Önce hafif bir sarsıntıydı
ardından gelen ürperti
yusufun kuyusunda ne aradık
dipten yansıdı şimal
İndikçe çoğalan çağlayan gibi
Divanî ahkâm göze geldi
Öncesi pek ayaz
Gördük bedenî ruhanî
Kaldı kademden uraz
Kapladı altın makberî
Kara üzümüm çor oldu
Derdi yüreğine kor
Değmez dünya dert olmaya
Sefa olsa kimindir bu
Bekledik gönül soldu
Bağcı ağam uğraşır
Üzümleri seyr eylemeye
Salkım salkım gördü mü
Nefesi kalbinde
Toplar ağam sepete
Ömür, bir an beride saklı hazine
ileride değil, içinde gizli bir bahçe
adım atsan öz de yine sen varsın
gece ile gündüzün birleştiği yerde
Nigarın çayırında membaya vardım
Geceydi
kelimelerim
kusursuz bir düzenle akıyordu
Mantığım
her şeyi anlamaya çalışıyordu
Ölçüyor
Karanlığın içinde
Kırık Kalpler Sokağı'nın girişinde
Tabut gördüm düşümde
Bir tek ben vardım
Benim önümde
Haber bekler cümle İslâm neferi
Gönüllerde tüter çoban ateşleri
Devlet-i Aliyye düşlerde diri
Bismillah deyip yürür erenler
Fetih gönüllerde başlar ey can
İçinde kırk çeşit harman var
Öncesinde yana yana kavrulur
Ufalanır toz olur kıvamında
Hepsinde saklı ilâhi rızâ
Söz uçar yazı kalır
Varın dostlar oturun
sohbet aşa tuz ola
bayat ekmek bizde çokça
bir lokmada dünya dola
Doldurun tasa parça parça




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!