Aşkınla lem-yezâl oldum ey Gülizâr,
Ben ham-be-hâm düştüm her dem dil-figâr.
Füsûn eyledin gönlüme Gülnihâl gibi,
Bir tebessüm açmadın ey nâzik Nigâr.
Gönlümde açıldı bin derde misâl,
Hayatın içindeyim — adı konmamış bir sır,
Varlığım uzaktan el sallar, yüzü belirsiz.
Bir his gelir ansızın, ecel gibi ağır,
Kalbimden geçer zaman — sessiz ve izsiz.
Göçmen kuş misaliyim, menzilim dağınık,
Kimse bilmez şu benim harap ahvâlimi,
Gözler gördü bendeki nice gamlı hâlimi.
Bu çekilmez çile, kaderin hükmü müdür?
Yetmez mi ey felek, verdiğin bunca zulmü?
Bâr-ı hasret omuzda sükût ile taşınır,
Bir nazarın düşse gönül bahâra kavuşur.
2025
Hayâl midir hakîkat mi? Cihân hep pür-gubâr,
Hangisin seçsem bilmem, akıl bende bî-karâr.
Bırakın beni artık, yandım bu sevdâda ben,
Tek murâdım kaldı: Kalabalıkta bir inkisâr...
Dış âlem oldu bana yabânî birer sûret,
Hayat aldı seni boş ellerimden,
Ne ümit kaldı içimde ne de bir can.
Rûhumu çaldı o bitmez kederimden,
Bu yorgun kalbe kalmadı hiç dermân.
Şimdi her ânım pişmanlıkla dolar,
Dil harâb oldu, taş tuttu bak bu derûn,
Hazân içre yolum uzun, gönlüm zebûn.
Kalbim sana meyletti, bil ki bî-günâh,
Murâdım bu hayât içre olayım nân u nûn.
Senin için her cefâya râzıyım ey yâr,
Sanma ki saltanat sonsuza kadar sürer,
Secde etmeyenler için kuruldu bu düzen.
Yaradan’dan başka kim bilir derdini senin?
Kâinat şahit olsun, o hesap gününü görsen...
İnsan yorula yorula yürür diken üstünde,
İnsan kırıla kırıla olgunlaşır dik özünde.
Acı döker ruhunu, sükût çöker hep içinde;
Zamanla öğretir sabrı, ağır dersle gönlünde.
Düş misâli çöktü üstüme, yandım sana ben,
Geçti bahâr-ı ömrüm, kaldı hicrân bana hem.
Gönlü sevda bilmez idi, yordu beni gam,
Aşkı tatmamıştım, kaldı hicrân bana hem.
Gözleri bakar görmez oldu bahtsız bana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!