Sîne-i çâkime her dem dökülür ebr-i melâl, Şems-i rûyundan ırak, rûz u şebim oldu zevâl. Bir tebessüm kerem et, sâye-i zülfünde yatır, Çeşm-i bîmârıma merhem, bî-bedel âb-ı visâl.
Sırr-ı hilkat dökülürken o nigâh-ı mestten, Cümle eşya seni söyler, geçerim ben tenden. Nâr-ı aşkınla harab olduğum an pür-hande, Ruhum âzâde olur, kurtulur âh bu bedenden.
Ben ki pervâne-misâl, şem'ine yandıkça varım, Der-i lütfunda gedâyım, tükenir her varım. Kenz-i mahfî gibi saklar seni vîrâne gönül, Firkatin demleridir şimdi benim tek kârım.
Katre-i nûr ile dolsun o zifirî dehliz, Levh-i mahfûzuma kazdım, silinmez hiç bu iz. Cism-i fânim eriyip kopsa da dünyâdan
Furkan Özcan 3Kayıt Tarihi : 1.05.2026 18:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu bir "fenâ" (yok oluş) hikayesidir. Aşık, sevgilisinin güzelliği karşısında kendi varlığını eriterek gerçek vuslata (kavuşmaya) ulaşmayı arzular.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!