Sırrımızın kanlı tülbendinden birer birer süzüldükçe kara mevsimler
Özlemlerin siyahlara sarılıp uyuduğu kırık düşler tabakasıdır geceler
Yüzüm döküldü şimdi firari sulara
Sürgün çağrılar ülkesine gidiyorum
Unuttum ruhumdaki yasak sevişmeleri
Yüreğindeki kaçışların izini sürüyorum.
Pas tutmuşum, masallarım vurulmuş can
Adını unutunca mevsimler
Lambalar hep yeşil baksın sokaklarda
Çingene düşleri çalalım karanlıkta
Gecenin siyahında öpeyim dudaklarından
Bil ki, su derinde insan kokar
Aynı şehrin bir başka köşesi hazin yalnızlığımız
Dipsiz kuyularda uçurtma uçuruyor çocuklar
Evcilik telaşında örgülü saçlı kızlar
Ve şehirlerde inadına özlem
Yanık sesli bir türkücü radyoda
Arkası yarından önceki telaşlar
Hangi yazgının ilençli ceplerinde taşınır aşk!
Yokluk yazgılı o mor dağlara taşınır hüzün
Hicran korkulu masalların cehennem ateşi
Susacaksan, mağrurluğu kaldır gözlerinden
Hangi yokluk doyurur okşanmamış usumu
Mevsimler üşüyor parmaklarımda, yoksun
Duygulu bir keman sesiyle uyanırım,
Sultaniyegâh besteler harmanlanır içerimde
Kaygılarım biter, düşlerim bahara ulaşır,
Masalları uyandırırım uykularından.
Ne çok oldu gözlerine bakmayalı bir bilsen,
Yıldız düşlerime dağlarımdan mavzerler doğrulur, seni sevdikçe
Suskunluğun sancıları gibi durmaksızın yolarlar akrebin döşünü
Ben mavi bir aşkın yeşil baharlarında serdim aşkın pembe döşeğini
Ağlayan Nemrut’u düşledikçe ben, yokluğuna düşüyor hüznün tetiği…
Nemrut’u düşler oldum yokluğun hüznüme ağır basınca. Yüreğime yığılıp kalan ince sızının türkülerinde resimlerde kalan mutluluğun bağrımızda bıraktığı izlerle, içimizin derinliklerinde bağdaş kurup oturan avuç avuç hatıralarla, koordinatsız, yitirilmiş bir zamanın imbiği düşüyor dizelerime. Asırlardır toz ve toprak taşınmış donuk yüzlerdeki izlere kimi güneş, kimi yağmur vuruyor, kimi de karlar altında kalıyorum seni düşündükçe.
Önce kendine verilmiş sözlerin ülkesiydi gezdiğimiz
Hüznün paylaşılmamış sularıydı kürekler çektiğimiz
Tozlu yollarda sabırla yürür, aşkın izlerini bırakırdık
Hafızası yitik yüreklerdik, koyu gölgelerimizi izlerdik.
Kaç şafak söktü bu zemherilerle donatılı aşk şehrinde
Nice kuşları havalandırdık dilimizdeki aşk şarkılarıyla
Yüreğimdeki sevdayla, içimdeki dualarla seni bekledim
Varlığının tüm metruk istasyonlarında artık bilmeceyim.
Zifiri karanlıklarıma ağlıyorum şimdi. Açılan hiçbir eli boş çevirmeyen, çaresizlere güneş, kimliksizlere eş, arzusuzlara bir teselli gibi kendimi aşkının zirvelerine taşımıştım. Her mısramın beni küle çevireceğini, her çaresizliğimin sırtıma bir hamut gibi vurulacağını bilememişim. Gözlerimde beni görmüş, tutulmuşluğun kırışıklıklarında bir geliş şarkısıyla bulmuştuk birbirimizi.
Coşkulu bir keman yayı sarılacak
Sen gelince korkuların çevrelediği lir yüreğine
Bulutlar ülkesinin düş damarlarına tutunacak kolların
En dingin duldasında ömrün, şarkılar serenada duracak




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.