Gönlümde kabarır bir isyan,
Sevmek değil bu —
yarım kalmışlığın bıraktığı sızı.
Avucumda zaman kül gibi,
üfledikçe eksilir.
Sen yoksun, ama buradasın,
Yüreğim kanıyor bana ağlansın.
Kalbimde kanayan yaram dağlansın.
Benimle olmadın yalnız dünyamda.
Zalim mutlu olup gönül dağlansın.
Kopardılar benden nazlı gülümü.
Ben şiirden anlamam dostum,
Ben insandan anlarım.
Bir çocuğun ayakkabısındaki yamadan,
Bir ihtiyarın bakışındaki yaradan...
Sözü süsleyip satmak değil derdim,
Bir tebessüm açmazsın bana ey Gülizar.
Aşkınla derviş oldum, gezerim Gülizâr;
Hamdım, piştim; yandım, kül oldum candan figan.
Rüya eyledin gönlüme, verme bir hicran;
Gönlümde yazılı bin dert, adı Gülizar;
Kalbimin içinde adı konmamış bir sır,
Uzaktan el sallar ama sevmez bıktırır.
Bir dert gelir ansızın, ecel gibi ağır,
Geçer zaman sensiz, biter sessiz ve sağır.
Göçmen kuş gibiyim, menzilim hep dağınık,
Gönle düşen kıvılcım değil, bir evren sancısıymış bu, Avuçlarımızdan sızan zaman, meğer ezelin sükûtuydu.
Adım başı dizilen yaşlar, alnıma mühürlenen bir gurbet, Peşimde uzayan o gölge, aslında senden gelen bir davet.
Issızlıkta kalabalığı değil, o tekliği fısıldayan sessizlik, Kalabalıkta kendimi bulduğum o mukaddes yalnızlık.
Bir yanım eski bir sızı, duvarlara kazınan o ilk yara,
Bir yanım aramızda boğulan, o uçsuz bucaksız, mavi derya.
Ben akıntıya tutulan bir talibim, sen kıyısındaki o ebediyet, Aynı ormanda kaybolup, aynı nura sapan o iki hasret. Ardımızda suskun dağlar, şahitlik ederken bu sessiz aşka, Gönle ağır bir mühür gibi çöken, o tarifsiz, sonsuz sükûnet.
Bir mürg-i dil gibi bak
Pervaz eyler hayâlin,
Sayyâd-ı gam kurar
Her dem önümde bin tuzak.
Firakın ağır olsa da
Şükür ile durur canım,
Gönül harap oldu, kalmadı huzurum,
Sonbahar içinde hep savrulur yolum.
Her şeyi ardımda bıraktım da geldim;
Bir tatlı tebessüm, olur ya muradım.
Gönül harap artık, çaresiz bir kulum,
Yar gönlümde demlenir, aşk var bestede,
Bu çay gibi bir yudumda, her nefeste.
Bir sonbahar yaprağıyım bu âlemde,
Dökülürüm sessiz bir seher vaktinde.
Sensizlik bir zindan, bitmez bu sitemle,
Sanma ki sonsuza kadar sürer bu saltanat,
Sırat-ı müstakim dedikleri yol bir murat.
O gün yoktur dönüş, zalime olmaz merhamet?
Terazi kurulur, yıkılırda bu kâinat.
Kalmayacak kimseye dünyada, bir heves de,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!