Rabbimin emridir başımdaki taç,
Ruhum her nefeste ona muhtaç
Rüzgar esse ne çıkar, sarsılmaz inanç,
Ruhumu erdeme bağlar başörtüm.
Yüce Hak’tan inen mukaddes ferman,
Mümin sînelerde sönmeyen iman.
Leke kabul etmez, eğilmez bir can,
İffetin şanlı nişânıdır örtüm.
Uyan ey şaşkın kul, nefse esir olma,
Ramazan’ın 17’si, Bedir çölü kızgındı,
Üç yüz on üç yiğit, imanla donanmıştı.
Kılıçlar şakırdardı, “Allah Allah” nidaları,
Şehadet şerbetini, güle güle içtiler.
Hubeyb düştü önce, “Ya Rab şahit ol” dedi,
Es ey deli rüzgâr, uğra Medine bağına,
Yüzünü sür o yeşil kubbenin eşiğine.
Şu garip gönlümün bitmez, tükenmez feryadını,
Götür ulaştır canlar canının katına.
Yolunuz düşerse şayet o nurlu diyara,
Benden selam söyleyin Ahir Zaman Nuruna.
Dokuz ay karnında lütufla taşıyan,
Bizimle ağlayıp bizimle yaşayan.
Yemeyip yediren, derdimizle kaynaşan,
Cennet kokulu yârim, benim aziz annem.
Geceler boyu hiç kırpmazdı gözünü,
Bir garibim şu dünyada gezerim,
Dert mürekkep oldu gamla yazarım.
Gurbet eli vatan sandı bu canlar,
Halimi ne bilsin gafil olanlar.
Gelen ağlar, giden ağlar bu hana,
BİR GÜLÜMSE HAYATA
Karamsar düşünme, karartma kalbi,
Şu fani dünyaya kul olma emi,
Yaradan elindedir, rızkın ve gemi,
Bırak şu stresi, gamı bir yana,
Beş yüz yetmiş birde bir güneş doğdu,
O nurlu şafaklar zulmeti boğdu.
Âlemler can buldu feyizle, nurla,
Kâinat bezendi o gün sürurla.
Gaflet uykusu derin,
Yarın kabirdir yerin,
Gidince o son günün,
Bir gün gelir anlarsın.
Hakkı, hakikati bil,
Bir sabah uyandım gurbet yurdunda,
Ömür gelip geçmiş nefis ardında.
Baktım ki aynalar yabancı bana,
Ağladım giden o gafil zamana.
Güneş feryat ile doğmuş semadan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!