Tütün kokulu bir düş kırığıdır ağrının diş bileyişleri
Vurdukça akrebin döşü ağrır, yelkovan sevdayı solur
Oluk oluk tükenişle kanadım, ağrılı türkülerde ağladım
Yüreğime belediğin kutsal aşkla nakaratım oldu şarkıların
Unutulmuşluğa yol alan bütün gemilerin güvertesinde
Her bahar, düşlerin rengi yeniden düşer gönül sularına
Çünkü; kuşların en sevdiği izlencedir köpüklü denizler
Aşk, yürekteki kutsal sudur ve sancısız koklanmaz hüzün
Yolunu gözlediğim masalcılarla
Serüvendir yontusunu ördüğüm
Yıkılmış kentlerimde aşk kayıp
Önce kendi sözünü dinler yürek
Denize düşürmüşsün beyaz tenini
Çelişkinin taşını attım kör bir kuyuya
İncindi su, öfkeyle ışığa döndü yüzünü
İnançsız sarmaşıklar ayrıldı kuyudan
Delinin biri seslendi çok derinden
‘Çıkarın beni bu bilinmezliklerden’! .
Gönlümüzün yasaklı odalarında aşk beklerken ikimizi
Aydınlık sabahlar da gelecek, saracak üşümüş ellerimizi
Oyulmuş yüreklerimiz mutlanacak, ısıtacak bedenlerimizi
Sevgimizin haritalarıyla geçeceğiz dalgalı denizlerimizi
Rüzgârların özünde şaşkın bir kayboluş ninnisi
Ülkümüzün çocukluğunda kül yağar üzerimize
Unutulmuş isimlerle donatılı zarflar ülkesinde
Siyah-beyaz anılarla yenileniyor bütün filmler.
Kapanınca kapılar, zamanın burcuna yükleniriz
Kutsal yüreğine vurgun kelimeler biriktiriyorum günlerdir
Mühürlü bir sevdanın rengârenk gül desteleri var içerimde.
Sen, gecelerin siperlerinde aşkla titreyen mağrur kelebek,
Rüzgâr türkümüzü susturmadan ülkenden çekilmeyeceğim...
Bunca yıl seni yazsaydım eğer, ülkemin bütün toprakları yemyeşil olurdu. Sana yıldızlı bir günde rastlamasaydım eğer, bu beden bende olmaz, acıların yoldaşı olurdum. Sevmek acı, seni sevmek acıların atlası şimdi. Ben o atlasta seni buldum ve söylüyorum işte yeryüzünün en güzel 'Seni seviyorum' sözcüğünü.
Sıkışınca yüreğin sevdalardan kaçarsın
Fırtınalı bir denizden boş çıkar oltaların
Karlı dağ zirvelerinde için için yanarsın
Söversin yalnızlığına, belki de ağlarsın
Serpilme vakti gelince çılgınlıklarının, sinsi bir ürperti kaplar bedenini. Acıların ustura ucunda bilenirsin durmadan, kahkahayla izlersin ağıtları. Prangalar vurulu yüreğin iskelet duruşlarında, ıssız bir limanda içersin son kahveni.
İliklerime işleyince kurşun-i gözlerin, kırıldı direncim
Rengi kuşkularla büyüyen bir geceydi sensiz günlerim
Ruhumdaki ağıtları, yüreğimdeki ağrıları bitirdi sözlerin
Islak yastığıma hüznünü düşürünce sevdaya düştü gönlüm
Sen utangaç mavilerin mart filizleriyle uykuların alaca rahminden düştün bu yaşam sularına. Karları taşıyamayan ağaçların pamuk döşekleri toplanırken uzaklarda, durağan bir çığlıkla merhabalarla güldün hayata. Yağmurla oyunlara açıp minik avuçlarını, yüreğinin dönencesine düşen gözlerindeki engin bakışlarla yürüdün yılları.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.