Yüzümüze çarpan Eylül çırpınışlarına bir iç geçirip döndük kendimize
Yılgın düşlerin içinden geçerek saklandık ah örselenmiş öykülerimize
Yollara vurup kendimizi, içli bir ruh haliyle sarıldık kimsesizliğimize
Geçmişteki anların masalarına oturarak, küflü saatler kurdum gelişine
Bir kaynayan kazandır içimizdeki
Bizi bu tutkularla sallayan kürede
Vakur ama hazin bir yalnızlıktır
Hep sonrasındaki o titrek aşkın.
Kubbeler yükselir yüksek semada
Unutulmuşluğa yol alan bütün gemilerin güvertesinde
Her bahar, düşlerin rengi yeniden düşer gönül sularına
Çünkü; kuşların en sevdiği izlencedir köpüklü denizler
Aşk, yürekteki kutsal sudur ve sancısız koklanmaz hüzün
Rüzgârların özünde şaşkın bir kayboluş ninnisi
Ülkümüzün çocukluğunda kül yağar üzerimize
Unutulmuş isimlerle donatılı zarflar ülkesinde
Siyah-beyaz anılarla yenileniyor bütün filmler.
Kapanınca kapılar, zamanın burcuna yükleniriz
Kutsal yüreğine vurgun kelimeler biriktiriyorum günlerdir
Mühürlü bir sevdanın rengârenk gül desteleri var içerimde.
Sen, gecelerin siperlerinde aşkla titreyen mağrur kelebek,
Rüzgâr türkümüzü susturmadan ülkenden çekilmeyeceğim...
Bunca yıl seni yazsaydım eğer, ülkemin bütün toprakları yemyeşil olurdu. Sana yıldızlı bir günde rastlamasaydım eğer, bu beden bende olmaz, acıların yoldaşı olurdum. Sevmek acı, seni sevmek acıların atlası şimdi. Ben o atlasta seni buldum ve söylüyorum işte yeryüzünün en güzel 'Seni seviyorum' sözcüğünü.
Soğuk gecelerin koynuna düşürdüm ben ulaşılmaz sevilerini
Zülfünü düşürüp benlerine, sevda durağıma gelirsin
Bir yıldız kümesi serpip yüreğime, sevgini verirsin
Dağlar gibi yücedir sevdan, içimde halaya durursun
Panzehir gülüşlüm, sevdikçe ruhumu işgal edersin...
Gidişinin üzerinden yıldızlar geçti, ay dolunay'a döndü ve ben halâ o rüzgâr tepesinde aşkın parmaklarını okşuyorum. Çığlıkların denizlere düştüğü gecelerde sancılı itiraflarının üzerinden çok geçmedi sevdalım. Çok olmadı yüreğimden izin isteyip ayrılalı. Kalmanı istediğim, yanımda gözlerime sokulmanı beklediğim o akrep kıskacındaki günlerden geriye, sadece ve sadece yüreğin kaldı.
Yolunu gözlediğim masalcılarla
Serüvendir yontusunu ördüğüm
Yıkılmış kentlerimde aşk kayıp
Önce kendi sözünü dinler yürek
Denize düşürmüşsün beyaz tenini
Çelişkinin taşını attım kör bir kuyuya
İncindi su, öfkeyle ışığa döndü yüzünü
İnançsız sarmaşıklar ayrıldı kuyudan
Delinin biri seslendi çok derinden
‘Çıkarın beni bu bilinmezliklerden’! .




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.