Ey dost sözüm sanadır
Arif ol anla beni
Dost sıcacık anadır
Kerem ol dinle beni
Boz bulanık gölüne
Eğlen ey dost sana nasihatim var
Selamsız sabahsız zandan naçarsın
Acı söyler dilim kabahatim var
Elem soluyarak serden geçersin
Cem-i divanında ikrar vermişsen
Piramidin en tepesine çıkmak,
Tırmanmak olsa da utkun
Ulaştığında oraya unutma!
Yalnızsındır
Ne tutunacak bir korunağın
Ne de koruyucu bir meleğin
Sılayı zamanlara özlemi yâre sordum
duasıyla yüceldim kaçınırdım ahından
yol aldım yıldızlarla izini aya vurdum
talihin çarklarına sevdalıydım şahından
küllerinde zamanın közlendim suya durdum.
Hüznümüzü gömeriz doyumsuz kara toprak
Bulutların sağanak dök közünü sağlam at
Tabutsuz bedenlerin kefensiz kuru yaprak
Şuursuz insanlığa kâinatım izan kat.
Hoyratça tüketiriz gönüllerin düşünden
Ar etmiş ekmişsen yedisinde
Yetmişinde kâr etmek mi düşünce
Döngüsünde dünya yaşamakta ölmekte var
Felsefesiyle yoğrulmuşsa hamur
Kâr-zarar hesabını yorma
Mizana kalsın.
Yeryüzü sofrası kurulduğunda
Hiç düşündün mü?
Sen yoktun ey hancı.
Bu sofradan senin gibi nice açlar geçti
İnkar geldi azdı...
Acılar ortak, ağıtlar aynı, töreler benzer
Bayramlarımız birlikte kutlanır
Yaşam kültürümüz bir
Bu topraklar bizim, bu bayrak bizim
Gelincik tarlasındaki çiçekleriz biz
Görkem'i ihtişamıyla raks eden bu evren
savrularak intizam-ı ahenk içerisinde
barındırdığı her şey farklı gör ki türlü renklerde
ey insanoğlu!
nedir düşüncen?
Ne çok sevdim ah bilsen seni
Sevdim.
Elimde el izin hatıralara yürüdüm
Bir kuyu başında durdum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!