DÖRT MEVSİM SEN
Gözlerinle başladı takvimde ilk yaprak.
Hani o kıştan kalma soğukları dağıtan,
Toprağın uyanışı, kalbimin çırpınışı gibiydi.
Önce kardelenler deldi bağrımdaki buzu,
Sırf seni, o ilk gülüşünü görebilmek için.
Sonra bir fısıltı yayıldı İstanbul sırtlarından,
Erguvanlar açtı sevgilim,
Senin gibi mahcup,
Senin gibi telaşlı.
Bakışın bahardı, dokunuşun ilk cemre.
Düştün yüreğimin çorak, unutulmuş toprağına.
Müjdeler fısıldadı rüzgâr dalların arasından.
Papatyalar serildi ayaklarımızın altına.
Seviyor, sevmiyor diye sormadım hiç mevsime.
Çünkü gözlerindeki o yeşil bahar,
En büyük cevaptı kalbimin diline.
Biz seninle baharda sevmeyi öğrendik.
Kokunu yaseminlerden çaldım,
Sesini bülbülden.
Zaman döndü, güneş yükseldi gökyüzünde.
Aşkımız bir bahar hevesi değilmiş, anladım.
Yaz geldi sevgilim,
Aşkın o en sıcak, en olgun hâli.
Güneşin kavurduğu sokaklarda yürürken el ele,
İçimizi serinleten mor bir deniz yükseldi.
Lavantalar açtı,
Sabrın ve sadakatin renginde.
Sana sarılmak,
Bir yaz akşamı rüzgârı gibiydi.
Hem yakan,
Hem de her şeyi unutturan.
Gündüzleri ayçiçekleri gibi,
Yüzümüz hep güneşe,
Yani hep birbirimize dönüktü.
Nereye gitsen,
Başım o yöne çevrildi.
Işığın neredeyse,
Hayatım oradaydı.
Ve geceleri,
O mehtaplı yaz gecelerinde,
Gece yaseminleri açardı sessizce.
Tıpkı sevgin gibi,
Sessiz ama bütün geceyi saran.
Biz yazın yandık sevgilim,
Aşkın kor ateşinde.
Eridik,
Bir olduk,
Tek bir gölgeye dönüştük sahilde.
Derken yapraklar sarardı,
Gök yüzünü büktü.
Bir rüzgâr koptu uzaklardan,
Hüzün kokan.
Ama korkmadım.
Çünkü aşk mevsimlik bir oyun değildi.
Herkes sonbaharı ayrılık sayarken,
Biz eylülün serin yağmurlarında,
Daha sıkı sarıldık.
Ağaçlar yüklerini dökerken,
Toprakta inatla direnen yıldız çiçekleri belirdi.
Dalyalar döküldü yollarımıza,
Rengârenk ve gururlu.
Sonbahar,
Aşkın vefasıydı bizim için.
Herkes giderken,
Her şey solarken kalabilmekti.
Çuha çiçekleri müjdeledi akşamüstlerini.
Rüzgâr saçlarını savururken,
Gözlerindeki o sakin limana sığındım.
Solan yaprakların hışırtısında,
Sadece bizim şarkımız çalıyordu.
Aşk,
Sonbaharda çiçeğe durmaktı sevgilim.
Herkes bitti derken,
Yeniden fısıldamaktı sevgiyi.
Ve nihayet beyaz bir yorgan kapladı dünyayı.
Sustu kuşlar,
Nehirler dondu,
Sokaklar tenhalaştı.
Dışarıda fırtına,
Dışarıda ayaz.
Ama senin kollarının arasında,
Dünyanın en sıcak iklimiydi.
Penceremize vuran kar tanelerini izlerken,
Anladım ki aşk,
En çok kışın açan kardelenmiş.
Zorluklara inat,
Soğuğa inat,
Bembeyaz bir sadakatle başını kaldıran o mağrur çiçek.
Hercai menekşeler açtı odamızın köşesinde.
Kışın karanlığına inat,
Rengârenk yapraklarıyla.
Aşkımız da öyleydi.
Dışarısı ne kadar soğuk olursa olsun,
İçimiz hep sıcacıktı.
Sana sarılmak,
Kışın ortasında baharı yaşamaktı.
Şimdi bakıyorum da geçen zamana.
Ne eylül bitirebildi bizi,
Ne temmuz yakıp kül etti.
Biz dört mevsimi,
Bir yıla değil,
Bir ömre sığdırdık.
Sen benim baharda erguvanım,
Yazın serin lavantam,
Sonbaharda dirençli yıldız çiçeğim,
Kışın ise bembeyaz kardelenimsin.
Mevsimler değişir sevgilim,
Takvimler eskir.
Çiçekler solar,
Sonra yeniden açar.
Ama sana olan aşkım,
Hiçbir mevsime sığmayan,
Zamansız bir bahar olarak kalır içimde.
Bahtiyar
Kayıt Tarihi : 24.07.2026 16:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bazı insanlar bir mevsim gibi gelir, bazıları ise bütün mevsimlerin anlamını değiştirir. Bu şiir, aşkı baharın heyecanında, yazın tutkusunda, sonbaharın sabrında ve kışın sadakatinde yaşayan iki yüreğin hikâyesidir. Çünkü gerçek sevgi, zamanı mevsimlerle değil, birlikte geçen ömürle ölçer Bahtiyar...




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!