Esrik bulutlar kutsamış yılların bükemediği yüreğimizi
Biz içimizdeki kapıları, hoyrat ve asi vedalara kapattık
Geceleri yeniden türeterek hızla akan zamana direndik
Sabrımızla okyanuslar geçtik, sonsuzluk gölüne geldik.
Soluk benizli yorgun gemiler getiriyor rüzgârın. Mavi kirpiklerine unutulmaz sevinçler yüklemiştim yanımdayken. Savrulan saçlarında hüznümü sorgular, kaçamak bakışlarında yüreğine gıpta ederdim. Toprak önümüzde tavlanır, derinliğini hesaplayamadığımız iklimlerde yaşanmamışlıklarımızı sorgulardık. Vakitsiz buluşmaların sararmış yüzlerini birlikte okşar, bizi aldatmayan bütün sözcükleri gecelerimize sererdik.
Duygulu bir keman sesiyle uyanırım,
Sultaniyegâh besteler harmanlanır içerimde
Kaygılarım biter, düşlerim bahara ulaşır,
Masalları uyandırırım uykularından.
Ne çok oldu gözlerine bakmayalı bir bilsen,
Yıldız düşlerime dağlarımdan mavzerler doğrulur, seni sevdikçe
Suskunluğun sancıları gibi durmaksızın yolarlar akrebin döşünü
Ben mavi bir aşkın yeşil baharlarında serdim aşkın pembe döşeğini
Ağlayan Nemrut’u düşledikçe ben, yokluğuna düşüyor hüznün tetiği…
Nemrut’u düşler oldum yokluğun hüznüme ağır basınca. Yüreğime yığılıp kalan ince sızının türkülerinde resimlerde kalan mutluluğun bağrımızda bıraktığı izlerle, içimizin derinliklerinde bağdaş kurup oturan avuç avuç hatıralarla, koordinatsız, yitirilmiş bir zamanın imbiği düşüyor dizelerime. Asırlardır toz ve toprak taşınmış donuk yüzlerdeki izlere kimi güneş, kimi yağmur vuruyor, kimi de karlar altında kalıyorum seni düşündükçe.
Önce kendine verilmiş sözlerin ülkesiydi gezdiğimiz
Hüznün paylaşılmamış sularıydı kürekler çektiğimiz
Tozlu yollarda sabırla yürür, aşkın izlerini bırakırdık
Hafızası yitik yüreklerdik, koyu gölgelerimizi izlerdik.
Sevdanın ruletini çevirdikçe kaybetmeyi de göze alacaksın
Umut karelerine saklandıkça özlemine isimler arayacaksın
Hıçkırıklarını taşıyan raylara umutlarını yükleyip gecelerde
Göklere saldığın kuşları bekleyeceksin yüreğinin bereleriyle
İnancımı yüreğimin rutubetli girdaplarına salıp yaşamaya çalıştım yıllarca. Nice sabahlar doğdu üzerime. Nice aydınlıkları içime süzdüm, gelecek sevinçli günler için. Susuşlarımı kuş sürülerinin arasına saldım çoğu kez. Günaydın dedim sensiz, nice nice mevsimlere. Vedalar geldi soframa, aydınlık umduğum sabahlarda.
Muammalarla örülü bir sevgi sarayıydı ördüğümüz, yıkıldık
Deli hasretler hırpaladı sevdamızı, kaynağı başından kuruttuk
Yüreğimizdeki asi basınçlarla kanıyor ellerimiz ve yüreğimiz
Biz bu aşkın rotasını hiç bilinmeyen, gidilmeyen adalara kırdık
Duvarlarıma sevdanın ağıtını sıvıyorum yakamozlar denizlerimden çekildiği zaman. Yitirilen, bir öfkeyle hurdaya atılan aşkımın kristal kavanozlarını kırdım, ufkumun en uç noktalarına yolculuğa çıktım ben. Gömütlüklerime bomboş odalarımdan götürecek resimlerin kalmadı ki, götüreyim. Çalılıklarının, yabani şiir ağaçlarının ışıklı neonlarında bir başına salınarak yürümeyi de öğreneceksin gözlerinin nehirleri ülkeme ulaştığında.
Kaç şafak söktü bu zemherilerle donatılı aşk şehrinde
Nice kuşları havalandırdık dilimizdeki aşk şarkılarıyla
Yüreğimdeki sevdayla, içimdeki dualarla seni bekledim
Varlığının tüm metruk istasyonlarında artık bilmeceyim.
Zifiri karanlıklarıma ağlıyorum şimdi. Açılan hiçbir eli boş çevirmeyen, çaresizlere güneş, kimliksizlere eş, arzusuzlara bir teselli gibi kendimi aşkının zirvelerine taşımıştım. Her mısramın beni küle çevireceğini, her çaresizliğimin sırtıma bir hamut gibi vurulacağını bilememişim. Gözlerimde beni görmüş, tutulmuşluğun kırışıklıklarında bir geliş şarkısıyla bulmuştuk birbirimizi.
Coşkulu bir keman yayı sarılacak
Sen gelince korkuların çevrelediği lir yüreğine
Bulutlar ülkesinin düş damarlarına tutunacak kolların
En dingin duldasında ömrün, şarkılar serenada duracak
Kavuşmayan parmaklarımızın birbirine sus/kun kelepçeleriyle
Hangi yazgının ilençli ceplerinde taşınır aşk!
Yokluk yazgılı o mor dağlara taşınır hüzün
Hicran korkulu masalların cehennem ateşi
Susacaksan, mağrurluğu kaldır gözlerinden
Hangi yokluk doyurur okşanmamış usumu
Mevsimler üşüyor parmaklarımda, yoksun




-
Ufkun Yaren
-
Ahmet Durgut
Tüm YorumlarBütün sorguların enleminden koparmıştım seni
İçimizdeki hoyrat sevilerin çarşafına tutunarak
Dudaklarımdaki istem ötesi hareket olmuştun
Ellerinin hoyrat kelepçelerinden sıyrılamadan
Duvardaki saatlerin zembereğine dolanmıştın
Tebriklerimle..10 ve listem..Ufkun YAREN
TEBRİKLER... sn Selahattin Yetgin... başarılar diler, saygılar sunarım. Esen kalınız.