Gözlerin değdiğinde gözlerime,
İçimde sessiz bir hüzün sızlar.
Adın sitem olur her sözüme,
Senden uzak geçen geceler ağlar.
Ne taht istedim ne de bir saray,
Gönül tahtı yandı aşkın nârıyla,
Yola çıktık bugün sabır kârıyla,
Eridik vahdette vuslat yârıyla,
Gözyaşı sel oldu sultanımıza.
Aşkınla yanar bu dertli gönül,
Hasretin kalbimde sönmeyen kömür,
Yolunda feda olsun koskoca bu ömür,
Sana feda olsun bu dertli gönül.
Senden gayrısını görmez bu gözüm,
Asırlar var aramızda, yol uzak,
Dünya bize sanki hileli tuzak.
Gözümde yaşlarla kalmışım mahzun,
Rasul’ün nurundan ayrı kaldım ben.
Gül yüzünü görmek nasip olmadı,
Sensiz kaldım ey canımın sultanı
Gönlüm yanar hasretinle her anı
Medine kokar gelir yadın bana
Dökülür gözümden yaşlar ummanı
Adın anılsa titrer bütün zerrem
Efendimiz buyurdu gafletten uyan,
Dehşetli gerçeği eyliyor beyan.
Nefsin deryasında boğulur canlar,
Ahiret yurdunu unuttu canlar.
"Benim bildiğimi bilseydiniz siz,
Yüzyılların bağrından süzülüp gelen rüya,
Seni konuşur durur kubbendeki her ziya.
Boğaz'ın mavi tülü sanki nurlu bir derya,
Cihanın gözbebeği, aziz şehir İstanbul.
Ecdadın ayak izi sinmiş her taşlarına,
Arkamda dağ gibi duran ulu çınar,
Senden fışkırır hep o şefkatli pınar.
Yolumu aydınlatır sendeki o nur,
Gölgen bile yeterdi canım babam.
Nasır tutmuş ellerin helal lokmayla,
Toprak örtüsün sıyırdı, uykudan uyandı bahar,
Ölü gibi duran dala, Allah can üfledi var.
“Ölü toprağı dirilten, ölüleri diriltir” haber,
Her yeşeren yaprakta, kudretinden bir eser.
Çatlayan tohum güldü, “Ya Rab, geldim” dedi toprağa,
Bahar Ve Diriliş
Bakıp ibret eyle her yıl bahara,
Can gelir kurumuş ağaca, diyara,
Hakk'ın fermanıyla uyanır nebat,
Ölümden sonraya tam bir delildir,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!