Hangi yazgının ilençli ceplerinde taşınır aşk!
Yokluk yazgılı o mor dağlara taşınır hüzün
Hicran korkulu masalların cehennem ateşi
Susacaksan, mağrurluğu kaldır gözlerinden
Hangi yokluk doyurur okşanmamış usumu
Mevsimler üşüyor parmaklarımda, yoksun
Kaç şafak söktü bu zemherilerle donatılı aşk şehrinde
Nice kuşları havalandırdık dilimizdeki aşk şarkılarıyla
Yüreğimdeki sevdayla, içimdeki dualarla seni bekledim
Varlığının tüm metruk istasyonlarında artık bilmeceyim.
Zifiri karanlıklarıma ağlıyorum şimdi. Açılan hiçbir eli boş çevirmeyen, çaresizlere güneş, kimliksizlere eş, arzusuzlara bir teselli gibi kendimi aşkının zirvelerine taşımıştım. Her mısramın beni küle çevireceğini, her çaresizliğimin sırtıma bir hamut gibi vurulacağını bilememişim. Gözlerimde beni görmüş, tutulmuşluğun kırışıklıklarında bir geliş şarkısıyla bulmuştuk birbirimizi.
Coşkulu bir keman yayı sarılacak
Sen gelince korkuların çevrelediği lir yüreğine
Bulutlar ülkesinin düş damarlarına tutunacak kolların
En dingin duldasında ömrün, şarkılar serenada duracak
Kavuşmayan parmaklarımızın birbirine sus/kun kelepçeleriyle
İnsan, bazen çılgın bir ışık yılına ışınlanmak ister
Gövdesindeki kırık ışıltıları da oraya götürmeyi diler
Bir yansıma eksiktir kimi yüreğinde, belki de avunma
Çok sesli bir yakarıyla asırlar öncesini yaşamak ister
Sorgulu elim sendelerin kıraç alanıdır oysa şu hayat
Sevdanın ruletini çevirdikçe kaybetmeyi de göze alacaksın
Umut karelerine saklandıkça özlemine isimler arayacaksın
Hıçkırıklarını taşıyan raylara umutlarını yükleyip gecelerde
Göklere saldığın kuşları bekleyeceksin yüreğinin bereleriyle
İnancımı yüreğimin rutubetli girdaplarına salıp yaşamaya çalıştım yıllarca. Nice sabahlar doğdu üzerime. Nice aydınlıkları içime süzdüm, gelecek sevinçli günler için. Susuşlarımı kuş sürülerinin arasına saldım çoğu kez. Günaydın dedim sensiz, nice nice mevsimlere. Vedalar geldi soframa, aydınlık umduğum sabahlarda.
Muammalarla örülü bir sevgi sarayıydı ördüğümüz, yıkıldık
Deli hasretler hırpaladı sevdamızı, kaynağı başından kuruttuk
Yüreğimizdeki asi basınçlarla kanıyor ellerimiz ve yüreğimiz
Biz bu aşkın rotasını hiç bilinmeyen, gidilmeyen adalara kırdık
Duvarlarıma sevdanın ağıtını sıvıyorum yakamozlar denizlerimden çekildiği zaman. Yitirilen, bir öfkeyle hurdaya atılan aşkımın kristal kavanozlarını kırdım, ufkumun en uç noktalarına yolculuğa çıktım ben. Gömütlüklerime bomboş odalarımdan götürecek resimlerin kalmadı ki, götüreyim. Çalılıklarının, yabani şiir ağaçlarının ışıklı neonlarında bir başına salınarak yürümeyi de öğreneceksin gözlerinin nehirleri ülkeme ulaştığında.
Önce kendine verilmiş sözlerin ülkesiydi gezdiğimiz
Hüznün paylaşılmamış sularıydı kürekler çektiğimiz
Tozlu yollarda sabırla yürür, aşkın izlerini bırakırdık
Hafızası yitik yüreklerdik, koyu gölgelerimizi izlerdik.
Yüzümün önünde bir yüz gölgesi
Güvertede tuzlu ve arsız düş artığı
İnancım kıyımlarda duruşum asi
Yontularım ipotekli gelin yazması
Rüzgar öpmüş meme uçlarından
Çığlığımın nefesine sarılıyorum rüzgârın kesilince
Geçimsiz bir düşünüşün tel örgülerini aşıyorum
Gülümsemeye muhtaç yaralarımın merceğinde
Bir çocuğun yumuk ellerinde tutunuyorum aşka
Korkum yoktur yar kendi içimde kaybolmaktan




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.