Siyah Afrika’da açmıştı yaşama gözlerini minik Abi Tako
Kıvır kıvır saçları, tanımsız bir saflık vardı çocuk yüzünde
Geceler korkuyla inerdi Guinea-Bissau’ya, karanlıktı evleri
Annesinin sırtında dolaşırdı Afrika’nın çorak, gizemli çöllerini
Minicik avuçlarıyla kuru memeye saldırdı günlerce Abi Tako
Susuz topraklarda, silah sesleriyle irkilirdi, yumunca gözlerini.
/Ölgün bir zaman düşünüşü içimde
Yürüdükçe özlemine, taşınıyorum yüreğine/
Çökük avurtlarımı teğet geçiyor rüzgâr
Yaşamın salkımında çürük bir taneyim
Bir aldanışın tükenmişlikleriyle
Mazide kalan sevgi gülücüğüyle
Sonsuz acıların kuyusunda adam
Halatı çürümüş karanlık bir kuyuda
Yarınlarının merdivenlerini arıyor
Ateşin dudaklarına sevdalandım ben, adı sonbahar
Ölmek için bahanem çok, uzaklardaymış ah bahar
Raflarımda aşkın tozları var, unutulmuş mektuplar
Tecrit tükenişlerdeyim, üşüyor gövdem sarsana yar.
Tedavülden kalkan aşklara beledim uykusuzluğumu
Üzüm gözlerin gönlümün zindanlarında
Yıllardır kutsal bir aşk içkisine dönüştü.
Senin sevdan, illâ senin sevdan,
Şu yüreğime bir ay, deniz ve güneşti...
İçinin sellerini boşaltmadan önce, gözlerin böylesine bıçkın, böylesine turkuaz düşmemişti yurduma. Ellerinin bahar salkımları gövdeme ağınca yeşillendi bahçelerim, ufkum aydınlandı ve yeniden sevdaya düştüm. Sen aklanınca masum çocuklar gibi gülümsedin gözlerime, omuzunu eğen yükleri boşaltınca pazarıma, ılık ılık bir sevda düştü yüreğime.
Dağların en yücelerine çıkıyorum yine. Karlı yücelerde bağdaş kurup oturacağım. Sevginin hikayesini anlatacağım yıldızlara. Şu kısacık ömrü yalınayak yürümüşüm, farkında olmadığım güzellikleri elimin tersiyle itmiş, yaldızlı güzelliklere kanmışım. Sevmenin kolay olmadığı bu yerkürede kırılgan şarkılarla dost, vefasız insanlarla sırdaş olmuşum.
Yağmurlar yağmış mevsimlerce üstüme. Öfkelerimi toprağa tohum gibi ekmiş, her baharda açan öfke çiçeklerinden buket buket derlemişim onlara. Sahte gülücüklere kanmış, canımı verdiklerime kendimi hırpalatmışım. Yılmamışım, her fırtınada çadırımı toplamış yeniden çıkmışım dağlara. Rüyalarda gerçeği, günlük yaşamda sahtelikleri yaşamışım her an. Umutlarımı vermişim çocuklara. Onlara söğütten düdükler yapıp çığlıklarında mutlanmış, deli ırmak kenarlarında huzurla uyumuşum.
Mevsimler dönmüş durmadan. O mevsimlerin hızıyla öğünmüşüm un gibi. Çilelerimi yumaklara sarmış, yüreğimin katran nasırına göz yaşımı belemişim. Kaypak sevgileri gönlüme merhem niyetine sürüp acıların zehrini içmişim kana kana. Gözlerimdeki yaşı anılarla silip, sahte sevgilere ağıtlar yakmışım yıllar yılı. Yaşamın isimsiz tortularını biriktirmişim seni seven deniz yüreğimde.
Bu yıllarca ovalarına akan boz bulanık çaylarım da durulacak elbet. Aka aka ülkenin ovalarını yerle bir edecek, millerin seni bana getirecek. Denizlere ulaşacağım, mavi umutlarım olacak benim de. Yıkılan, sular altında kalan kentlerim görecekler gök yüzünü. Göz yaşlarım boşuna akmayacak bir daha. Bunca sevmişliğim, sana yanıp yakılmışlığım da bitecek gülüm. Sonbaharda yaprağını döken her ağaç beni anlatmayacak bir daha.
Bir it gibi yaralarımı yalaya yalaya döneceğim hayata. Kanatlarımın üstünde evreni taşıyacak kadar güçlü olacağım. Tüm denizlere olta atıp melez zevklerimi tatmin edeceğim. Kokunu da atacağım içimden ve aşkın gibi sensizliğe de alışacağım. Yüreğindeki kirli döşeklerden bir şafak vakti kalkıp hiç bilmediğin, beni asla bulamayacağın uzak yüzyıllara yürüyeceğim.
Her gün yeniden okudum bana yazdığın son oyunu. Kimseyi karıştırmadım aktörlüğüme. Papatya falları açtım sevginin yapraklarını yolarak. Nereden başladıysam hep sen çıktın karşıma. Kendime alkışlar sundum beni izleyenlere inat. Sevgilermiş düşünceleri harmanlayan, yalnızlık daha sana doymadan kalkmış soframdan. Ellerimin yara bereleri sana isyanımdan, gönlümün, sana vurulmuşluğumun dışa yansıması anlayacağın.
Adını aydınlık koydum karanlıkların,
Yıldızların tümüne gözlerini serdim
Senin için deldim sıra sıra dağları
Her kurşunun peşine yüreğimi saldım.
Kırık mısralarda besledim bu aşkı
sevdalı bir fotoğraf gözlerimde
bıkkın tohumlar zemherisi avuçlarım
tanımları aşka çıkıyor yeni sevgilerin
eski yanlışlar yal/an/larla sevişiyor
umarsızlık kendi yatağını arıyor
minarelerde avaz hıçkırıkta sala
Gizli sevdalar büyür yaşamın burçlarında,
Hayat, pembe gülüşlü bir bebektir gülüm.
Sana dizilen şiirlerden bir sevda yarat,
Göğsündeki ateşle fırtınalara meydan oku..
Türküler derleyip yaşama dair, gövdeme ağan son yaz ışıklarında çiçek ürpertilerini duyumsarım gözlerine dalınca. Bu kadar kalabalığa karşın, bu kadar aymazlığa rağmen tas tas sular dökersin gözlerinin pınarlarından yüreğime. Ceylanlar gibi sekerek yürürsün asla sevemediğim kaldırımlarda.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.