Ey şaşkın kalabalık,
Bu acele nereye?
Kimse kovalamıyor seni,
Ama herkes kaçıyor.
Ezan okunur,
Saflar dolar,
Gün doğar, doğar da batar yine bu güneş,
Şebin karanlığını deler kızıl bir ateş.
Ufkumda canlanır reng-i hayâl hep,
Nûrun etrâfında pervâz eder kelebekler.
Rüzgâr fısıldar gizlice adını bana,
Sırrın düğümünde çözülmez bir ateş var,
Kopar ipi; bağ kalır, bağda yine kader.
Sensiz geçen ân, vakitten düşmüş bir nefestir,
Ruhum senin adınla var, senin yokluğunla heder.
Yollar sana çıkmaz; sana döner yalnız,
Ayak izim kendi içimde kaybolur.
Çıkmaktan korkmam ol yüce eşikten,
Dönüşün heybeti düşürür beni.
Ölümden değil, son nefes geçtikten;
Ölümün ölmesi ürkütür beni.
Şu dünya bir nefes, çabucak tüter,
Ümmîdi olan göğe doğru hayâl kurar,
Bî-ümîd olan söz ile gönüller kırar.
Sevgi taşıyan sabr ile yâreler sarar,
Nefretle dolan kendini ateşe atar.
Kimi sükûtla büyür, kimi hışımla savurur,
Yaşamak buysa eğer, ölümü bilmek lazım,
Kader zalimse şayet, bu oyunu bilmek lazım.
Bu bilinmez yazıda duran yürek usanmaz,
Cevap elbet bulunur, sabredip bilmek lazım.
Her anımız bir feryat, her yanımız pek âciz,
Düştün mapus damına,
Gittin ay karanlıkta.
Memleket kaldı mahzun,
Birleşti yürek yürek.
Şarkın şimdi dudaklarda,
Bir nazarın düşer gönlüme, hâl değişir,
Sensiz tamam sanılan ömür noksan olur.
Varlık denen o koca yük, bir bakışla kül olur,
Sen yoksan eğer bu can, tende bir zindan olur.
2025
Bu can ki canana — vararak ölmeyi mi ister,
Yoksa bir düşte kırık bir yüz mü?
Geceyi gündüzle bekleyen derin acı,
Zamanın kör düğümü, silinmez hatıra ister.
Kalbimdeki yara, hangi acıyla büyür,
Aşkın gözümde parlayan bir güneşim,
Murâdım oydu: Olaydı sevgili eşim.
Cennet sandım seni, döndün ateşim,
Düşte kaldı muradım, olmadın eşim.
Dünya dar geldi bana, mahşer olur yâr,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!