Geceler uzun, yıldızsız ve sensizdir;
Bir umut kaldıysa o da çaresizdir.
Adın anıldıkça bu gönül hep susar,
Yürek sönse de, yine sen diye çarpar.
Geçmez gamın, yokluğun sığmaz cihâna,
Akrep dağında gezsem de virânım,
Gül-rûyuna hasret yine nâlânım.
Gelmek dilerim, yazgıya kurbânım,
Gelmek isterim sana, gelemiyorum.
Hasret ilidir meskenim ey yârim,
Kollarımı açtım, koşarsın diye,
Şiirler döktüm yola, coşarsın diye;
Görmedin hâlimi, duymadın beni,
Boş yere bekledim — gelmedin yine.
Ağlamak için evvel anlamak gerek sırrı,
Anlamak için gözden bir yaş dökmek gerek.
Bu devr-i dâimeden kurtuluş var mıdır acep,
Yoksa bu bî-çâre hâle boyun eğmek gerek?
Kırık hüzünle ayrıldım ben sılâdan,
Bir gamlı sokaktan geçtim bî-nişân.
Boynum bükük kaldı, o yâr el salladı,
Bir ümit bıraktı, sonra geçti zamân.
O sevgili baktı sevgiyle gözlerime,
Âşıklar niyaz etsin, bu gönül dayansın,
Bıraktığın her yara her dem kanasın.
Yoksun yanımda, cihan başıma yansın,
Zalim Mesud olsun, gönlüm dağlansın.
Beni terk edip gittiğin o kara günden beri,
Hayât tuzağından kaydın elimden, ey nigâr,
Ne bir baht kaldı bana, ne de vakt ü zamân var.
Adın düşmez bir an bile bu dil-i bî-karârımdan,
Aşkınla yanar oldum, bir destân-ı nâr var.
Baktığım yüzler artık sen değildir, bilirim,
Gönlümde kabarır isyan,
Sevmek değil, yarım kalıştan doğan acı var.
Elde kalan yalnız bir keder,
Zaman avuçlarımda kül gibi erir, gider.
Sen yoksun, ama buradasın,
Ağlatma gözüm kevser-i eşk-i revânımı
İncitme sakın gül yüzünün handânını
Bir bûse dilekler bu gönül fermân-ı ezelden
Lûtfeyle bana ver leb-i şîrîn-i cânımı
Bir tutam dilek gibi aşarım dağları,
Unutmam içinden geçtiğim o güzel bağları.
Ah bir bilsen gönlündeki o gizli sırları,
Hakikat nedir; çözülür mü bu sırrın çağları?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!