Nasılda özlemişim seni, gün ışığı gibi parlayan gözlerini...
Karanlığımı aydınlatan gün yüzünü,
nasılda özlemişim.
Medcezir gibi kavgalarımızı,
yeter dediğinde bile
Ölüme giden tek yol hayattır.
İnsan, doğduğu gün farkında olmadan son durağına doğru ilk adımını atar. O günden sonra geçen her saat, her dakika ve her nefes; ömrün kitabından kopan sessiz bir yapraktır.
Hayat, bize sonsuzmuş gibi sunulan en güzel yanılsamadır. Planlar yaparız, yarınlara söz veririz, hiç bitmeyecekmiş gibi sever, hiç ayrılmayacakmış gibi sarılırız. Oysa zaman, kimsenin hatırını sormadan akıp gider. Ne zengine ayrıcalık tanır ne fakire merhamet eder. Herkesi aynı sona, aynı sessizliğe götürür.
İnsan en çok da ölümsüz yaşayacakmış gibi davranırken kaybeder kendini. Kırdığı kalpları unutur, döktüğü gözyaşlarını önemsemez, söylemediği sevgileri içine gömer. Sonra bir gün anlar ki en büyük pişmanlık, yapamadıklarıdır. Çünkü hayatın hesabı yıllarla değil, yaşanmışlıklarla tutulur.
Yangınlar var içimde, yanardağdan akan volkanlardaki lâvlar gibi.
Dışımda çiçek açar gibi görünürken,
Kim nereden bilecek ki ciğerimin bittiğini,
Kalbimin yavaş yavaş eridiğini?
Gözyaşlarım yanaklarımdan süzülürken ateş çıkıyor ya, nasıl acıdığını kim bilecek?
O sen değilsin tutkun olduğum
Göğsümde uyuttuğum sen değilsin
Sevişirken bedeninin yangını kaybolmuş
Kaybolmuş benliğin,kendini unutmuşsun
Çıkma yollarıma tövbe ettim
Asrın kalemini yitirmiş gibi ellerim
Yazmaya mecalim yokken
Beni kendine çeken o eşsiz kalemim
Tamam bu kadar derken Beni sözcüklere döken
Yüzümde gülümseme,içimde aşk ve heyecanla
Beni kendine çeken belki anlamlı,belki anlamsız
Ellerimde soğukluğun duruyor hâlâ.
Bir beni sığdıramadın yalan dolu hayatına.
Beni de al, yalandan da olsa,
Kararmış kalbine.
Sıkışıp beklerim bir odasında.
Öyle seviyorum işte...
Poyraz
Adın gibi deli fişek
Poyraz sen bir deli yürek
Vurdumu savuran hem deli
Hem ürkek
Bir yerdeyim,
Belki de bir kaç yerdeyim.
Vücudum bölünmüş sanki,
Düşüncelerim darmadağın.
Sarpa saran hislerim,
Açarmı bilmem çiçeklerim,
ilkbaharın gölgesinde kaldı heveslerim.
Kursağımda düğümlenen gençliğim,
hiç hatırlamadığım çocukluğum…
Ya belli belirsiz aklıma düşen anılarım,
siyah beyaz yaşanmışlıklarım…
Sahi sen ne dedin ben unuttum
Gerçek olmadığı için mi
Arşı aşmış söylenenler
Gökyüzü gri siyah olmuş
Çatlayan bulutlar bir damla su vermiyor
Fırtına beklerken boğulmuş gecenin yüzü




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!