Hani ipliği o küçücük iğnenin gözünden geçirmeye çalışırsın ya,
ben de işte o ip gibiyim.
O daracık yerde sıkışıp kalmışım.
İleri desem olmuyor,
geri desem canım yanıyor.
Ne kopabiliyorum,
İhanet,saklı bir çember
Yapan kalleş
Affeden nağmert olsun
Bana kıyan sen
Yolun layığına açık olsun
İhanete sarılır mı insan?
Sarılırmış, istemese de.
Bir köşede beklermiş,
Önce umutla,
Sonra belkiyle,
Zahmet edip geldin…
Zor oldu sanırım.
Yüzünde anlayamadığım başka bir suret,
gözlerini gözlerimden kaçırışın…
Neden?
İki kelâm etmedin.
Acılara yürüdüm her zaman,
korkmadan, usanmadan yürüdüm.
Düştüm...
tekrardan kalktım hayata inat.
Her zaman, bıkmadan
yürüdüm.
Gözlerin beni benden eden
Sarmaşık güller gibi saran
Sensiz yaşamak mı? Düşünemem
Kaderim sen,ömrüm sen
Aşk,
Bir gece vakti çıktım yola
Zemheri olmuş gözlerim
Gecenin kör karanlığında
Önce korktum
Sonra usul,usul ilerledim
Birden durdum,düşündüm
Kara gözlüm
Böylemi olacak ?
Kara gözlüm
Atma beni sensizliğe
Dayanamam.
Ellerimde zincirler olsaydı,ayaklarımda prangalar Keşke
Her defasında sana dönmeseydim.
Gözlerim kör olsaydı,dilim lâl
Yalan gözlerine bakmasaydım, bitmek bilmeyen sahte sözlerinle sana inanan kalbim ve dilimle konuşmasaydım
Kopsaydı dilim.
Zindan içinde mahkum kalan bedenim
Sigara yaktım.
Ama bu sefer gece değil,
gündüzün en göz alıcı zamanında…
Gökyüzünün yeni yeni oluştuğu,
güneşin yavaş yavaş eşsiz rengine büründüğü
sabahın ilk ışıklarında.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!