Selahattin Yetgin Şiirleri - Şair Selaha ...

Selahattin Yetgin

Hayali bekleyişlerin uçurumlarına vurdu aklım,
Dudağımda gizemli ismin, yüreğimde sızımsın
Hercai buluşmaların çukurlarına düştü şavkın
Sen zamansızlığıma çıkıp gelen son yazgımsın.

Gelgitli bir ruhtur taşıdığım, bedenimde kirli urba

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Avucumda gülüşünü tutuyorum, ağladığında vermek için
Serseri bir sevdanın öpüşünden kıskanıyorum seni.
Bir sevda karanfili kopardım yüreğimden, gizemine
Kutsal bir saray yaptım sana, yüreğimde otur diye.

Hiç söylenmemiş kelimeler biriktirdik içimizde bir Çigan müziğince. Çingene çalgıcılara anlattık durduk asil sevdamızı. Birbirimize yüreğimizi damıtıp hasretlere sarıldığımızda, bildik bir giz sarardı ikimizi. Bir rakkase gözlerini dikerdi gözlerimize ve unuttuğumuz danslara çağırırdı bedenlerimizi.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Zılgıt vakitlerin penceresinden hayatı izliyorum, ruhumda aldanmışlıklar
Yangın suyla sevişiyor, yanık ormanların derinlerinde hazin yaşanmışlıklar
Aşkın muştularıyla geçtim koca ömrü, ruhumda tortulu hicranlar, sancılar
Tutkumun salına tutunuyor bir kadın, yüreğinde dokunulmamış baharlar

Rüzgârın taşıdığı tortularla oluşan dağların mor okyanusuna polen taşır kuşlar. Gökyüzüne saçlarını serer bir kadın, üşümüş yüzünde kurumuş hıçkırıklar. Kartal avını süzer yamaçlarda, av nafaka toplarken yağmalanmış ve kıymeti bilinmemiş yanık ovalarda.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin



Sesimin öksüz tuşlarında bir yalnızlık gölgesi
Tuz damlıyor bedenimden, dilimde aşk öfkesi
Geriyor göğsümü zaman, sevinçli tasa benimki
Dallara bahar yürüyor, öfkem ıssızlığın sahnesi.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin



Kendi dikine çakılı yalnızlığımızın kollarında aşk
Sırata çıkan yolculukların dudağında bir haykırış
Sızılar sürdüğümüz ıslanmış yanaklarımızda yaş
Bir zemheri sallantısında geliyor yüreğimize kış.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Ne zaman yokluğunun imkânsızlığına koşsam bir yığın umutsuzluk karşılar beni
Ne zaman yüreğinin sözcüklerine el atsam ihtiraslarının labirentleri sarar beni
Ne zaman asi yüreğinin fırtınalarına yakalansam bir yılkı atı üzerinden atar beni
Ne zaman gelsem kapını çalmaya mağrur kelebek, hep vahşi tabiatın ağırlar beni...

Günlerdir sana rastlamayı umarak dolaştım bu garip yerkürede. Gözyaşlarının denizine dalarak sevgilerden saraylar yaptım sana. Hep ben konuştum, ben sevdim, ben özledim. Bazen de seninle yer değiştirerek anlamaya çalıştım seni. Kırılgan sözcüklerle bezeliyken yüreğin mühürlü dudaklarına bile haram ettin sevmeleri. Korkular sarmış bedenini kelebek, ne yapsan bitmeyecek. Sen korktukça bu yürek seni bir masal diyarında hep özleyecek, özleyecek, özleyecek.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Ölümsüzlük iksirleri biriktirmişsin bana, gövdemde sevda dövmesi
Coşkular sürdüm bedenime yar, mutluluğa götürür seni her zerresi
Yıllar geçirdim ben yokluğunla ah, her karesi cennetin bir köşesi
Hayat sana olan ibadetimin asası, yokluğun yaşamın hazin sahnesi

Karanlığın yankısına düşünce gölgenin dokusu, dolardı odaya teninin kokusu. Tüketilmiş saatlerin gerilimi yürürdü yatağa, sözlerinin kapılarından bir alev gibi süzülürdün. Damarlarındaki tüm birikintilerin kıpırtısıyla kapanırdın gövdenle pembe düşlere. Dünleri savar, yeni bir güne çizik atardın, yaşanmamış anların hatırına. Takvim yaprakları birikirdi oysa benim odamda, kırık bir sarılışla kendi bağımın eskimiş korukları gibi toprağa düşerdim.

Devamını Oku
Selahattin Yetgin



Özlemin yapraklarını aşındırırken günler
Yüreklerinde kurgulu tafralarla öpüşüyor
Dönence vakitlerinde sevgililer
Nefes dil ararken dudağa

Devamını Oku
Selahattin Yetgin

Sen gelince güzelim, içimin karanlığı aydınlanır.
İnce bir sızı gibi kaplarsın şu yalnız bedenimi.
Çünkü sesin, daralınca tutunduğum bir dayanaktır,
Önüme her öğün konan azığı bile görmez gözüm.

Hüzünlü çehreme aldanıp gözyaşını dökme içerime. Yazmaya kalksam, hüznümü anlatmaya kalksam boşalmaz içim, tükenmez kalemim. Yitik bozkırlar düşer gözlerimin önüne. O bilinmez rüyalarda, yalnızlığımın buğulu suretlerini seyrediyorum. Gecemin düşleri arsız, nereye adım atsam balçık, nereye yürüsem ıssız.

Devamını Oku