaşardı
Ülkemiz çocukları sokaklardan taşardı
En leziz yiyecekler gönüllerde pişerdi
Silinip gidiyor ah… Aşkı özlemim günler
Öğretmen ışık demek güneşimiz bilirdik




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!