Göğsündeki rıhtımlara inince akşam
Sark hüzün yamalı duvarlarımdan
Kurgulu tükenmişliklerin yazgısıyla çizdim hayatın eşkâlini
Eskiciden ömür alıyor bir adam, yüreğindeki bozukluklarla
Sisli düşünüşlerin delirmiş hırsıyla tüketiyor yalnızlıklarını
Soğuk gecelerin atardamar cümleleriyle açlığını doyuruyor.
Kendi dikine çakılı yalnızlığımızın kollarında aşk
Sırata çıkan yolculukların dudağında bir haykırış
Sızılar sürdüğümüz ıslanmış yanaklarımızda yaş
Bir zemheri sallantısında geliyor yüreğimize kış.
Zılgıt vakitlerin penceresinden hayatı izliyorum, ruhumda aldanmışlıklar
Yangın suyla sevişiyor, yanık ormanların derinlerinde hazin yaşanmışlıklar
Aşkın muştularıyla geçtim koca ömrü, ruhumda tortulu hicranlar, sancılar
Tutkumun salına tutunuyor bir kadın, yüreğinde dokunulmamış baharlar
Rüzgârın taşıdığı tortularla oluşan dağların mor okyanusuna polen taşır kuşlar. Gökyüzüne saçlarını serer bir kadın, üşümüş yüzünde kurumuş hıçkırıklar. Kartal avını süzer yamaçlarda, av nafaka toplarken yağmalanmış ve kıymeti bilinmemiş yanık ovalarda.
Sesimin öksüz tuşlarında bir yalnızlık gölgesi
Tuz damlıyor bedenimden, dilimde aşk öfkesi
Geriyor göğsümü zaman, sevinçli tasa benimki
Dallara bahar yürüyor, öfkem ıssızlığın sahnesi.
Mavi eteklerinden tutarak aşkın her sabah
Özlemin bıçağıyla doğrardık yüreklerimizi
Islak sokaklarda yıkardık tuzlu bedenimizi
Gün çekilince dağlarımdan orman gözlerine dalıyorum
Tenimdeki garip sızıyla düşlerinin sarnıcında uyuyorum
Gecelerinin kentlerinde yaktığın çoban ateşine yürüyor
Eşsiz kardelenlerin yetiştiği uzak ülkene kulaç atıyorum
Bütün tanımları aşka çıkan, doruğunda paylaşımların dupduru aynasının yansıdığı eski zaman sevgilerinin düşünsel temaslarında, günlük güneşlik bir yaşam alışkanlığında ilkel sevdalarla yıkarım her sabah yüzümü. Ereksiz sancıları taşıyan bütün kervanlar ulaşınca çağlar ötesine ayaklarımdaki berelerle, yüreğimdeki sevgilerle ve kollarımdaki kelepçelerle anıların sessizliğini de dillendireceğim elbet.
Titreyen bedenimin acılı atlasına yeniden uğradı en güzel sevgili Eylül
Uzun gecelerin göçmen kuşları geliyorlar bak yârim, gagalarında gül
Kıpır kıpır bir telaşla çalıyordu yürek telim
Göğsümdeki tefler seviyi fısıldıyordu
Sarhoş kuşlar uçuyordu gök/yüzümden
Işıklar kendi duvarına çarpıp sese dönüyordu
Sesinin kilometrelerini aşmak için kulaçladım adımları
Yollardan kocaman toz bulutları kalktı
Masmavi denizlerinde artık sevda gemimi arama
Her yağmurda biraz kül, biraz da dumanım şimdi.
Mağrur bir sevdanın kilometrelerini asla aşamam
Ben ki gururuma yenildim, ruhumu da attım denizlere
Beni anlamak, belki de nicelerinin başaramadığı bir muamma olarak geçecek yazıtıma. Yıldızıma sevdalanmak, ayıma dokunmak zor gelir yüreksizlere. Kimi bir imbata yürümek, kimi de ışıkların uzak olduğu bir gezegene yol almaktır. Gecelerim masum, gündüzlerim tutkuludur. Sonsuz karanlığımda bile ışıklarım hep yansır. Ben, hüznün sözcüsü, acının gözcüsüyüm. Biraz ateş, biraz duman, belki de aşkın en çözümsüzüyüm.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.