İsterdim ki, bir değişim yarat kendinde, söv sönmüş yıldızlara.
Kendine kahretme artık, seni çıldırtan huylarına derin bir çizgi çek.
Boşver yüreğini katmerleyen, gözlerini çivileyen üzünç basınçlarına
Yaşamak bir şarkı, yaşamak bir sevda, yaşamak gözlerin gibi gerçek.
Unutulmuş şarkıları anımsayarak değil, unutulmamış aşkları yaşayarak çoğalacaktık biz. Kaptansız gemilerle çıkmıştık bilinmez yolculuklara. Dümenimiz gece yorgunu, pusulamız balık pullarıyla örtülüydü. Sevişen gecelere bakardık yıldızlar altında, utanırdık. Sokulurduk birbirimize ve yunusların diliyle birbirimizi anlardık. Yitirilmiş umutlarımızı arardık en çok. Denizler hırçındı, denizler kabarık olurdu ve biz en çok sulara yüzümüz düşünce birbirimizi bulurduk.
Beni sana sürükleyen yağmur sağanağı hayat
Tüm çıkmazların mazgalında birikmekteyim
Peşimde geçmişimin hüzünlü sarmaşıkları
Lirik bir zaman slâydında beklemekteyim.
Sarılsam hasret gemilerinin güvertelerinde
Yaşamak ruletini döndürdükçe ellerimiz, biz kırılgan düşler sokağında hep birbirimizi özleyeceğiz.
Acılarımız sevinçlerimizle kavgalara durdukça asi, yangınımızı yazdıkça da sevdalı bakacağız yollarımıza.
Usumuz çıplak uykularda birbirine sarılmayı, anılarımız dününü reddetmeyi öğretecek sargılı kollarımıza
Aşk ki, her sabah lambasına gaz koyan bir el gibi üzerindeki ince zarı aralayarak açar gözlerini sabahlara.
Kılıçların öfkesidir ustura yalnızlığımızı biçen. Kelimeleri evrenden ödünç alarak kurmuştuk bu sevgi ve aşk sergisini. Çığırtkan duygularımızı toplayarak nostalji faytonuna attık şimdi bedenimizi. Günlerimiz öfkenin sargı bezlerini dolarken ağrılı bedenimize, biz yine de unutulan bir filmin müziğini bulacağız gönül sandığımızda.
Adının kıskanç rahminden damlardı aşk
Soysuz gidişlerin köprülerini yıkardı sel
Yorgun bir yolcu uğrardı gecemin hanlarına
Avuçlarıma sığınırdı ıslanmış kuşlar
Mürekkebi kurumuş bir hokkada arardım seni
Hayat diyerek başladık mavi bir şiire
Kaybolan zamanları çürüttük dişlerle
Direndik rüzgâra, hak aradık fişlerle
Yaşadık ot gibi biz, savrulduk leşlerle.
Yorgun akşamlardı yansıyan yürekte
Kuru dallar bir çiçek dökümünden sonra
Açmış kollarını, taşıyabildiğince kara,
Üşüten bir soğukla iç içe, birlikte,
Kararsız bir salıncak gibi, sallanır durur.
Yollar çocukları taşır, kahırlı ve ürkek,
Korkak bir gün sızıntısı var ellerimin çizgilerinde
Ruhum tavsız bir gecenin girdabında çelişkide
Bedenimin suyunu tutuştururken ah ellerin
Aykırı bir sevdanın gitme/kal arifesindeyim
Kendi haremin ıssız yurdunda aşk arıyorum
Yüreğine tüneyen bütün kuşların sesini dinliyorum
Güneşler topluyorum ellerinden, gözlerini içiyorum
Göğsündeki geniş topraklara ölümsüz güller ekiyorum
Kökünü şiirlerime ver gülüm, cemrelerini bekliyorum
Gecenin günle öpüştüğü yerde bütün yalnızlıklarımdan sıyrılarak, dalgaların kıyılarını unuttuğu yerlerde yürek sancılarımı dinlerim, sen kapımı çalınca. Bir yelkenli geçer gözlerimin önünden ve yüzümü yıkadığım bütün sularda seni görürüm. Yanarsın içimde, hoyrat bir rüzgâr kokunu getirir, susarsın, konuşmazsın, gözlerin bir dağ esintisi olur. Sürgün bulutlar yürür kelepçeli yüreğime, mavi bir aşkın deliğinden geçiririm sevdayı ve hüznün paytonunda seninle gökyüzünde dolaşırım.
Toprağın nefesiyle sardım gönlümün narını
Bağrımın sızısıyla sıvadım göğsümün harını
Biriken kederlerimiz okşadıkça yüreğimizi, hırçınlığımı salıyorum zindanlarından. Gölgemden ayrı gezdiğim günlerime nispet, sensizliğin sahralarında gezintiye çıkıyorum. Mutluluk uğramazmış zamanın karanlık koyaklarına. Sevdalar yitirmiş anlamını, satılmışlar üç kuruşa. Işık kalmamış yüreklerde, virgüllü, noktalı sözcüklere boyun bükmüşüz.
Duydum ki, düşlerini de satmışsın sonunda. Korkunun hayın ellerine soyunmuşsun. Yüreğinle övünürken bir zamanlar, yüreğini de atmışsın küflü odalara. Adına umut koyduğun çiçeklerle dert ortağı olmuş, ömrünün geri kalan kısmına çizikler atmışsın.
Gecemin denizinde kopar ansızın fırtınalar. Bağım talan olur birazdan, yüreğimde susar, korkarım gerçeğe dönüşür masallar. Ayak seslerindeki ağıt, hüsranlı gözlerinde acıyı sezdikçe, gül dudaklarına özlem fırtınalarımı çağırırım uzaklardan.
Yalnızlığımın yüreğimi darmadağın eden saatlerinde, sensizliğin nakaratı düşerken dilimden, seni ararım her dem. Ellerimi ellerine tutuşturup sevda gemileriyle yolculuğa çıkar, karmakarışık duygularımı gözlerinin salıncağında sallarım.
Bir gün haberin bile olmadan gideceğim buralardan. Senin asla ulaşamıyacağın, aklının ucuna bile gelmiyecek yerlere demir atacağım. Buzul sarkıtlı yerlerde bağdaş kurup ölümle alay edercesine onu çağıracağım. Aşklarımı, sevda sızılarımı bitireceğim.
Gül kokulu mektuplar yazacağım sana oralardan, hasretten hiç söz etmeyeceğim. Seni ne çok özlediğimi duymak istesende benden, inan tek bir kelime bile söylemeyeceğim. Oralarda, erken inen akşamlarda karanlığa yaslanıp bir sigara dumanı gibi seni içime çekip zehirli hasretini içeceğim. Gidiş günlerini ve karanlık yüreğimi uğratmıyacağım yurduna. Unutuluş türküleri göndereceğim sana. Rüyalarından köşe bucak kaçacak, benim rüyalarıma girmiyesin diye sabahlara dek gözümü kırpmadan uykusuzluğu öğreneceğim. Bir bulutun üzerinden sana el sallayacağım sonra. Yurduna göç eden kuşlarla haber bile göndermiyeceğim.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.