BİR GÜLÜMSE HAYATA
Karamsar düşünme, karartma kalbi,
Şu fani dünyaya kul olma emi,
Yaradan elindedir, rızkın ve gemi,
Bırak şu stresi, gamı bir yana,
Beş yüz yetmiş birde bir güneş doğdu,
O nurlu şafaklar zulmeti boğdu.
Âlemler can buldu feyizle, nurla,
Kâinat bezendi o gün sürurla.
Gaflet uykusu derin,
Yarın kabirdir yerin,
Gidince o son günün,
Bir gün gelir anlarsın.
Hakkı, hakikati bil,
Bir sabah uyandım gurbet yurdunda,
Ömür gelip geçmiş nefis ardında.
Baktım ki aynalar yabancı bana,
Ağladım giden o gafil zamana.
Güneş feryat ile doğmuş semadan,
Dert etme gönül, şu fani cihanı,
Gelenler hep göçtü, hani sultanı?
Sabırla bekle o nurlu zamanı,
Fani bir rüyadır aldırma gönül,
Bu da geçer Ya Hû, sabreyle gönül.
Bu dünyâ kimseye kalmaz bilesin,
İstersen ağla da istersen gülesin.
Saraylar, tahtlar da hep fani olur,
Ecel geldiğinde can teslim bulur.
Süleyman mülkünü kime bıraktı?
Buyruğunu tut Rahmanın,
Nuru artsın o imanın.
Kurtuluşa erer ruhun,
GözüN kalmaz bu cihanda!
Gözümden dökülen yaşlar içinde,
Gönülden coşup gelen aşk içinde,
Sığınarak o sonsuz rahmetine,
Candan çağırayım Mevlam seni.
Cahiliye devrinde, Mekke’nin çöllerinde,
Kör cehalet gezerdi insanların dilinde.
İnsan kendi eliyle, taştan putlar yapardı,
Yaratan’ı bırakıp o cansız yontuya tapardı.
Nefis acıktığı an, helvadan ilahını yerdi,
Dünyaya gözümü açtığım o ilk andan beri,
Sadece senin kucağında buldum en güvenli yeri.
Kokunla sarıp sarmaladın, ısıttın içimi,
Kimse dolduramaz hayatta senin yerini.
Geceler boyu uyumadın, baş ucumda bekledin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!