Hüdai’yi duydum, geldim,
Aşk kınama anlamaz ki
Bu âlemde ne münevver;
Gönlü âmâ anlamaz ki.....Mesut Tütüncüler
Sanki Nuh tufanından kalan yorgun bir dünya,
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Kazan kaldırmış hele, kaynıyor suyu güya
Kim pişiyor, kim yiyor, sor sunulmadan önce!
Biraz soluklanalım diye ilme yanaştık,
Dedik: laftan anlamaz cehaletten yorulduk.
Hani bizimle gelir diye sarp yollar aştık,
Nafile, var bildiği, dalaletten yorulduk.
Gam bu coğrafyanın kaderi olmuş,
Yine gülüyorsa bizden sayarım.
Susuzluk bitmiş, yetti Ana dolmuş,
Razı geliyorsa bizden sayarım.
Bülbül gülsüz kalmış, Ercişli’m yasta,
Murat yâr bağına kül koydu gitti.
Sanma emek boşa harcanmış usta,
Bel bağlanan kadar zül koydu gitti.
Madem ki buraya geldik, hoş gördük,
Çorbada bizim de tuzumuz olsun!
Kalemi aşk ile boyayıp sürdük,
Mecliste bizim de sözümüz olsun!
Yüce dağ başına kar yağmış gibi
Ağarıp duruyor kar belli belli
Endim enginlere seyran eyledim
Toroslar’ın yamaçları ere yurttur sanma maki
Meşhur Düğmeli Evler’den kardelen kokan Akseki
Perge’nin sütununa bak, sanki yol boyu akarsu
O Kurşunlu’dan dökülüp gelenden kim içti Aksu?
Dupduru bir ses kıvrılır,
Çıkar Fatma, Fatma diye.
Gönül coşmuş, nehir olmuş;
Akar Fatma, Fatma diye.
Fettâh açtı, Alîm girdi,
Sır içinde sırrı gördü.
Ezelden ebede saat
Zaman O’nda, hüküm sürdü.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!