Selahattin Yetgin Şiirleri - Şair Selaha ...

Selahattin Yetgin

Takınınca ruhuma sessizliğimi
Sorarım hüznüme, kimsesizliğimi
Önümde siyah bir yelkenli, pupa yelken
Ben yüzümü yıkarım yeşil güvertesinde.

Yeter, geçsin artık yüreğimdeki morluklar

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Yaprak yüreğinin kılcal uzantılarında yağmur düştü gözlerime
Günlük güneşlikti yaşam, bir elvedanın sığ sularında kayboldum
Eski sevgilerin tanımlarında umarsızlık oldu tesellim, dardayım
Suskun kaldı aşk, yaşamın ölüm uçurumlarında dönüşsüz yollardayım


Devamını Oku
Selahattin Yetgin

'Gelince yanıma, kal biraz. Sessizliği arala sıcacık ellerinle.
Konuşma istersen, saç sözlerini, yanımda usulca soluk al.
Kelimeler fırtınalara tutulsun, dalgalara kapılsın,
Geniş bir çarşaf gibi sessizliği ört üzerimize...'

Klâsik bir müziğin melodisiyle girdin dünyama. 'Merhaba'nda yıllar öncesini yaşattın bana. Gözlerinin bozkırlarında gezinen içimdeki yılkı atları ezdiler göğsümü. Derin bir sızıyla ciğerlerimi dolaştın, tarifsiz bir iç çekişle dağladın yüreğimi. Unutturdun bana eskimiş, bir kenara atılmış kahrolası sevdalarımı.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Kıpır kıpır büyürken hüzün içerimde, loş geçmişe ürperten düşüncelerimi salarım. Kırık aynalardaki toz, çürümüş elma bahçelerindeki rutubetli toprak, ellerimdeki Mayıs'a gülerken, çaresizlikle geçmişin boynuna dolanır, kıfayetsiz kelimeler yutkunur boğazımda.
Ne zaman geçmişi bir pastil gibi çiğnemeye kalksam, dermansız dertler dolar içerime. Kalleş mermiler gizlice sürülür namlulara. İyiniyetin kalleşçe kurşunlanacağı günler yakındır elbet, yakındır sevda yüklü gemilerin fırtınaya tutulması.
Güneş yanığı hasatlar kalkarken limanlardan, toy günlerini özlersin. Akşamların geç indiği saatlerde, uykuyu bilmeyen çocuk yüreğim, korkunun karanlık sokaklarında ürpertili geçişler yapar, rüyalarından yaşamına demir atan bilgeler gülümser sana yıkık ve metruk evlerden.
Sonra bir zaman makinesi getirir seni bugünlere. Dün ne yapmışsan onu özlersin. Bugün yarınına borçlu, yarın ise sonu meçhul saldırgan ve umutsuz bakarsın bir sonraki güne.
Ve sonra aşk büyür asmalar gibi, güller dikenlerini biler gecelerde. Cömertçe dökülen göz yaşların, yüreğinde kabaran özlem fırtınaları, karabasan sevdaların karanlığın masumane koynunda dillenir, hayınlık eder geceler, kan, ter içinde uyanırsın aniden.
Yüreğindeki yamalı sevdalara bakarsın sonra gülümseyerek. Gerçek gülümsemelerini anımsamaya çalışırsın. Bileklerine mavi nazarlık taktığın günleri anarsın. Hasret prangalarının kilidini ararsın derin sularda. Yoksulluğu ve yorgunluğu bölüştüğün günlere içli bakışlar atarsın. Çıkrıksız bakraçlarla su çektiğin kuyuların kurumuş derinliklerine dalarsın. Sönmüş yangın yerlerinde bağdaş kurup ağlarsın.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Önceleri kahretmezdim içimdeki yangına. Sabrın namlusundan çıkan her kurşuna aldırmazdım. Nice cemre'ler düşmüştü şu yorgun bağrıma, bir bilsen nice, nice. Gecelerin tespih danelerinde sevdanı çeke çeke geldim bugünlere.
Sen yokken, yönünü kaybeden gemilere aldırmaz, umudun karelerinde çocuklarla körebe oynardım. Dualar ederdim mevsimlerin kara döngüsüne, göçmen güvercinlere sular verirdim ellerimle. Sen yokken, anlamsız kavramları anlamaya çalışmazdım.
Bu hem yaşamak, hem de ölüm labirentinden bir bilet de ben aldım şimdi. Bir tas su, biraz kuru ekmek ve aşkını sarıp çıkınıma girdim bu girdabın içerisine. Bir tek selamını umarım hayattan, birde sevdanı. Erken sabahlarda sıcaklığını arar, ıslak avuçlarımda ellerini özlerim.
Kırkbir yerinden yamalı şu gönlümün yara berelerini sararken ellerinle, bu göçebe yüreğim çakıldı kaldı yerinde. Yıllardır gözlerim aka aka milli kuyulara, kahkahasız geçen ömrümü saldım enginlere. Hıçkırıkla yoğrulan bir oyun'muş oynadığım nicedir, nicedir senmişsin beklediğim. Yokluğunda, acının çiçekleri döllenirken mevsim bahar'mış, kış'mış umurumda değil. Umurumda değil yaşamak bile sensiz.
Evet Yağmur Gözlü'm. Yağmur olup yağ üzerime. Uğultulu ormanlarda kaybolayım istersen. Görünmez kelepçeler sıksın dilersen bileklerimi. İstersen sonsuz okyanuslara yolcu et beni. Yada, sür beni yeryüzünün tüm savaşlarına. Yeryüzünün tüm avcılarına av yap beni, istersen kırayım bütün kafesleri.
Elimde değil, istesem de kopamam yüreğinden. Kopamam ellerindeki o muhteşem güvenden. Serçe kıvrımı dudaklarının öldüren zehrini içmeden yaşayamam. Sen, sönmüş volkanların can damarı, sen, ha bugün, ha yarın yolunu beklediğim. Yazım, kışım, baharım, kimide sonbaharım. Mevsim mevsim sevdam, yağmurum, soğuğum, sıcağım. Sen, akşamların bittiği yerde ortaya çıkanım. Sen, üstüne türkü olup, halaya durduğum, uçurduğum tüm kuşların kanadında bulduğum. Sen, sen, sen. Senden ötesi yok, yok işte...

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Kilitsiz, paslı ve sürgüsüz hücrelerde
İçinin tufanları yüreğini salladığında, gir imgelerime
Kimselere aldırmadan, gözlerini dik yüreğime.
Ben, kirli sokakların kaldırımlarında yürümeyi unutan,
Sevginin parke taşlarını onaran bir sevda işçisiyim.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin





Sevdalı düşlerimin coşkularına sordukça yüreğimin adresini
Yağmur kokan ellerinin sancısına sürerim kavlı dudaklarımı

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Uzak denizler düşlüyorum yorgun usumda
Yüzüme çarpan dalga seslerinin yosununda
Dinle çığlığımı ey sevgili belki uçurumunda
Seni yitirmeye korktuğumca var olacaksın

Islak yıldızlara ve deniz kızlarına ağ atarken balıkçılar

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

sancıyla büyüyen bir özlemin derinliklerine
denizin dalgaları hüzün taşıyorlar durmadan
kırmızı ağlarken yoruluyorum düşünmekten
kaybolmuş bir zamanın anıtlarını arıyorum
yoksun işte yüreğimdeki hatıralarla öksüzüm

Devamını Oku
Selahattin Yetgin



—Ağıtlarla açan bir gülsün sen
Öfkemin tetiğini hoyratça çeken-

Şafak kırık, eskimiş kağnılar penceremde

Devamını Oku