Hekim çekse de dişini,
Süt dişine sor gerçeği.
Çıktığında can da acır,
Azı dişin sırdaş olur.
Çok bilmektir öze perde,
İnsan der: ben benim, yazan kendim
bir an içinde bilinmez bir hâl idim
herkes kendi yolunda aradı bende mânâ
düş perdesi içinde geçen bir dem idim
Sefa sürdüm sanırdım, varlığım bitmez
Sevgi bir ev kedisi aldı,
İki aylık minik bir afacandı.
Kulakları düşük,
Dünyaya şaşkın gözlerle bakıyor,
Anlamaya çalışıyordu oyuncaklarını.
Nice zaman geçti öyle,
Bundan sonra nereye?
El ver bana, baba dostu;
Aceb kimdir nöbet kulu?
Beş vakit onu bekledim.
Aldık tesbih ipi koptu
Hanım bağlarım dedi yoruldu
Bağladı amma taş boldu
Çektik lâkin yine koptu
Aradık bağcıyı gece gündüz
Âşık isen korkma ecel,
Kader gelse beni siler.
Gönül vardı yâre menzil;
Göğe uçtu onca keder.
Tevbe kapı, canım kapı,
Şeker kattım aşa, gelene selâm;
Kaşık al da gel, buyur soframa.
Sözüm hep âşık atar, saçar kelâmı;
Sarı turnam, haydi kon koynuma.
Dost eline gönül susmaz, sazım;
Sordum: vicdan nerede
pabuca sığmaz oldu
attım dama, kirlensin diye
ufuk gördü: gel hele
Peşinde pervane olduk
Açtım Yarım Kitabımı,
kelebekler yüzüme uçuştu;
kimi rengine takıldı, biri uçuşuna.
Kıymet vermedim önümde olana,
bana dünden kalan sığ göl içinde.
Var git eren yurduna,
Gir sen şeyhin yoluna.
Sor ona Ahmed aşkı,
Kapı açar erler şahı.
Ak sakallı dedelere




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!