Artık taşımayacağım cam kırıklıklarımı,
Her acıdığında yeniden yaşamayacağım.
Canımın ne kadar yandığını unutacağım.
İstismar ettiğin gölgenin altında hayatımı kurup,
Yorgun bir beden
Halsiz gözler
Tükenen ümitler
Aramaktan bıkmadığım çareler
Giden bir gençlik bıraktım arkamda
Buz kesmiş yüreğime
Yandım,bittim öldüm mü?
Nasıl unuttum gördün mü?
Sen bensiz nasılsan artık
Bende öyleyim çözdün mü?
Git,git yürü be koçum
Dayanılmaz, içimi paramparça eden bir hasret var içimde.
Seni görmeyi çok isteyip ama görünce de ayakta duramayacak kadar acılı bir yürek var.
Vücudumu taşıyamayan ayaklarım, tüm ağırlığını yaşayan bir kalbim, başımı döndüren senin sesin…
Ve ben her seferinde şunu düşünüyorum:
İnsan birine bu kadar nasıl bağlanır?
Bir ses, bir bakış, bir yokluk…
Güller
Ah...güzel kırmızı güller
Nasıl başarıyorsun
Hem aşkta
Hem ayrılıkta birlikte olmayı
Rengin mi?
Bir gün daha bitti
Güneş bütün ihtişamıyla gökyüzünde
Bulutlarla sarmaş dolaş etrafına bıraktığı muhteşem renklerle batıyor
İçimi ısıtan sıcaklığı göz kamaştıran eşsiz ışığı ile
Yüzüme vuran pırıltısı beni benden alıp başka diyarlara
Götürüyor
Sen geldiğin gün güneş tutuldu,
Işıklar söndü tüm dünyada, “geldi” dedim.
Güneşim, yoluma ışık olacak; varlığın sebebim.
Güneşim, parıldayan, göz kamaştıran güzelliğin…
Sen gittin diye
Ben bitmedim
Sen ittin
Ben gittim
Beni sevmiyorsun diye üzülmedim
Seni seviyorum diye tükendim
Hasret kaldığım gecelerde
üstüme yorgan çekmiştim.
Üşümüştüm, titreyen bedenim,
içimde yanarken ateş...
Gözlerimde yangınlar ağır ağır yanarken,
Çocukluğumun omurgası eksikti benim
Bir yanım sürekli devrilmeye meyilli
Bir yanım dünyaya karşı dişlerini sıkıyordu
Evimizin duvarlarında sessizlik küf tutardı
Ben o suskunluğun içinde büyüdüm
Bir adamın yokluğu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!