Bir yakarışın sızısı çöktü yüreğime
Parçalı bulutlardan düşen yağmur
Bir anda sele durdu
Su yankılandı aktı
Kayaların gümbürtüsü
Azgın derin vadinin
Sabırla durmuyor atik vicdanım
İstiyorlar ki ah… Uysal olayım
Dolar mı sevgiyle katık cüzdanım
İstiyorlar ki ah… Uysal olayım
Yalnızlığım şehri ıssız alayım.
Ruhun üşümeye donmaya görsün
yalnızlığının dayanılmaz soğuk karanlığına hapsolmuş
hangi mevsim güneşi ısıtırdı teni
titremeli hallerinden sönmüş
bin bir yaralı ocaklar.
Ey şair!
eğer şairsen yalnız şövalyesin
küsme kaderine dert etme sakın
varsın eksik olsun sahte alkışlar
yalancı gülüşler
unutma! hakikatin yükünü taşıyan
Yalvarma ne olur dil dökme yine
Boğma öpücüklere kal deme
Gidiyorum buralardan bu gece
Alevli yıldırımlar inince.
Tatlı isteklerin sevecenliği bakışlar
Rengârenk gelincik tarlası ruhum
Kaynadı kanım! Devinimli dansında
Dalgalı denizlerinden coşkun
Yağmurlu esintilerinden
Öz Anadolu... Kutlu yurdum.
Eceli sorgulamaz kendimizi adarız
Umursamaz düzende yol alır yüzer gemi
Elemlere kaygısız çoğalarak tadarız
Kınından çıkar hançer damardan süzer demi.
Tapınma âlemin zahir malına
Kulluk Tanrıyadır sual güç olur
Sırat köprüsüne ahir halına
Kıldan ince köprü azap suç olur
Zalimin zulmüne her hilesine
Elem tohumları ekilmişti bir kez
Yeşerecekti kötülük çiçekleri elbet bir gün.
Fırtına öncesi sessizliğin habercisiydi
Havada asılı kalan teleklerin savruluşu
Çığlık çığlığa kuşların
Hançerdi sözlerin sapladın meşkle
Yaralı nağmeler diller sancılı
Doğmadın gönlüme layığı aşkla
Ruhumda coşmayan seller sancılı
Alnımın şavkına bakmasın şaşı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!