Her sabah bu şehre biraz daha geç uyanıyorum.
Sanki bütün sokaklar senden önce gözlerini açıyor.
Ben ise cebimde yarım kalmış bir limanla dolaşıyorum,
Adını içimden geçirince, kıyıya yanaşıyor bütün yalnızlıklar.
Cebimde gümüş saatim yok, yakamda bayram çiçeği de.
Avuçlarımda sadece o taze susamın kokusu,
Gözlerin, derin ve dipsiz bir kuyu.
İçine düştükçe eksildiğim bir akşamüstü.
Bir veda şarkısı kadar kederli,
Kırık bir aynadan sızan ışık kadar yalnız.
Sanki asırlık bir yağmur bekliyor kirpiklerinde.
Kırıldı namlunun ucundaki o kör karanlık.
Sırrımı vermedim diye göğe astılar günleri.
Burada zaman, paslı bir çivinin ucunda yalınayak.
Dünya bir başka, insan bambaşka.
İnsanın bir ekseni var diyorlar ya, her sabah biraz daha yer değiştiriyor.
Öyle içimde fırtınalar kopuyor da diyemem.
Sadece bazen her şey üst üste biniyor, nefesim daralıyor; hepsi bu.
Aynı anda hem gülüyorum hem de içimde bir yerler zifiri karanlık kalıyor.
Hani o kitaplarda yazan sessiz çığlıklar var ya,
Ankara Garı'ndan hareket ettiğinde kalbim,
Henüz hakkımızda verilmemişti o sessiz hüküm.
Seninle göz göze geldiğimiz ilk kompartıman,
Aşkımızın mühürlendiği ilk duraktı.
Kırıkkale geride kalırken,
Kalplerimiz görünmez bir yol arkadaşlığı kurdu.
Seninle göz göze gelmek,
Nemrut Dağı'nda güneşi karşılamak gibiydi.
Karanlık, devasa taş suretlerin ardına gizlenirken,
Yüzüne vuran o ilk ışık,
Ömrüme doğan en güzel şafaktı.
Gözlerin,
Gözlerinle başladı takvimde ilk yaprak.
Hani o kıştan kalma soğukları dağıtan,
Toprağın uyanışı, kalbimin çırpınışı gibiydi.
Önce kardelenler deldi bağrımdaki buzu,
Sırf seni, o ilk gülüşünü görebilmek için.
Sonra bir fısıltı yayıldı İstanbul sırtlarından,
Zaman paslı bir çivi gibi çakıldı duvara.
Yıl iki bin, aylardan kasım.
Bir sabah sessizlik çöktü demir kapılara.
İçeride insan, dışarıda kör bir kasırga.
Açıldı kapıları o soğuk koridorların.
F Tipi dediler adına, hücre dediler,
Artık iyi olur muyum bilmiyorum.
Bildiğim tek şey var.
Her geçen gün bir şeyleri alıp götürüyor benden.
Gecenin eteklerinden dökülüyor siyah.
Bazı yaralar derindir, diyorsun. Bir rüzgâr uğultusunda...
Görmeyi denedin mi hiç o kuyunun dibini?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!