Eksik kalır hayr ü şer dil-i nâdan elinden,
Ne yapsa kurtulamaz kul yazılı ölümden.
“Can çıksın, mal çıkmasın” der hevâsına uyan,
Hakikat budur amma kaçılmaz bu ölümden.
Geçer bu hayat; yorgun, hem seninle hem sensiz,
Bu ne bitmez azaptır, bu ne kaderdir ey ömrüm!
Hangi yanlışın izi silinmez gönülden bilmem hiç?
Kederim bitmez benim, bir deniz gibidir ömrüm...
Herkes kendi yolunda, bir sen bilmez misin ey yâr?
Bir deli sonbahar erdi yine bağ-ı cihana,
Sürükler ömür yaprağını, savurur bi-nihana.
Aldı da şu halimi önüne rüzgâr-ı fena,
Savurdu beni de onlar gibi devr-i zamana.
Dün gece rüyamda seni gördüm,
Üstünde örtülü bir kefen vardı, var.
Yanında baltalı bir celladı gördüm,
Ömrünü tüketen nefsin şeytandı, yâr.
Uyandım, ama o dehşet hâlâ kalır,
Ne fırtına kopar ne yağmur yağınca,
Sonsuz bir sis her ân içime dolar, sanır.
Yine sen ansızın gelince aklıma,
Bu gönül seni hep bir bilmece sanır.
Çözmeye kalksam düğüm daha da sıkılır,
Her yanda dolu fütursuz insanlar,
Görüntü kibar, kaba halleri var.
Kaldırımlar zaten yapılmış yalandan dar,
Yetmezmiş ki bir de kaldırımda arabalar.
Bazen koşamazsın, yollarda tuzak var,
Emelim yegâne sendin, derdime dermân sendin
Bu virân hânede gam yükünü çeken cân sendin
Nice yıl râh-ı emelde bekledim ümmîd ile
Her gelen hicr gecemde yazılan fermân sendin
Bir gönül kuşu gibi uçarsın uzaklarda benli,
Avcılar peşinde, düşersin tuzaklara senli.
Sensizlik zor olsa da şükür hayattasın benli,
Her an düşer aklıma, gönlüm dolu her an senli.
Yollar uzak, rüzgâr eser savurur beni benli,
Ruhumu sardı yine o derin, gizli his ile,
Bir an ayrıldı beden, can çekildi nefes ile.
Zaman durur o demde, devran olur suskun,
Kefenle bütünleşir vücut, kesilir ses ile.
Yüreğinde her dâim o fısıldayan isyân var,
Gönlünde yanar aşk-ı hâr, tutku hep hırk-ı nâr.
Saraylarda sultan zanneder kendi hâlini,
Har vurur harman savurur, düşer âh ile pâre.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!