Bakma öyle suskun, mahzun durduğuma,
Ben, akıp giden zamanın içinde etten ve kemikten
bir tarihim!
Sayfalarımda yüzyılların paslı, amansız rüzgârı eser,
Bir yanım kadim bir keder benim, bir yanım
asırlık bir isyan...
Hüznüm de sevdam da uydurma değildir asla;
Oğlu vurulmuş bir ananın göğsündeki o dilsiz, o ağır taş,
Sırtından kahpece hançerlenmiş bir yiğidin dinmeyen
Sızısıyım,
Karanlığı yırtan, şafak boyu hıçkıran o asil nehir...
Çöplerde ekmek arayan çocuğun gözlerindeki o aç şafak,
Dosttan, yardan ve sıcak tütünden koparılmış her
birinizin yarasıyım!
Tarlada kan ter, fabrikada çark, sokakta tozlu bir
Kavgayım,
Evinizde, sofranızda, yani hayatın o en yalın, en derin
Damarındayım.
Dokunulmaz bir tılsım değil, avuçlarınızdaki o mukaddes
nasır,
Bir aşk kadar kutsal, bir hançer kadar çıplak ve
haklıyım!
Şarkınızda kederli bir damla yaş, cigaranızda hırçın bir
duman,
Bir dost tesellisi değil, bir vicdanın uykusuz, amansız
nöbetiyim.
Sıyrılın artık o süslü yalanlardan, unutun dışınızdaki
sahte yüzleri;
Duyun içinizdeki o tanrısal uğultuyu, o büyük, o derin
sessizliği!
Kendi tabiatınızı, o keşfedilmemiş vahşi coğrafyayı
kazıyın tırnaklarınızla,
Felsefenizi, idealinizi, sönmez ateşlerinizi dağ başlarında
yeniden harlayın!
Çünkü ben, özün bağrındaki o sarsıcı, o vakur
"Gizli Özne",
Doğanın kaburgasında çarpan o devasa, o çıplak
yüreğim!
Umutla kül, suyla ateş arasındaki o devingen, o yaratıcı
sancı,
Öfkenize omuz, özleminize gökyüzü, ruhunuza sığınacak
limanım.
Tutkularınızı bir volkan gibi kuşanıp düşerken yola,
Hissedebileceklerinizi ta derinden hissettiren o kadim ve
diri soluğum.
Ben; toprağın sonsuz bereketi, mazlumun dinmeyen hıncı
Ve doğanın devingenliğinde asla, ama asla
eğilmeyecek olan o sarsıcı insanlık sesiyim!
Vurur şafağın bağrına, döner gelir, yine o yangın yerinde
sizi bulurum...
Kayıt Tarihi : 9.08.2026 17:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!