Bütün zamanların coşkularını yaşadık biz bir çırpıda
İçimizde anlamını yitiriverdi bütün görüntüler, sesler
Sensizlik burada büyüyor azar azar, kokun artık keder
Taş kesilmiş şarkılar, değerini yitirdi artık lirik şiirler…
Umulmadık sözcüklerin yankı tepelerinde nurumu ve ruhumu çağırıyordum buncadır. Tüm anlatımlarımın evrenden ödünç aldığı sözcüklerle oluşturduğu bu emsalsiz gönül köşkümüzde mutlu günler yaşadık biz. Korkulu gecelerimizde anılardı kapımızın sürgüsü. Bacamızda tüten yalnızlık dumanlarını hep gür tuttuk dosta düşmana. Ocağımızdaki kalaylı kazanlarla, bağrımızdaki onulmaz hazanlarla bir ömrün en tutkulu öyküsünü yaşadık seninle.
Göğsümün kaynayan kazanında yorgun taşlar kanıyor
Ulaşılmamış dağlara yürümekten topuklarım sızlıyor
Bütün anlamsızlıklara anlamlar yüklesem
Bir örümcek sabırla örer biçare yalnızlığımı
Oysa, her kadehte sen, her şerefede sen varsın
Gülüşün delip geçer içimi, sarhoşluğum olursun.
Asırlardır yalnızlığa göz kırparken kız kulesi
Dörde katlanmış bir mendildir sevdandan kalan
Deli çağlarıma bir tufan sonrası yalnızlığı katan
İlk katında çocukluğum, ikincide de yangınlarım
Üçüncü katında aşklarım, aldanışlarım, gözyaşlarım
Son katında vefasızlığın ve yalanların var gülüm..
Sesin yüreğimin katmanlarını dövdükçe, umarsız sevdalarımın kabuk bağlayan yaraları kanar, içli sızılarla gecelerin kollarında döner dururum. Hasretinin yılları avcunun içinde sıkıştırdığı günlere içli bakışlar atabilsem eğer, senin yüreğinin ayak izlerinde kaybolurum.
Dünün kaybolan suretlerine dalarken, geç kalan pişmanlıklarımın kucağında ninnimsi acılarla bezginliklerimi harmanlarım. Gecelerin çığ toplarından kurtulmayı istedikçe ellerimin yörüngesiyle aralarım sisli perdeleri. Karşımdaki oturan sen usulca kalkarsın yaylı sandalyenden. Bembeyaz entarinle yürür gelirsin hayal gibi. Ellerimi uzatırım sıcacık hayaline. Bilirim tutmayacaksın, bilirim uzanan ellerimi boş bırakacaksın. Onun için hiç üzülmem, hiç aldırmam beni bir başıma koyuşuna. Sessiz çığlıklar atarım mevsimler ötesine. O çığlıklarla kaybolana kadar yuvarlanırım.
Seninle geçen günlerimi eksik yaşamışken, direndiğim yalnızlıktı. Sevgiyi tam yakaladığımı sanmışken, tam uzanmışken ellerine boşluklara düştüm gün ortası. Yeryüzünün tüm acılarını senin için çektim. Tüm çilelerden yumaklar sardım bıkmadan, usanmadan. Sevgi labirentlerinde sıcak koyaklar ararken sen kaçtın benden. Asla ulaşılamıyacak saraylarına varmak için günlerce yürüdüm. Sana yürüdükçe, sana ulaşmak istedikçe hızla uzaklaştın benden.
Karlı Ağrı dağının zirvelerine çıkar gibi günlerce sana tırmandım. Dinmeyen yürek sızılarımı, hiç eksilmeyen hasretini azık yaptım. Yanıbaşımdaki gölgenle okyanuslar aşmak için, kırılan gün ışıklarına yorgun adımlar attım. Bitimsiz hasretler yürüdükçe uzadı, uzadıkça Ağrı Dağı'nı aldı kollarına.
Hiç bitmeyecek bu sancılarla ömrümün son pistinden hızla gelip geçtim. Arkamda bıraktıklarıma baktım yaşlı gözlerle. Kabaran, baktıkça sararan albümlerdeki resimler gibi sonbaharlara hüzünlü bakışlar attım. Bir tek gözlerini gördüğüm aynaları hiddetle kırdım. Dağıldım, harmanlandım, acı olup çoğaldım, bir çocuk gibi bazen oturup ağladım.
Bana gelmekten, gözlerime bakıp, ellerimi tutmaktan korktuğunu söylüyorsun. O korkularla yaşadım ben yıllar yılı. O korkuların kucağında acılarla özdeşleştim. O acılardan ömrümün geri kalanını çıkarınca sıfıra düştüm. Anlayacağın, korkusuz olmuyor, korktukça acıları, acıları tatdıkça yaşama daha çok bağlanıyor insan.
Acılarla örülmüş bir duvardı senden önce yüreğim
Hüznün mevsimlerinde ayrılığı söyledi hep şiirlerim
Bitti yaşadığım kırlangıç fırtınası, yağmur gecelerim
Şimdi, uzak kentlerden yağıyor içime çakıltaşı gözlerin
Yarını yitirmekten korktuğum anlarda, sesinin, yüreğime dokunuşlarının vuruşlarıyla mutlanırım. Dünyanın bütün iğrenç seslerini keserek, bir dağın zirvesine çıkarak nefesim kısılana kadar bağırmaktır seni sevdiğimi söylemek. Saçlarıma tutunan bir sevdayla, şimdi yüreğim yıllara kafa tutar.
Biz dağları şarkılarda sevdik, mısralar ile tırmandık doruklarına
Çiçekler çaldık mezarlıklardan, birbirimize asil sevdamızı sunduk
Kılı kırk yarıp azrailin ince köprülerinden geçip birbirimizi bulduk
Bir mevsim senfonisiydi içimizde çalan, pusularda haince vurulduk.
Gecelerin hasret yüklü kervanlarını bekler durursun bilirim. Bakışların bir vaha arar, gözlerin gibi yemyeşil. Takılır aklın sevginin garip duldasına. Vaha susuz, gözlerin yorgundur düşersin yeniden yollara. Yüreğinin kilometrelerinde tükenirken yıllar, ömrünün kısacık periyotlarına usulca göz atarsın ve söylersin en hüzünlü şarkıları.
Kırılmalarımızın büyük halkalarında
Savruktur yüreğimizdeki sarı ihtilaller
Bir haller olur acılarımıza, ağıtlanırız
Umut karıştırılmış lokmalarla doyarız.
İnancımızın ışıklarını serince biz gecelere
İçimdeki resme adresi meçhul mektuplar yolladım
Bütün sağanakların sonsuz labirentlerinde halkalanıp
İzi sevdadan önce beliren onlarca kahırlı mermilerden
Argın beklentilerin diz boyu aşkı taşıyan derelerinden
Usumda bağdaş kurup oturan bir yordamsın belki de.
Bir biz değiliz aslında yanılsamalı aynalarda tükenen




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.