Dert etme gönül, şu fani cihanı,
Gelenler hep göçtü, hani sultanı?
Sabırla bekle o nurlu zamanı,
Fani bir rüyadır aldırma gönül,
Bu da geçer Ya Hû, sabreyle gönül.
Bu dünyâ kimseye kalmaz bilesin,
İstersen ağla da istersen gülesin.
Saraylar, tahtlar da hep fani olur,
Ecel geldiğinde can teslim bulur.
Süleyman mülkünü kime bıraktı?
Buyruğunu tut Rahmanın,
Nuru artsın o imanın.
Kurtuluşa erer ruhun,
GözüN kalmaz bu cihanda!
Gözümden dökülen yaşlar içinde,
Gönülden coşup gelen aşk içinde,
Sığınarak o sonsuz rahmetine,
Candan çağırayım Mevlam seni.
Cahiliye devrinde, Mekke’nin çöllerinde,
Kör cehalet gezerdi insanların dilinde.
İnsan kendi eliyle, taştan putlar yapardı,
Yaratan’ı bırakıp o cansız yontuya tapardı.
Nefis acıktığı an, helvadan ilahını yerdi,
Dünyaya gözümü açtığım o ilk andan beri,
Sadece senin kucağında buldum en güvenli yeri.
Kokunla sarıp sarmaladın, ısıttın içimi,
Kimse dolduramaz hayatta senin yerini.
Geceler boyu uyumadın, baş ucumda bekledin,
Salat ü selam olsun Mustafa’ya
Canım feda olsun o servere ya
Hasretin yaktı bu garip gönlü
Kavuşmak nasip et ümmetine ya
Mekke ufkunda doğan o nurlu güneş,
Cihan karanlıktı, gelmedi bir eş,
Aşkınla tutuştu özümde ateş,
Şefaat kıl bize canım Muhammed.
Güller hasret kaldı mübarek yüze,
Altından nehirler coşkuyla akar,
Mü’minler oturmuş seyrine bakar.
Ne dert kalır orada, ne kalbi yakar,
Güllerle bezenmiş Cennet bahçesi.
Dört mevsim yaşanır eşsiz yurdumda,
Bir cennet saklıdır her bir ruhumda,
Al bayrak dalgalanır her bir burcumda,
Dağıyla, taşıyla şanlı Türkiye,
Ruhuma can veren canım Türkiye.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!