Ömür dediğin nedir
Hakkı bir dem zikretmek
Hoş bir sedadır kalan
Dönüşü olmayan yolda
Sürü güden çoban kavalı çalsa,
Ağ örmüş başımda şu akıl ne arar?
Tahta kaşıkta bir atlıkarınca
Yaysam sofra, sinek onu da kapar.
Horozu kestim, uçmaz adağı.
Kırık uçlu kalemle kazıdım günü
Sordum hâline: Ucun neden kırık?
Keskin bıçak kınında selâm bekler.
Silgi sarmış da başımı, tüy bitmez
Kimler geldi geçti, kimi oldu mâzi
Elif ve Vav'da saklı teslimiyet
Öncesinde gelene rıza gerek
Takdire boyun eğerse masumiyet
Sonrasında bana seni gerek
Bilsek nedir mahremiyet
Gel beriye gel, dün çok idim ben;
Bugün kendim nerde, ben kim ola?
Dalgalar aştım, rüzgârlar yoldaş;
Bin bir fersahta sen varsın Ya Rabbi.
Bilmez idim, bir kulaç yüzmeyi;
İlim ilim nerede
ilim kendinde
Sen kendini bildin mi
Düşlerinin özünde
Hiçlikte dönme
Uzun yılların ardından
yüksekokul diplomasını aldı.
Şimdi sıra iş aramaktaydı.
Kapı kapı dolaştı;
başvurduğu yerlerden
Dünyaya devrân olsam
Kanadım kırık yara
Varsak gitsek dost ile
Sözü bizi sara
Artık konar oldum
Yeşilin en derininde
renklerin dilinde
gölgeye karışıyordu sesler
mesafe iki yay
hatta daha yakındı
Vardım dört çınar altına, alın yazım...
Döner kelâm başımda, elimde sazım.
Vurdum teli bir aşağı, üç söz dışa taşar;
Yazgı ilmek atmış; varsın sözüm çalsın.
Seherde kalkınca düştü özüm kazana,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!