Dökülür son dişi medeniyetin,
İçimizde kalmaz çiğimiz bizim.
Gün olur alınır tadı ebedin,
Adalet, tuzumuz yağımız bizim.
Tarihçidir tarihi gün yüzüne çıkaran,
Araştırır, bulur ki kaybolan lisanları.
Tarihçidir sözleri okuyup mana yoran,
Sebep sonuca bağlar toplum ve insanları.
Beklenilen çareler, hep arayışla başlar.
Atılmayan her adım, savsaklayışla geçer.
Bulunmayınca deva, basiretini taşlar.
İçe giren her telaş, metanetini ölçer.
Yabancısıyım efendim,
Memleketim... Egeliyim.
Horozuyla meşhur; kendim,
Aslen mi Denizliliyim.
Senden tatlı dil, güler yüz beklerken
Yüzünü asıp karartmışsın yine...
Şimşekleri üzerine çekerken
Bulutları da kabartmışsın yine...
Yıl doksan, aylardan Ocak’tı.
Aynı zamanda Receb vakti
Daha çocuktum, yaşım on’du
Bir ses işittim: "Çiçek Abi!"
Daha sabahın körü, yüzünü göstermemiş,
Feslikan Mahallesi bin bir sokak uykuda.
Daha on sekizinci madde bile vurmamış,
Halkı diken üstünde, çıkmaz sokak korkuda.
Yine bir sabah adam evden çıkar poşetle,
Bulursa şayet şişe, tenekeyi satacak.
Giderken üzerinde yamalı bir ceketle,
Sattıklarıyla daha evlatlar okutacak.
Bin dokuz yüz doksan üç yılı bir yaz saçılmış,
Bu sokakta hummalı bir çalışma sürüyor.
Yerler kazılmış çıkmaz sokak yeni açılmış,
Sokağın açılınca gözü itler ürüyor.
Madem ki buraya geldik, hoş gördük,
Çorbada bizim de tuzumuz olsun!
Kalemi aşk ile boyayıp sürdük,
Mecliste bizim de sözümüz olsun!




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!