Nereye bakıyorsun öyle?
+ Sana.
– Ben yokum ki.
+ İşte o yüzden sana. Kendi suretine yabancılaşmak bir ayna meselesi değildir sadece. Bazen sesi bile duyulmaz insana. Bir şarkının ortasında susmak gibi... Kimse duymaz hıçkırığını, yalnızsındır demek ki!
+ Konuşsana biraz.
– Ne diyeyim?
+ Her şeyden.
– Her şey çok.
+ O zaman hiçbir şeyden.
– O da fazla.
Günler birbirini itiyor, farkında mısın? Birbirini unutmuş gibi sevenler... Ve sen, her sabah biraz daha eksilerek uyanıyorsun adını bile hatırlamadan.
– Sevdin mi hiç?
+ Seni.
– Peki ben?
+ Kendini mi?
– Hayır... Hiçbir şeyi ya da her şeyi.
Bu bozuk şehre haykırmak içimden geçiyor, tüm sokaklarını terk etmek. Çocuklar bile gülmüyor, ağlamayı öğrenmiş herkes. Kendime ait olmayan bir sessizliğin tam ortasında duruyorum. Sen orada mısın hâlâ?
+ Buradayım.
– Gitme.
+ Zaten hiç gelmedim ki.
– Öyleyse bu sızı kime ait?
+ Sahipsiz bir mektup gibi masada kalan o boşluğa mı? Zaten en çok gelmeyenler yorar insanı; hiç çalmayan telefonlar, açılmayan kapılar gibi ağırdır hayaller. Bak, güneş doğuyor dışarıda ama senin odanda hâlâ o bitmeyen gece. Uyansan da eksiksin, uyusan da...
İnsan, en çok kendinden uzağa düşer.
Kayıt Tarihi : 3.10.2025 03:02:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!