Üç heceli bir yangın artığısın gövdemin katmanında
Teninin hıçkırıklarıyla raks ediyor kangren kalemim
Kırık hallerimin düş meridyenlerinde sen yoksun
Seni anlatıyor imgelerim, mevsim utangaç
Damarımda isyan, aşkın nehirlerine karıştım
Günlerdir sana akıyorum.
Biz ki, ay düşmeyen nice gecelerin korkularına atlarımızı koşumlamadık mı?
Yumuşak gövdemizle, gülüşlerimizle paramparça etmedik mi sevgisiz bedenleri
En bilinmez yaratıkları, en koyu karanlıkları yenmedik mi kutsal sevgimizle
Gövdemizi paralayan, içimizi harabeye çeviren bir sevdadan zaferle çıkmadık mı?
En koyu yalnızlıklara yıldız kümeleri ekip, mor gülüşlü zebanileri yüreğimizle yenmedik mi?
Ölümlerin en hüzünlü yelleri yalıyor içimizi
Üstüme eğiliyor sarı zaman, tüllerim kavruk
Köklerim bağışlanmaz bir günün balçığında
İsyanı da öğrendi ruhum, ben katlediliyorum.
Her sabah güneşi karşılar burada füzeler, roketler
Mecalsiz unutkanlıkların rıhtımında avuçlarımda güneş
Dermansız bir düşünüş dudaklarımda, içtiğim özlem
Geçmiş zaman kapsüllerine suskuyu tıkıştırıyorum
Yamalı bir düş artığı yüreğimde, çok üşüyorum.
Susmayı öğretti zaman, satırlarımda yalnızlık düşü
Yüzümün kaydırağında üşümüş çocuklar
Yılgın gönlümün kabuğunda intihar aşklar
Kıskanç bir mevsim üşüyor avuçlarımda
Hazla örselenmiş bir ocakta aşkı arıyorum
Ayazdan çatlamış saatlerin kulpunda özlem
Kıpır kıpır bir düşün rahlesine koydum yüreğimi,
tutuştu ıslak gönlüm
Bir düşünüşün kristaline uzattım ellerimi,
aşkla donandı şu ömrüm
Bir avuç mutluluk tabakasıyla ovdum sevilerimi,
ruhumu sana döndüm
Mağrur bakışlı sevdaydı yaşadığımız, ne acılara sarıldık
Mavi bir yelkenli olduk, hırçın denizleri sevgiyle aştık
Yaşanmamış tüm mutluluklar adına birbirimizi bulduk
Yıllardır boş kalan aşkın günlüğüne kutsal bir yazıt olduk.
Hızla akan ve aktıkça yüreğimizi ağrıtan sorgulu zamanın kapısını kilitleyerek atardık kendimizi sokaklara biz. Renkli bir uçurtmanın peşinden koşan çocuklar gibi kaybolurduk yeryüzünün garip ovalarında. Saçların rüzgârda özgürce savrulur, gözlerin bir kaçışın kapısını aralamak istercesine sevinçle parlardı.
Gözlerinin çığlıkları artınca
Dizeler dokurdum ben sana
Geceler üzerime kapanınca
Kanardı güller avuçlarımda
Sıcak bir giysi olurdu toprak
İçimize sığdıramadığımız ne varsa
Dökelim bir kalemde yaşam sularına
Çok sevdiği oyundan koparılan küçücük çocukların ağlayışları gibi
Merdivensiz bırakılan, çıkrıkları derinlerde unutulan o kör kuyulardayım
Günlerdir, aylardır, yıllardır sevdanın ve aşkın gür saçlarından tutmuştum
Bir sevdanın son şiirini yazdım sana, say ki sevmedim, say ki, sarhoştum…
Zamanın durmaksızın ördüğü unutuluş duvarını ne sen, ne de ben aşmak istemiyoruz artık. ‘Sevgi Cumhuriyetimizin ırmaklarına Karaca sürüleri’ sular içmeye çoktan inmişler. Gururun öfkeli sancılarıyla zifiri gecelerde tek kişilik satrançlara dalmışız, neylersin. Şah umarken bu kurnaz hamleden, matı çekmişiz istemeden.Hırsımızda bile mağrur, çığlığımızda bile kambur düşünüşlere kapılmışız.




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.