Mürekkebe falan inanmıyor artık,
Doğrudan kendi kanıyla imzalıyor sayfaları.
Çünkü biliyor;
Bazı gidişler mürekkeple temize çekilmeyecek kadar kapkara.
O, odanın en karanlık köşesinde,
Sırtında bir hançer gibi taşıyor o son bakışı.
İçindeki uçurumdan aşağı fırlatıyor kelimeleri.
Her mısrada bir veda,
Her satır başında canından sökülen bir parça var.
"Hak etmedim" diyemediği gecelerin sabahında,
Bir zamanlar canı olanın, şimdi nasıl el olduğunu yazıyor.
En çok da bu koyuyor ona;
Bir zamanlar sığındığı o göğsün, şimdi başkasına yurt oluşu.
Soruyorlar ona, "Neden hep acı, neden hep feryat?"
Gözlerini kaçırıyor, dudakları titriyor.
"Siz hiç ölmediniz mi yaşarken?" diyemiyor.
"Siz hiç, her şeyini verdiğiniz birinin
Arkasını dönüp gidişini tek bir kelime etmeden izlemediniz mi?"
Şimdi elleri buz gibi,
Kalbi, paramparça bir cam kırığı denizi.
O, ayrılıklara yazmıyor aslında;
O, her satırda kendi cenazesini kaldırıyor.
Dünyanın bütün vefasızlıklarını,
O koskoca, hak edilmemiş yalnızlığı
Tek bir kâğıda sığdırmaya çalışıyor.
Ve fısıldıyor karanlığa doğru:
"Sen gittin ya...
Ben her gece, beni bıraktığın o yerde yeniden can veriyorum."
Kayıt Tarihi : 20.05.2026 02:23:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (1)