FİLİSTİN
Solan çiçek sanılır
Bu topraklar varından...
Meğer kanla yıkanan
Nice yıl râh-ı emelde bekledim ümîd sendin,
Her gelen hicr gecemde yazılan fermânım sendin.
Emelim yegâne sendin, derdime dermânım sendin,
Bu vîrân hânede gam yükünü çekmeyen sendin.
Bilmedin sûz-ı derûnum, ateşe atan sendin,
Efsûnlu sessiz bu gece, nefes yoktur bende,
Hicrânın ateşi yanar alevler içimde.
Bir korku düşer kalbime, dönmemişsin diye,
Belki nazlandın diye ben umuttayım hem de.
Ben şiir yazıyor sanıyordum kendimi.
Bir okuyucum bile yoktu,
Dolanıp duruyordum kendi döngümde
Bir şiir mırıldanırken yine.
Bir güzel gördüm o bahçede;
Yüzü şiir gibi,
Bayburt dağı ince ince duman olunca,
Yar hasreti beni yakar ömür boyunca.
Bayburt Kalesi'nden baksam aşağı,
Gönlüm sarmalıyor bu dertli çağı.
Çoruh coşar ama derdimi yuyamaz,
Ne bâd-ı belâ eser ne de baran-ı gam iner
Lâkin dilimde daim o mestân duman tüter
Bir lahza düşse hatırıma nagehan hayâlin
Gönlüm seni bilmece-i pinhan sanıp yiter
Elim kalbimde "Leylâ" diye atar,
Yüreğim alev, aşkım hasta yatar.
Ümitsiz dertlerim, bu garip yanar;
Perişan canıma da hasret katar.
Dünyada zordur Mecnun gibi bulmak...
Kalbimi açtım ki seversin diye,
Mektup yazdım sana, yazarsın diye;
Mevsimler geçti de gelmedi yine,
Soluk güller sensiz açmadı yine.
Çağırdın sen beni çıkmaz bir yola,
Sonbahar hüzünleri dolaşıyor gölgemde.
Böylesi yaşanmadı dünyanın bir yerinde.
Sözle dağıldı sükut, bitti bütün hayâlim,
Sönmez yangın gibisin, yandım ben ateşinde.
Dinmez artık bu sancı, bir feryattır içimde,
Bir gün işitir âhımı cânânın kulağı,
Yoksa ebedî midir bu sükûtun durağı?
Yük gibi düşmüştür tuzak dil-i virâneme,
Rûhum taleb-i vuslat ile arar o çağı.
Bin bir duâ iner mi hâk-i mezârıma nihân,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!