Seslendim dağlara,
Taşlar sustu,
Rüzgâr kokunu benden aldı.
Herkese seni sevdirdi.
Üşüdüm zemheri karanlıklarda.
Hücremdeki duvarlara
Tırnaklarımla kazıdım adını.
Zaman dedikleri,
Paslı bir hançer vurur sırtından.
Kabuk bağlayan yaramı acıttılar kardeş;
Ne açılır ardına kadar,
Ne de bırakır insanı.
Eski bir saat asılı duvarda.
Tik tak değil,
Yüreğimin yorgunluğu vuruyor geceye.
Avuçlarımda ağır bir tütün kokusu,
Sanki bütün yollar
Sana çıkmaktan vazgeçmiş.
Bir demet karanfil vardı,
Çoktan savruldu bu kentin ayazına.
Düğün diye kurulan sofralarda
Hep yasın ekmeği bölündü.
Geçmiş,
İnsanın sırtına yüklediği
En eski heybedir meğer.
Deniz kıyısında
Yalnızlık uzanıyordu boylu boyunca.
Bir martı çığlığı kadar sahipsiz,
Bir gurbet akşamı kadar üşümüş.
Ey uzaklarda kalan,
Adını söylemeye kıyamadığım...
Ben senden sonra
Ne kendime dönebildim,
Ne de yollardan vazgeçebildim.
İçimde dinmeyen bir sızıyla,
Seni değil, yalnızca seni;
Sende kalan ömrümü özledim.
Kayıt Tarihi : 2.07.2026 14:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!