Hiç bitmeyecek bir şiirin sözleri yazılırdı sana,
Bobinler sana döner, senin için katlanırdı gazeteler
Seni sevmelerin alacakaranlık kuşakları açılırdı
Yorgun kelimeler bu şehrin üzerine düşünce…
Simsiyah bir gece akıyordu gözlerimin önünden. Bütün kalabalıkları geride bırakmış, kavgadan, ihanetten uzak kalışımın şerefine kadeh kaldırıyordum. Geleceğimi duvarlara çiziyor, melankolik sevdalarıma içli bakışlar atıyordum. Kendimle uzlaştığım, kendimi dinlediğim gecelerden biriydi bu ve ben yıldızlara seni anlatıyordum.
Bu çığlık ekili aşk gezegeninde yaşam ve ölüm çizgisinde geçer günlerimiz
Tekrarı olmayan bir film karesinde zumlanır zoraki ve asil gülücüklerimiz
Dönüşümsüz masallar ülkesinde yağmur yağar üzerimize ıslanır yüreğimiz
Her insan ömür sofrasından aç kalkar, doyumsuz lokmalarla biter şölenimiz
Sonu asla olmayacak düşünüşlerin hayali topraklarında
Her yazgının bir rüzgârı, her ruhun rotası sevdaya döner
Karlı ve yüce dağları mesken tutar her mevsim kardelenler
Bir yürek ki, yalnızlığın çöllerinde hep kendi denizini düşler…
Çoktan sulara düşürdüğümüz, günü gelince elimizde kalan son umudumuzu bölüştüğümüz yaralı bir hayatın sorgularıyla adımlarız bu kirli yaşam sularını. Özümüz perişandır da, asla belli etmeyiz. Bir şarkıdır belki yüreği avutan, belki de gitmiş, yitmiş bir sevgiliyi anlatan. Hayat, içimizdeki ateşlerle, aldığımız derslerle, kimi sevgilinin, kimi dostun vurduğu tokatlarla dönen çelişkili bir küre. Bütün sokaklarında sevdanın krokisinin asılı durduğu, kaybedilmiş bütün özlerin bir gün kendine döndüğü bir sevda ruletini çeviriyoruz sevgiyle.
İğde kokuları dolmuyor artık
Penceremiz açık, gönlümüz kırık
Hayal içindeydi buğday tarlamız
Çevremiz hep harap, MİLLER kayboldu.
Gökkuşağım kayıp, sularım durgun
Sürgün sevdalar yaşadık, ıslak ve terli gecelerde
Paramparça bir mevsimin göçüydü yaşadığımız.
Yaz bitti, mevsim kışa döndü, üşüyor sevgimiz
Soktu kirli geceler parmaklarını cebine hohlayarak…
Dilimde kıyım hicranlar, harcanmış umutların dağlarında sesim mağrur bir yankı
Asaletini kaybetmiş aşklar ekranda, soyunu inkâr eden masallar eskimiş bir şarkı
Sırlarını taşıyorum ertelenmiş sevdaların, yalnızlık molasız yüreklerde başkaldırı
Şarapta tortu, yüreklerde hüzzam yontu ve hazin bir yakarıdır aşkın dil hıçkırığı
Emanet seviler uçurumunda bir adam, öfkeli aldanmışlıkların kahpe hıncıyla ruhunu düşlere atıyor. Ömrün dikey yarlarından süzülürken boşluğa kendi türküsünü söylüyor. Mağrur kırılmaların utançları oynuyor yanılgıların sahte ekranında, yaşam kervanı nicedir aldanışı taşıyor.
Her fışkın yeşerir renk olur, sarar gövdeyi dal olur, sardıkça dalı yaprak olur
Isınır mevsim, ısıtır bedenleri güneş, yakar suyun şavkı yüzümüzü gün olur
Sokulurum ilençli bir yara gibi umutsuz yüreğimle, şarkılarım dilinde lal olur
Ülkeme akan sularının şavkı yakar yüzümü, yaşamak seninle tam bir an olur
Sana dökülüşlerimin dikey limitlerinde vakit aşk
Ölüler yıkıyor kadınlar soğuktan üşümüş taşlarda
Gülüşüm hüzünlü bir başkaldırı çığlığı bugünlerde
Sonbahar çatlatıyor yazdan büzüşmüş kuru dalları
Yüzümde asi kırıklıklar, yüreğimde ilençli yasaklar
Kendi düşünün musluğuna eğilmiş dudak
Cümleleri emiyor inançsız mevsimlerde
Islanıyor ten, yağmur bulutla oyunlarda
İntihar bakışları gözde, yangınlarda şafak.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.