Niye sustun, şaşkın gönül?
Dağlar sana neden durdu?
Kimde kaldı selâm sözün,
Göğe baksan aşkın vurdu.
Nice bahar öyle geçti,
Dur yolcu, geldiğin bu yer, kimsesizler durağıdır.
Allah'tan başkası yok diyene, bir soluktur
Aradığın ne ise arama göz ile,
Gönül gözü ile bakan görür gerisi beyhude
Beni can kulağı ile dinleyen, ey Salik,
Bir hat yazısıydı eski bir sandıkta bulduğum,
Dedemden kalan mürekkep damladı elime.
Okudum; her yöne açılan başka aynadaydım,
Hatların kıvrımında seyre daldım iki cihanı.
Açıldıkça nefessiz kaldım, sır bende saklı,
İbrikte su kaynar, içinde odun oynar,
döktüm ağaç dibine, balık koştu yana.
salladım ağacı da, düştü başa havyar,
saçımda üç beş kuzu, gezer kol kola
Nefis dedi: İlim ben'im, gayrı beyhude
Dediler, duygu tatile gidiyor.
Lakin hava oldukça yağmurlu.
Kiralık arabasının farları kırık.
Valizleri kaldırımda dizili.
Hepsinde farklı renk kurdele bağlı.
Men der deryânın altında âhû göz,
Sürme çekilse kirpiğinde saklı söz.
Bir nazar düşer... Bâ açılır içte,
Bir anda silinir bildiğin her yüz.
Düşler bahçesinde ince bir elif,
Vardık Şeyhli'ye ocağa
Koptu fırtına zifiri karanlıkta
Yârenlerin sesi pek hoş idi
Aydınlandı tekbiri Alâ'yla
Can yürüdü huzurla
Koşturup durduğun
nefsine zarar.
Yanına kalan kâr
döner sana bakar.
Bir damla göz yaşı düşse cana
mizan kursalar gönül pazarına
bu dünyada izini süren olur mu
veledi mana düşer mi hiç yola
Dervişlik olmuş kuru göze söz
Elveda yarınlar, elveda dünyam;
Düşlerin içinde beni bıraktım.
Rüzgârlar coşarken pınara doğru,
Yeşil fundalıkta gizlice aktım.
Gülümser gölgemin o sabahına,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!