Yorgun bir akşamüstü kaldırımına düşürdüğün
Gözlerini bulup, yine sana vermektir yaşamak.
Seni yazmak, kimseyi yerine koyamamaktır
Ve satır arası bırakmamaktır bir yazıtta.
Bir dere akar düşlerimde. Güçsüz, düşmüş çiçekleri taşır denizlere sarı sular. Yüzün yansır sulardan gönlüme ve tuzlanır kirpiklerim. Yürürsün içime, görmek için sessizce ölüşümü. Bir yıldızın izdüşümü sarılır geceye, ağustosların sesleri duyulur uzaktan ve bir çobanın sürüsü geçer o dereden.
Denizler ülkesinin gizemli, mağrur prensesi
Gülen güneşlere yürümelerin sonuçlandığında
Sevdanın yelkenlerini çek, dayan fırtınalara
Sevgimin limanlarına gir, demir at yüreğime.
Aynı dili konuşamasak da, aynı duygular için nefes almıyormuyuz gizemin kızı? Ve o yürekle yürümüyormuyuz bilinmezliklere? Gecelerin sonsuz ışık huzmelerinde kaypak ve rezil ışıklar yansır gözlerine. Gecenin gözlerine baktığımda senin denizlerinde yüzebilmek ne güzel. Tıpkı suskun bir ilâhiyi dinler gibi.
Nasırlı bir eldim ben, kutsal yüreğinin küreklerinde
Dizginleri kopmuş bir tay gibi yalnız sana koştum
Islak dirençlerin kaldı şimdi kıraç dudaklarımda
Sürüldüm, tırpanlandım, ben sensizliğe ekildim.
Sancılanınca yutulan tabletlerle bile ben kanadım
'Yaşamak, tutkulu bir oyundur,
Kimi zaman aşka dönüşür
O aşk ki, kimi zaman
Dostlukla herşeyini bölüşür'..
Ben, bütün sabahların eteklerinden hüzünle tuttum. Asmalarımda bahar salkımları sarkar, toprağım verimlidir. Gözyaşlarım perçinli olsa da sevinçlerime, severim rüyalarda dans etmeyi. Öfkelerimi, hüzün şarkılarımı, yüreğimdeki vakur gülümsemelerimi ekip yüreğimin topraklarına, sevdalarımla harmanlarım.
Tütün kokulu bir düş kırığıdır ağrının diş bileyişleri
Vurdukça akrebin döşü ağrır, yelkovan sevdayı solur
Oluk oluk tükenişle kanadım, ağrılı türkülerde ağladım
Yüreğime belediğin kutsal aşkla nakaratım oldu şarkıların
Nice karanlık gecelerden sonra güneş doğuyor işte. Eğilip suya dokunuyorum ellerimle. Suskunluğunu dinliyorum göllerin, gölgem düşüyor suya, bir öpüş dokunuyor dudaklarıma, kuşlar havalanıyor yüreğimden.
Yaşamak diye dilimden dökülen melodilerde hayata meydan okurcasına sıkılıyor yumruğum. Göğsümü kabartan güçle, içimi dolduran şevkle mutlanıyorum. Sesin, soluğun, gülüşlerin gecelerime ışık, firari aklıma rehber oluyor.
Kaptırdım gönlümü sana gizemin tatlı kızı. Karlı dağlarımdan ırmaklara yürüyor sularım. Cennet bahçelerimi sulamakta gürül gürül akışıyla. Yıktın zindanlarımı, çözdün kelepçelerimi, gönlüme kazıdığın mutluluk bestesiyle aşkın şarkısını söylüyorum şimdi.
Hücrelerimi doldururken sevgin, hüznü de katık yapıyorum içerisine. Yıllardır yüreğimi yakan yalancı aşklarıma mendil sallıyorum anlayacağın. Her gece seni düşünmenin mutluluk uçuşlarında, sana saldığım mesajlardan umut umuyor, gözlerindeki tanrılara avuç açıyorum aşkını sunması için.
Yeni, yepyeni mutluluklar çalıyor kapımı bak. Acılarım kartal pençelerinden kayıyorlar ve bir uçurumda parçalanıyorlar gül yüzlüm. Sevdanın onulmaz yakıcılığında elveda diyorum tüm yaşadıklarıma. Tahta köprülerde sana koşuyor, ellerimdeki buket buket kır çiçekleriyle önünde diz çöküyorum işte.
Gözyaşlarını bir cam kavanoza koyup ömrümün sonuna kadar seyretmek istiyorum. Deniz gözlerinin ülkesinde, fırtınalara aldırmadan, yeni başlayan yarınlarıma, ufkumun rotasıyla sana çizdiğim mükemmel çizgide yürüyüşlerim hiç bitmesin istiyorum.
‘Tüm sessizliklerin yıllanmış bağlarında bir sabrın posası vardır, çamurla toprakla ve suyla sıvanmak için.
Bütün tebessümlerin arkasında yağmalanmış bir hüzün vardır, aşkla, sevdayla ve hüzünle mayalanmak için’..
Ay ışığından fısıltılar ördüm sana
Yakamozların hicranına daldırarak gözlerimi
Varlığımdan hızla uzaklaşan yıldızın kayması
Ateş yağmurdan korkar, ben ateşinden,
Ay, yıldızı eksik etmez sofrasından
Gece, yokluğun gibi kara, kapkara
Denizler köpürür aşkının hiddetinden.
Sonsuz bir ışığa koşar gibi, dağlarda kor ateş yakmak için, yıldız kümelerinin altında yol alıyorum. Gözlerin ışıyor karanlığıma. Yüreğinin titreşimlerine doğru yol alıyorum. Bir yanım sevinç, öte yanım kederle, sana yürüdükçe büyüyor sevdam koparılan takvimlerle. Büyüyor sana sevgim, bahçemdeki güllerle.
Yorgun ve devrik günlerin boy aynasında
Düşe bakıyor bir kadın ve adam
Dağınık saçlarında gün kesiği ışıltılar
Durdurulamayan anların sahnesinde ağlayan bir çocuk
Gözlerinde hüzzam haykırılar
Hızla ilerliyor saat
Örseleme artık yüce dağlarımı,
yetsin artık yüreğimdeki kanama.
Yağmurlarımla bir başıma bırak beni
Senin için tırmandığım dağlar bitti,
bitti feryatlarım, beni yüreğinde bile arama.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.