Bakın ve görün, bu benim kendi zaferim,
Kuralları ben koyar, ben bozup geçerim.
Sizin "biz" dediğiniz o silik kalabalıkta,
Ben tek başıma, en büyük eserim!
Varlığım bir lütuf, bakışım bir buyruk;
Gece bile sırtını döndü, yüzüm karanlık.
Uzak bir diyar burası, herkes yabancı.
Herkesin bana sırtını döndüğü bu yerde,
İçimde bir çocuk bağırıyor hâlâ:
"Kurtarın güneşli sabahları"
Unuttum, ne demek şimdi bu...
Yaşamak fısıldıyor kulağıma,
Zamanın avuntuları başımda...
Korkuyorum!
Tanımadığım kederler birikmiş içimde;
Nedensiz yaşantım yapayalnız.
Boynunu göstermekten utanır kadın,
Bilmeden telaşını ulu orta serer yerlere!
Döke saça hüznünü ilerler herbiri geceye,
Üzerinde dününden kalma bulaştırılmış bi leke!
Aldanır mı sonra kuru kelimelere kadın?
Çıplak ayakları ile yürür,
Hesap Yapmayı Bilmem
Hesap Yapmayı Sevmem
Zaten Hesap Yapmayı da Beceremem
Aklıma Takıldı Oturdum Hesap Yaptım
Bir Bir Topladım Sevdiğim Kadınları
Birini Birinden Çıkardım
Susuz bir çiçek gibi kuruyor gönlüm.
Ölüyor hasretinle,
Sımsıkı, körü körüne sarıldığım
umutları artık sorguluyorum.
Bir sen oluyor içimde,
Ölüyor hasretinle,
susuz bir çiçek gibi kuruyor gönlüm.
O sımsıkı, körü körüne bağlandığım
umutları artık sorguluyorum.
Bir sen, bir ben oluyor;
İçimde kırılmış bir masa,
Üzerinde devrilmiş bir cümle:
“Seni unutmam sanmıştım.”
Masa hep orada,
Geleni gideni olmasa da.
Kapalı kapılar ardında, kendime sorduğum sorular;
Çocukluğumdan bugüne beni benden eksilten konular...
Her cevap, biraz daha uzaklaştırdı beni düşlerimden.
Nereye bakıyorsun öyle?
+ Sana.
– Ben yokum ki.
+ İşte o yüzden sana. Kendi suretine yabancılaşmak bir ayna meselesi değildir sadece. Bazen sesi bile duyulmaz insana. Bir şarkının ortasında susmak gibi... Kimse duymaz hıçkırığını, yalnızsındır demek ki!
+ Konuşsana biraz.
– Ne diyeyim?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!